Muhalefet yanlış yapıyor

Haziran 8, 2018

Akşener’in Rize mitingini dinliyorum.

Çay ve fındık üreticilerine sesleniyor. Ürettiklerinin para etmediğini, zor durumda olduklarını onlara söylüyor.

Çaya ve fındığa konulan kotayı eleştiriyor, aracıların kazandığı parayı eleştiriyor.

Tarım ithalatını eleştiriyor.

İktidara gelirse kotaları kaldıracak, çaya ve fındığa iyi para verecek.

Büyük olasılıkla tarım ithalatını da yasaklayacak.

Başka neler yapacak?

İşsiz gençlere maaş bağlayacak, emeklilerin maaşı arttırılacak.

Gidilen yerlerde tarım üreticilerine hep bu şekilde vaatler veriliyor.

Onlara şu anki iktidarın kurbanı oldukları söyleniyor.

İşçiye, memura, emekliye, işsize fazla fazla maaş vaat ediliyor.

Bunlar ucuz politikalar.

Tarımın sorunları ürünleri devletin yüksek fiyatlara almasıyla, ithalatın yasaklanmasıyla çözülmez.

Tarımda verimliliği arttırmak gerekiyor. Kafayı bunun üzerine yormak gerekiyor.

Tarımdaki nüfusun daha da azalması gerekiyor. Gelişmiş ülkeler tarım yapıyor ama nüfusun %1-2siyle yapıyorlar.

Bundan fazlasının tarım yapması zarar.

Nüfusun çoğunluğunun hizmet ve üretim sektörlerinde çalışması lazım.

Bunun için de hizmet ve üretim sektörlerini geliştirecek icraatlar yapmak lazım.

Devlet eliyle bol maaş dağıtmayı düşünmemek lazım.

Devleti herkesin kapağı atmayı istediği bir yer olmaktan çıkarmak lazım.

Gerçekleri söylemek lazım.

Reklamlar

Erdoğan’ı Doğru Yorumlayalım

Haziran 6, 2018

Ak Parti yandaşlarında akıldışılık bol miktarda.

Ne yazık ki onlar için bizim, Ak Parti karşıtlarının yapabileceği çok şey yok yok.

Daha akıllı, daha rasyonel, daha bilimsel hale gelmelerini bekleyeceğiz yalnızca.

Bu arada, karşıtlar olarak biz kendimize bakmalıyız.

Biz ne kadar akıllıyız, ne kadar rasyoneliz, ne kadar bilimseliz?

Ortalıkta dolaşan iddiaların gerçekliğini araştırıp ortaya koyan teyit.org’daki bilgilere bakarsak bizim cephenin aşırı miktarda yalan ve iftira ürettiğini görebiliriz.

Erdoğan’ı sevmiyoruz, öfke duyuyoruz. Bunlar normal.

Anormal olan Erdoğan’ı doğru konumlandırıp ona doğru bir muhalefet yapabilmek.

Aşağıdaki haber Erdoğan’ın karmaşık yapısını iyi anlatıyor.

Erdoğan’ın sevmediğimiz tüm özellikleri var bu haberde: Karşıtlarını ötekileştiriyor, hakaret ediyor, nefreti körüklüyor, yaşadığı dünyayı bir dizi komplodan ibaretmiş gibi görüyor.

Ama aynı Erdoğan Türkiye’nin enerji sorununu doğru teşhis edip doğru şeyler de söylüyor.

Derdinin Türkiye’yi bitirmek olmadığı çok açık (halbuki karşıtların çoğu buna inanıyor).

Karşıtlarımız yanlış yapıyor, kötü işler yapıyor. Zaten bunun için onlara karşıyız.

Ama karşıtlarımızı şeytan değil, hain değil, Türkiye’nin tarımını, sanayisini bitirmeye çalışan kötü niyetliler değil.

Seçim kampanyalarının kızıştığı bir dönemde bunu göz önünde tutmakta yarar var.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/erdogan-mesaji-verdi-sira-kandil-ve-sincarda-40858862

Berbatın da berbatı bir gazeteci: Nasuhi Güngör

Mayıs 30, 2018

Nasuhi Güngör, Muharrem İnce’nin bahsettiği Yenilikçi Hareket adlı kitabın yaklaşık 20 yıl önce yayınlandığını hatırlattı. "O dönem AK Parti‘nin kuruluş sürecine dair bazı iddiaları içeriyordu" dedi.

Açıklamada, "Kitapta geçen Recep Tayyip Erdoğan-Fethullah Gülen görüşmesiyle ilgili iddialar, ne yazık ki somut herhangi bir bilgiye ve belgeye değil, tamamen o dönemdeki bazı dedikodulara dayanmaktadır. Zaten kitapta da buna dair hiçbir bilgi ya da belgeye atıf yoktur" denildi.a

Güngör, "Üzülerek ifade edeyim ki, bizzat kendi yazdığım bu iddiaların kamuoyuna bilgi ya da belge gibi sunulacak hiçbir yanı yok. Ne gazeteciliğim, ne de bugüne kadar yaptığım herhangi bir görev bu kitaptaki sözkonusu iddiaları doğru kılmaz" ifadesini kullandı.

Güngör, "Yıllar önce yazdığım mesnetsiz bir iddianın FETÖ‘yle mücadeleye ve Cumhurbaşkanımızın bu konudaki tavizsiz duruşuna en küçük bir zarar getirmesine asla razı olamam" açıklamasında bulundu.

https://www.cnnturk.com/video/turkiye/nasuhi-gungorden-muharrem-incenin-iddialarina-yalanlama

Korkaklar, Cesurlar

Mayıs 24, 2018

Uzun zamandır Dolar Türk Lirası karşısında değer kazanıyordu.

Uzmanlar Merkez Bankası’nın faizleri artırmasını, bu gidişi durdurmasını öneriyorlardı.

Ama Erdoğan faiz artışına karşı olduğu için Merkez Bankası buna cesaret edemiyordu.

Bu hafta artış olağanüstü oranlara çıkınca Merkez Bankası sonunda faizleri yüzde 3 arttırdı.

Bu kararın sonucu olarak Dolar biraz değer kaybetti ama sonra tekrar artmaya başladı.

Ekonomi uzmanı olmasak da kararın alınmasının geciktiğini, alınan kararın da yetersiz kaldığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Bunun nedeni de hem Erdoğan’ın hem de Merkez Bankası’nın korkuları.

Türkiye 1970’lerin sonunda çok daha kötü dönemler görmüştü.

Ama o zaman Turgut Özal adında bir adam çıkıp 24 Ocak Kararları’nı açıklamıştı.

Bu kararlar içinde Türk Lirası’nın değerinin yüzde 37 düşürülmesi vardı!

Bir gecede lira üçte birden fazla değer kaybetti!

Bu oran yabancı uzmanların önerdiğinin çok üzerindeydi.

Böyle bir kararı almak büyük bir cesaret gerektiriyordu ve o da Özal’da vardı.

24 Ocak Kararları’yla birlikte ekonomi düzene girmeye başladı.

Ekonomi korkaklarla değil cesurlarla yürür ve sorunlarını çözer.

Apple, İrlanda’ya 15 Milyar Dolar Ödeyecek. Ama İrlanda bunu istemiyor!

Mayıs 20, 2018

Yabancıların işine akıl-sır ermiyor.

Avrupa Birliği’nin Rekabet Komisyonu Apple’ın İrlanda’ya 15 milyar dolar ödemesine karar verdi.

Apple bunu kabul etti ve parayı parça parça ödeyeceğini açıkladı.

Ama İrlanda hükümeti bu kararı temyize hazırlanıyor; yani, havadan gelecek bir parayı reddediyor.

Bu dava İrlanda hükümetlerinin ülkelerine yabancı şirketleri çekmeye çalışmasının sonucu.

İrlanda yabancı şirketlerin hem İrlanda içindeki hem de dünya çapındaki faaliyetlerinden dolayı düşük vergi vermesine ortam hazırladı.

Apple, Microsoft, Google gibi firmalar da Avrupa ve dünya çapındaki işlemlerini İrlanda’daki merkezlerinden yürütmeye başladı.

Bu firmalar her ülkede faaliyet gösteriyor ama karlarını İrlanda’da gösteriyorlar, İrlanda yasalarından yararlanarak son derece düşük vergi ödüyorlar.

Bunun İrlanda’ya yararı ise firmaların İrlanda’da çalıştırdıkları insanlar oluyor.

İrlanda vatandaşları bu firmalarda yüksek ücretlerle çalışıyor.

Bu nedenle de İrlanda firmaların ürkmesini, işleyişin bozulmasını istemiyor.

Sonuçta da havadan gelecek 15 milyar doları iptal ettirmeye çalışıyor.

Avrupa Birliği bu duruma karşı.

Çünkü verginin mantığı, kazancın elde edildiği ülkede vergi verilmesi şeklinde.

Firmalar, İngiltere’de, Almanya’da, Türkiye’de kazanıp bu ülkelere hiç yararları olmadan İrlanda’da vergi vermemeli.

Avrupa Birliği’nin kazanacağı kesin. Artık firmalar bu türlü alavere-dalavere yapamayacak, bir ülkeden para elde ediyorsa o paranın vergisini de o ülkeye ödeyecek.

Aynı zamanda, Avrupa Birliği’nin bunu yapma şekli de göz alıcı.

Avrupa Birliği yasak koymuyor, rest çekmiyor, erişimi engellemiyor.

Yalnızca yasal yolları kullanarak ve firmaların da bu yasalara uymasını sağlayarak sonuca gidiyor.

Uygarlık biraz da bu demek.

Şu yazıları okumakta da yarar var:
https://muratyildirimoglu.wordpress.com/2017/08/23/teknik-altyapinin-%95i-degisti/

https://muratyildirimoglu.wordpress.com/2015/04/28/kamuda-bilisimin-sorunlari/

https://muratyildirimoglu.wordpress.com/2018/01/12/kotu-bilisimci-ne-yapar/

https://muratyildirimoglu.wordpress.com/2018/04/11/kotu-bir-yenileme-calismasi-hsbc/

https://muratyildirimoglu.wordpress.com/2016/07/29/bilisimde-ise-yaramayan-guvenlik-onlemleri/

https://muratyildirimoglu.wordpress.com/2015/12/04/yoneticiler-icin-bilisim-onerileri/

https://muratyildirimoglu.wordpress.com/2015/11/14/bir-kotu-bir-de-iyi-bilgi-islem-muduru/

https://muratyildirimoglu.wordpress.com/2014/04/06/alarm-veren-bir-bilgi-islem-merkezi-borsa-istanbul/

https://muratyildirimoglu.wordpress.com/2014/01/01/kaliforniya-saraplari-ile-bilgi-islem-merkezleri-arasinda-ne-benzerlik-var/

https://muratyildirimoglu.wordpress.com/2013/10/03/pazarlamacilar-tarafindan-yanlis-konumlandirilan-bir-arac-gartnerin-sihirli-dortlusu/

https://muratyildirimoglu.wordpress.com/2013/04/13/dominos-pizza-it-bakimindan-en-kotu-cozumlerden-birisi/

https://muratyildirimoglu.wordpress.com/2013/03/02/yanlis-bir-yatirim-yuk-dagiticilari-dengeleyicileri/

https://muratyildirimoglu.wordpress.com/2012/08/26/bilisimcilerin-yapmasi-ve-yapmamasi-gereken-seyler/

PowerShell kitabım:
https://www.kitapyurdu.com/kitap/powershell/459531.html&manufacturer_id=5084

Gazeteci, haberci ne yapar?

Mayıs 17, 2018

İngiltere’de bir haber programında Gazze ve İsrail tartışılıyor.

Sunucunun birisi Filistin, diğeri İsrail görüşlerini savunan iki konuğu var.

İsrail temsilcisi “Öldürülenler Hamas’ın çağrısı üzerine sınır geçip masum Yahudileri öldürmeyi amaçlayan teröristlerdi” iddiasında.

Deneyimli sunucu “Öldürülenler arasında kadınlar, çocuklar, yaşlılar, sakatlar var, bunların hepsi nasıl terörist olabilir? Bu kadar insanı öldürmeden bir çözüm bulamaz mıydı İsrail?” diyor.

Sunucu sonra Filistinliye dönüyor. O da “Bu bir sivil protestoydu, barışçıydı” diyor. Sunucu “Nasıl oldu da bir anda bu kadar insan sınırda toplandı? Hamas’ın rolünü inkar mı ediyorsunuz? Protestocuların bazılarında ateşli silahlar, kesici silahlar, Molotof kokteylleri bulunmasına ne diyorsunuz?” diye soruyor.

Haber programlarının yapısı hemen her zaman bu şekilde. Tartışılacak konunun tarafları hazır bulunuyor, program bir monolog şeklinde sürmüyor.

Haberci-sunucu-gazeteci tarafları dinliyor ama hep onların çelişkilerini bulmaya çalışıyor, karşı tarafın da haklı olabileceği yerleri göstermeye çalışıyor.

Bizde haberci-sunucu-gazeteci dediğimiz zaman gerçekleri ortaya dökmekten çok kendi safının borazanlığını yapan adamlar görüyoruz.

Gazetecilerde, habercilerden beklentimiz gerçekleri ortaya koymaları, tarafların görüşlerini sergilemeye çalışmaları olmalı.

Bir gazeteciyi ya da haberciyi alkışladığınız zaman düşünün: Bunda yanlış bir şey var, bunda eksik bir şeyler var, bunda palyaçoluk var.

Palyaçolara değil gazetecilere, habercilere gereksinimimiz var.

Eleştirel Düşüncenin Önemi

Mayıs 15, 2018

31 yıl boyunca Yehova Şahitleri adlı dinsel organizasyonun üyesi olan Mark Jones adında bir kişi kendi deneyiminden yola çıkarak insanların nasıl dinsel cemaatlere, dogmatik örgütlere katıldığını açıklıyor.

Açıklaması kabaca şöyle:

Yalnızca kişisel yaraları olanlar değil normal gördüğümüz insanlar da bu tür cemaatlere katılabilir.

Cemaatin düşünceleri tek bir seferde değil, yavaş yavaş adaylara ve üyelere aktarılır.

Yavaş yavaş aktarılan düşünceler üyelerin önceden bildikleri her şeyi sorgulamalarına neden olur. Dünyayı başka bir gözle, cemaatin gözüyle görmeye başlarlar.

Dünya ve içinde yaşanılan toplumun olumsuz özellikleri abartılır, olumlu yanları görmezden gelinir.

Dünyanın olumsuzluğunun yalnızca cemaat üyeleri sayesinde iyiye döndürülebileceği söylenir.

Cemaat üyeleri iyidir, seçkindir. Diğer insanlar kötüdür, aptaldır ya da gerçekleri göremeyecek kadar kördür.

Yalnızca cemaat üyeleri doğruyu bilen insanlardır.

Cemaate girip sonradan çıkmış olanlara inanılmaması öğütlenir. Onlar haindir.

Toplantılara katılmak ve cemaat üyeleriyle sosyalleşmek önemlidir.

Cemaatin başı Tanrı katında bir insandır. Hikmetinden sual olunmaz. O ne yapıyorsa doğrudur. Yanlış varsa onda değil onu izleyenlerin yetersizliğindedir.

Yukarıda anlatılanların Türkiye’deki FETÖ’ye oldukça uyduğu dikkatinizi çekmiştir.

Ama bu özellikler dinsel cemaatlere özgü değildir.

Terörist sol örgütler de (DHKC, TKPML vb.) üyelerini benzer bir zihniyetle yönetir.

Etnik örgütlerde (PKK gibi) de benzer bir yapıyı görürüz.

Peki, bu tur örgütlerin panzehiri nedir?

Ne yaparsak, çocuklarımızı nasıl yetiştirirsek bu örgütlerin üye kazanmasının önüne geçebiliriz?

Bunun birinci yolu, çocuklardan başlayarak herkeste eleştirel düşünceyi geliştirmektir.

Eleştirel düşünce, gerçekleri olduğu gibi kavramaya yöneliktir.

Bizim gibi düşünenlerin yanlışı olabilir, bizim gibi düşünmeyenlerin doğrusu olabilir demektir.

Karşıtımızı suçlamadan önce, insanları bizden olanlar ve kötü-hain olanlar diye ayırmadan önce, kendimizi onların yerine koyup onları anlamaya çalışmak demektir.

Düşüncelerimizi yalan-yanlış iddialara, bilgilere değil nesnel gerçeklere dayandırmaya çalışmak demektir.

Dünyada çok sayıda kötü şeyin olabileceğini kabul ederken onlardan daha fazla olan iyi şeyleri de görmeye çalışmak demektir.

Eleştirel düşünceyi geliştirmezsek ne olur?

Fethullah gider, insanlar Methullah’a inanmaya başlar.

Bir terörist örgüt yok olur, başka bir terörist örgüt çıkar.

Kısır CHP, fırsatçı gazeteciler

Mayıs 11, 2018

CHP’nin ana sorunlarından birisi sürekli para dağıtmaya çalışması:

Aile Sigortası, köylülere 1 TLden mazot sözü, emeklilere ikramiye, yüksek asgari ücret vb.

CHP bu konuda çok üretken.

CHP’nin kısır olduğu alansa Türkiye’yi ileri götürecek plan ve projeler.

Geçen seçimde Merkez Türkiye projesi dışında bir proje vaadi yoktu.

Bu seçimde o da yok.

CHP’nin kötü yanlarından birisi de gazeteci milletvekilleri.

ABD’de Washington Post’un ünlü ve değerli gazetecileri, fikirleri etkilenmesin diye seçimlerde oy bile vermeyeceklerini açıklarken bizdekiler kamuoyundaki görünürlüklerini fırsata çeviriyor, kapağı meclise atmaya çalışıyor.

Barış Yarkadaş da bu tür fırsatçı gazetecilerden birisi.

Aşağıdaki resimde de Yarkadaş’ın bir önerisi görülüyor.

Para nasılsa cebimden çıkmıyor deyip anlamsız bir öneri getirmiş.

Söyleyecek sözü olmadığı için CHP’nin hastalıklı özelliğine uygun davranmış.

CHP ve diğer partiler bu tür fırsatçı gazetecilere meydan vermemeli.

Para dağıtmak dışında da öneri üretmeli.

PowerShell kitabım piyasaya çıktı

Nisan 27, 2018

Yararlı olması dileğiyle:

http://www.kitapyurdu.com/kitap/powershell/459531.html&manufacturer_id=5084

Kime Oy Verelim?

Nisan 20, 2018

Yine bir seçim geliyor. Yine bir seçim muhalefet tarafından ölüm-kalım seçimi ilan ediliyor.

Bundan önceki seçimler, hiçbir seçimin ölüm-kalım seçimi olmadığını gösterdi.

Bu seçim de böyle değil.

Oy verirken daha rahat olalım bu nedenle.

Ben CHP üyesi olduğum halde CHP’ye oy vermeyeceğim.

Çünkü CHP 17 yıllık Ak Parti iktidarı dönemini iyi değerlendiremedi, kendini yenileyemedi.

Deniz Baykal zamanında da böyleydi, Kılıçdaroğlu zamanında da.

CHP’den akıl dışı iddialar, komplo teorileri dışında bir şey çıkmıyor.

Eğer seçime girmeyi başarabilirse Meral Akşener’e oy vermeyi düşünüyorum.

Akşener de yeni projeler, fikirler bakımından çok farklı değil.

Ama yepyeni olması bile yeterli.

Yanında da Durmuş Yılmaz benzeri işinin uzmanı adamlar var.

Bu da, şu anda olmasa bile, iktidarda çok fazla hata yapmayabileceğini gösteriyor.

Akşener umut vaad ediyor.

Tabii ki bu umudumuz da boşa çıkabilir, aynen Kılıçdaroğlu’nun başkan oluşuyla umutlandığımız gibi.

Ama denemeye değer.

Eğer Akşener bir şekilde aday olamazsa seçimlerde boş oy vermeyi düşünüyorum.

Bu şekilde, kendini yenileyemeyen CHP’yi cezalandırmış oluruz.

CHP seçmenlerin cezalandırmasını hak ediyor.