Safsatasavar

Aralık 26, 2020

Aristo 2300 yıl önce yaşadı. Modern bilimin kurucusu olarak kabule edilir çünkü bilgiyi, doğruyu gökte değil de yerde arar.

Örneğin, canlıları anlamak için uykuya yatıp düşler kurmak yerine balık pazarına inip deniz canlılarını inceler, onları kesip biçer.

Bizim hala balık dediğimiz yunus balığının balık olmadığını bu şekilde anlar örneğin.

Mantık dediğimiz şeyi, tanıtlamayı, savlar ve sonuçlar arasında doğru bir ilişki olup olmadığını anlamaya çalışmayı ona borçluyuz.

Aristo’nun büyüklüğünü safsata kavramının anlatıldığı aşağıdaki video dizisinde daha iyi kavrayabiliriz.

Safsata kabaca anlamsız, saçma bilgi yığını ve iddiaları demek ve hemen herkes safsata tanımına giren iddialarda bulunabiliyor.

İzleyelim, öğrenelim, safsatadan kaçınalım:

https://www.youtube.com/results?search_query=flu+tv+safsata

Uydurukçu Emre Alkin

Aralık 24, 2020

Emre Alkin EKOTÜRK adlı kanalda programlar yapıyor. Değerli konukları oluyor ama Emre Alkin sık sık onların sözlerini kesiyor, uyduruk şeyler anlatıyor.

Aşağıdaki videoda Çin’i anlatırken 1940larda Amerika’nın gümüş piyasası yoluyla Çin’in ekonomisini nasıl bozduğunu anlatıyor. Çünkü o dönemde en büyük ticaret açığını Çin’e karşı veriyormuş.

O sırada Roosevelt de hazine bakanıymış.

İnanılır gibi değil!

Roosevelt hiç hazine bakanlığı yapmamış. Ama dört dönem art arda başkanlık yapmış birisi.

Hatta başkanlığın iki dönemle kısıtlanması Roosevelt’in art arda dört dönem başkan seçilmesinin yarattığı rahatsızlık.

1940lar sırasında da Roosevelt başkan.

Dahası var; 1940ların başında Çin dediğimiz ülke Japonya’nın işgalinde.

Roosvelt gümüşle ilgili kararlar almış ama bu da 1930larda olmuş. Roosvelt’in gümüş kararları Çin’e zarar vermiş ama amacı Çin’e zarar vermek değil. Ticaret açığı falan da yok.

Yalın Alpay da bu videoda ona katılıp benzer uydurma şeyler anlatıyor. Örneğin, Çin dış ticaret fazlasını, elinde biriken parayı ülke içinde kendi insanlarına harcarsa (örneğin maaşların yükselmesini sağlayarak), dünya çapındaki rekabet gücünü kaybedeceğini, bu yüzden elindeki parayı Afrika’ya yatırdığını söylüyor. İnanılır gibi değil! Üstelik Alpay Afrika ekonomisi üzerine kitap yazmış birisi. Üzüm üzüme baka baka kararıyor anlaşılan.

Emre Alkin bir başka videosunda da Latin Amerika’nın en büyük liderlerinden birisi olan Simon Bolivar’ın İngiliz bankacılarla giriştiği mücadelenin sonunda bir rıhtımda kıstırılıp öldürüldüğünü iddia etmişti. Halbuki Bolivar verem yüzünden ölmüş. 

Anlayacağınız her videosunda yalan-yanlış, uyduruk şeyler anlatıyor Emre Alkin.

Emre Alkin de Yalın Alpay da doğru bilgiler vermekten çok yanlış, uyduruk bilgiler veriyorlar. Hak etmediğimiz bir uydurukçuluk bu. 

Çin’in 2025 Vizyonu | Murat Kolbaşı, Yalın Alpay | Emre Alkin | 24.07.19 – YouTube

Every computer a web server

Aralık 17, 2020

In the past, we used to use some nice tools like bginfo to display info about user, computer, etc. on the desktop. And there are still places using them.

Powershell module “Pode” allows us, even nonadministrative users, to create a Web site on the computer, without installing Windows’ own Web server features.

And we can use that Web site to display such diagnostic info as a web site too. Every computer can be a web server, displaying info about itself.

If we configue the following powershell script as a logon script, then a Web server starts providing the related web site after the user logs on and this web site will disappear when the user signs out.

Helpd desk people should instruct the user to open a web page like http://127.0.0.1:6645 , so, they can learn the info about the user’s computer.

WebInfo.ps1

# Create the Web page, accumulate it with the relevant info

"<html>" > index.html

"<head>" >> index.html

"</head>" >> index.html

"<body>" >> index.html

"Computer Name: "+ [System.Net.Dns]::GetHostName() >> index.html

"<p>" >> index.html

"Operating System: "+(Get-CimInstance -ClassName Win32_OperatingSystem).caption >> index.html

"<p>" >> index.html

"User Name: "+(whoami)+" <p>" >> index.html

#IP address collection will be tricky

$VIPAddress=(Get-CimInstance -Class Win32_NetworkAdapterConfiguration -Filter ("IPEnabled=TRUE") | Select-Object @{label="IPAddress";expression={$_.ipaddress[0]}},@{label="IPSubnet";expression={$_.IPSubnet[0]}},MACAddress,@{label="DefaultIPGateway";expression={$_.DefaultIPGateway[0]}},DHCPServer,DHCPEnabled,DNSDomain,DNSServerSearchOrder)

$length=$VIPAddress.length

#Now, display IP addresses for all enabled adapters

for($i=0;$i -lt $length;$i++){

"IP Address: "+$vipAddress[$i].ipaddress+" <p>" >> index.html

}

"</body>" >> index.html

"</html>" >> index.html

#Create “views” subfolder and copy index.html to it

md views

copy index.html views

#Install pode module for the current user. User may be a standard user.

Install-Module -Name ‘Pode’ -Scope ‘CurrentUser’ -force

#Start the Pode web server. IP address will be 127.0.0.1 because other ("real") addresses require the user to be an administrator

#Web site port should be between 1024-65535 so it will not meddle in other web sites on the computer, if any.

Start-PodeServer {

Add-PodeEndpoint -Address 127.0.0.1 -Port 6645 -Protocol Http

Add-PodeRoute -Method Get -Path ‘/’ -ScriptBlock {

Write-PodeViewResponse -Path ‘index.html’

}

}

Ekrem İmamoğlu: Kasada para yoktu

Aralık 15, 2020

Ekrem İmamoğlu, Daktilo 84 grubuyla yaptığı röportajda, göreve geldiklerinde belediyenin kasasında yalnızca 5 milyon TL olduğunu söyledi.

Bu para bir aylık personel maaşının yirmide biri değilmiş. Fotoğrafta görüldüğü gibi, neden yabancı piyasalardan borçlandığını açıklarken de bu savı yineliyor.

Göreve geldiğimizde kasada para yoktu kadar anlamsız ve bir o kadar da yanlış ifade bilmiyorum.

Çocuklar okurken okul-aile birliği toplantılarında sıklıkla duyup hiçbir şekilde de aslını bilemeyeceğim bir ifadeydi bu.

Yeteneksiz, kötü yöneticilere ait bir ifade bu.

Şimdi şunu sormak gerek: Kasada 5 milyon varken ilk ay maaşını nasıl ödedin? Sonraki ay maaşları nasıl ödedin?

Yapılması gereken diğer harcamaları nasıl yaptın?

Para mı bastın, soygun mu yaptın, ne yaptın?

Silah mı, ekmek mi?

Aralık 15, 2020

Erdoğan dün bir milyondan fazla kişiye verilecek yeni bir destek paketini açıkladı.

Bu desteğe göre, bir milyondan fazla kişiye ayda 1000 TL karşılıksız olarak verilecek. Bu desteğin toplamı 5 milyar TL civarında.

Rusya’dan aldığımız ve başımıza bela olan S400 füzelerinin maliyeti 2 milyar dolar civarında. Yani, yaklaşık 15 milyar TL!

S400 füzelerine verdiğimiz parayla daha çok insana karşılıksız destek verilebilirdi ya da bir milyon kişiye daha uzun süreli destek sağlanabilirdi.

Türkiye’nin tabii ki güçlü bir savunmaya gereksinimi var.

Örneğin, alamadığımız F35 uçakları hava savaşında tartışılmaz bir üstünlüğe sahip ve alınması şart gibi bir şey.

Ama bu durum her türlü silah için geçerli değil.

Örneğin, S400 tamamen boş ve pahalı bir yatırım.

1 milyar dolara mal olan helikopter gemisi de öyle. Ya da yapılması planlanan uçak gemisi.

Türkiye öyle bir stratejik konumda ki ülkenin kendisi büyük bir uçak-helikopter gemisi gibi.

Sorunlu tüm bölgelere havada yakıt takviyesi almadan gidilebiliyor ve daha uzaklar için de hava kuvvetlerinin havada yakıt takviyesi yetenekleri son derece gelişmiş durumda.

Silaha çok akıllıca para ayırmak gerek.

Para insanlarımızın geçimi, eğitimi, genel olarak refahı için gerekli.

Har vurup harman savurmamak gerekli.

Bu yüzden de savunma harcamaları çok büyük titizlikle yapılmalı.

Eksik bilgiyle öngörüde bulunmak

Aralık 13, 2020

En güzel savaş filmlerinde, savaşın iki tarafı karşı tarafın gücü ve planlarına ilişkin eksik bilgilere sahiptir.

Komutanlar bu eksik bilgilere dayanarak karşı tarafın gücünü ve planını öngörmeye ve savaşı kazanmaya çalışır, ortaya seyri güzel bir film çıkar.

Şu anda tıkanmış bulunan İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkması (Brexit) eksik bilgilerle karar verme durumuna çok güzel bir örnek.

Bir yanda Boris Johnson var: Parlamentodan geçirdiği yasalarla sürekli olarak İngiltere’yi taahhütler altına sokuyor.

2020’nin Ocak ayında Avrupa Birliği’nden çıkıldı ve çıkış sonrası ilişkilerin ne zaman tamamlanacağı üzerine tarihi de yasayla kararlaştırdı: 31 Aralık 2020 son tarih.

Ama 13 Aralık’a geldik halen anlaşma sağlanamadı. İki taraf da iki-üç konuda geri adım atmıyor.

Durum tam batı gençliğinin yaptığı tavuk kim yarışına benziyor:

Arabayı birbirlerinin üzerine ya da bir uçuruma doğru sürüyorlar, en son kim geri dönerse ya da frene basarsa o kazanıyor.

Ben Avrupa Birliği’nin frene basmaya, ödün vermeye daha yakın olduğunu düşünüyorum. Çünkü İngiltere dışındaki Avrupa için anlaşamamak utanç verici bir şey.

Ne kendilerine ne de dış dünyaya anlaşmazlık görüntüsü vermek istemezler diye düşünüyorum.

İngiltere içinse, özellikle Margaret Thatcher ekolünden geldiğini düşündüğüm Boris Johnson içinse ülkesinin haklarını sonuna kadar savunduğunu düşünmek gurur verici ve zaten olması gereken bir durum.

Bakalım 31 Aralık’a kadar neler olacak.

Demokrasi nedir?

Aralık 11, 2020

Demokrasi çeşitli partilerin özgür bir şekilde yarışıp ülke için planlarını, projelerini ortaya koydukları bir yönetim şekli midir yoksa rakip partiyi amansız ve insafsız bir şekilde sinsilikle, hainlikle, alçaklıkla, yabancı devletler lehine çalışan beşinci kol olmakla suçlamak mıdır?

CHP yönetiminin başındaki zatın ve yönetimin canhıraş bir şekilde saldırdıkları konulara bir bakın. Sadece ülkemizin güvenliğini oluşturan savunma sanayindeki tavırlarına dikkat edin. İnsansız hava araçlarımıza, tank projemize, helikopter projemize saldırıyorlar. Motor projemize, gemi projemize saldırıyorlar. Akdeniz ve Karadeniz’deki hidrokarbon faaliyetlerimize saldırıyorlar. Bölgemizde ve dünyada sergilediğimiz güçlü siyasi duruşa saldırıyorlar. Ülkemizin savunma sanayine yapılan hiçbir saldırı masum değildir. Her saldırının gerisinde sinsi ve alçakça bir niyet vardır. Bu saldırıların her biri terör örgütleri ve ülkemize husumeti saplantı haline getiren bir beşinci kol faaliyetidir. Türkiye’yi Gezi’de sokakları karıştırarak, 17/25 Aralık’ta siyasi esir alarak, PKK ive DEAŞ’la sınırımızı kuşatarak, ekonomimizi çökertmeye çalışarak ülkemizi dize getirmek isteyenler şimdi CHP’yi kullanmak istiyor. Bu saldırıların gerisinde, Türkiye düşmanı çevrelerin ve küresel silah şirketlerinin çıkarlarını savunmaktadır. Bu saldırılarının her biri istiklalimizi ve istikbalimizi hedef almaktadır.”

Margaret Thatcher’ı Analım

Aralık 1, 2020

Netflix’te yayınlanan “Taç” (Crown) dizisinde Thatcher dönemi anlatılıyor. Bu dizi nedeniyle Thatcher’ı tekrar anıyoruz.

Thatcher İngiltere’nin son 40 yılındaki en önemli politikacı. İngiltere’nin İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki ekonomik ve sosyal yaşamını kökünden değiştirdiğini söyleyebiliriz.

Thatcher neler yapmıştı?

En başta bol miktarda özelleştirme yaptı. İşçi Partisi iktidarlarında devletleştirilen hemen her kurum-şirket özelleştirildi.

İkinci olarak, maden işletmeleri başta olmak üzere, verimsiz devlet kurumlarını kapattı.

Ekonomide daha çok serbesti sağladı.

Köklü değişiklerin çoğunda olduğu gibi, dönemin ilk yılları zor geçti. İşsizlik ve yoksulluk arttı. Öyle ki kendi partisinin ileri gelenleri bile geriye dönüş istemeye başladı.

O dönemde yapılan şarkıların bazıları ekonomik çöküşü, insanlarda oluşan yılgınlığı ve karamsarlığı yansıtıyor.

Örneğin, Pink Floyd Son Darbe (Final Cut) albümündeki Savaş Sonrası Rüyası adlı şarkıda şöyle diyordu:

Ne yaptık biz Maggie, ne yaptık?

İngiltere’yi ne hale getirdik?

Bağırsak mı yoksa çığlık mı atsak?

“Ne oldu Savaş Sonrası Rüyamıza?”

Ah Maggie, Maggie, ne yaptık biz”

Ama Thatcher politikalarına güveniyordu, ödün vermedi, kafasındakileri uygulamaya geçirmeye devam etti.

Bu politikalar İngiltere’yi 1970’li yıllarda düştüğü kötü durumdan çıkarttı. Madenler kapandı, madenciler işsiz kaldı ama yeni iş alanları yaratıldı, işsizlik düştü.

Korona pandemisi öncesinde işsizlik yüzde 3.8’e kadar düşmüştü. Pandemi işsizliğin artmasına neden oldu ama 2020 Kasım ayı itibarıyla çıka çıka yüzde 4.8’e çıktı.

Bu son rakamlar Thatcher’ın ekonomik reformlarının ne kadar doğru olduğunu gösteriyor.

Pink Floyd’a ne oldu diye sorabilirsiniz.

Thatcher döneminin ve sonrasının yarattığı zenginliklerden onlar da paylarını aldılar.

2011 yılındaki bir haberde, Savaş Sonrası Rüyası şarkısını yazan Roger Waters’ın Shakira’yla birlikte 16 milyon dolar verip bir ada satın aldığı bilgisi vardı.

Ev değil, malikane değil, ada!

Bir gün herkes PMP, Yoga Eğitmeni ve Bug bulucu olacak

Kasım 29, 2020

Proje yöneticisi olmak istemeyen beyaz yakalı yok.

Yoga yapıp da Yoga eğitmeni sertifikası almak istemeyen yok.

Bilişim sektöründe olup da bug bulmayan yok.

Politika üretemiyoruz, ne yapalım?

Kasım 28, 2020

Bakanlık kurulmasını öner, iş yapıyor görünürsün: