“Türkiye’de her şey A’dan Z’ye bozuktur.”

Başlıktaki ifadeyi kaç kez duyduğumuzu anımsamıyorum.

En çok da Çetin Altan’dan okumuştum. Çetin Altan, İnönü zamanının başbakanı Refik Saydam’ın “Her işimiz A’dan Z’ye bozuktur.” şeklindeki sözüne yazılarında sayısız kez yer vermişti.

Refik Saydam ve Çetin Altan dışında buna benzer sözleri yakın çevremizde de çok duymamız mümkün.

Bazen bu söz ülke çapındaki durumu göstermekten çok “Askeriyede her şey yanlış”, “Bizim şirkette her şey yanlış”, “Milli Eğitim Bakanlığı’nda her şey yanlış” gibi alt nesnelere de yönelik olabiliyor.

Bu sözü söylemek, söyleyene daha yüce bir konum kazandırmayı amaçlıyor: “Vay be, adam o kadar uzman ki her şeyin yanlış olduğunu görebiliyor.”

Ama bu sözü söyleyenden ne demek istediğini biraz açmasını istediğimizde, çoğunlukla iş, konuşan kişinin kurumunda uğradığı haksızlıkları gösteren örneklerin bitmez tükenmez şekilde anlatımına dönüşüyor.

Her şeyi bilen ulvi kişi bir anda “Benim değerimi bilmediler, beni yükseltmediler, bana istediğim parayı vermediler” diyen ben merkezli, bencil bir insana dönüşüyor.

Peki, bu sözün tersine, Türkiye’de her şey yolunda mı?

Tabii ki değil.

Türkiye’de yanlış giden çok şey var.

Ama yolunda giden, düzgün işleyen de çok şey var.

Önemli olan “Her şey yanlış” demeden ya da “Sorun yok, her şey yolunda, yalnızca bizi çekemiyorlar” demeden durumun muhasebesini yapmak, yanlışları saptayıp bunların nasıl düzeltileceğine ilişkin kafa yormak.

Eğitimde işlerin yolunda gitmediğine mi inanıyoruz? Olabilir. Ben de bunu düşünüyorum.

Ama yolunda gitmeyen nedir?

Zorunlu din dersi mi, İmam Hatiplerin çoğalması mı, sınavlarda matematik ve fen bilimleri performansının düşük çıkması mı?

Sorun bunlarsa önerimiz nedir? Zorunlu din dersi kaldırılsın mı, İmam Hatipler kaldırılsın mı, 4+4+4 şeklindeki sistem devam etsin mi, sınavlar nasıl yapılsın?

Bu soruları düşünmek birden olayı anlamsız genellemelerden somuta indirgemek olur. Bu sorulara şu ya da bu şekilde yanıt verebiliriz. Normali budur.

Benzeri şirketimiz için de geçerli. Şirketimizde yolunda gitmeyen nedir? Ürünler mi kötü, terfi sistemi mi kötü, maaşlar mı kötü? Ürünleri ya da terfi sistemini düzeltmek için önerimiz var mı?

Bunları düşünmek ve çözüm önerileri üretmek yerine “Amaann ben söylesem de kimse dinlemez” mi diyoruz? Denedik mi de böyle düşünüyoruz?

Denemiş ola da biliriz ve bir şey değişmemiş görünebilir. Hemen her şeyin hızlı bir şekilde yoluna girmesini beklemek gerçekçi değil. Bu türlü dönüşümler hep zaman alır.

Çalıştığımız kurum ya da yaşadığımız ülkeyi toptan kötülemek ve bunu da ben merkezli ve bencil bir şekilde yapmak yerine hep somut sorunları düşünüp somut öneriler getirmeye çalışsak hem kendi hayatımız hem de ülkemiz daha güzel olur.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: