Brexit, Tophane, Sabancı Müzesi

İngiltere’de televizyon kanallarında Avrupa Birliği’nden çıkış (Brexit) ile çok program yayınlanıyor.

Bu programların en güzellerinden birisi, 2016 yılındaki referandumu anlatan “Brexit: The Uncivil War”. Bu belgeselde ayrılmayı savunanların yaptığı kampanyayı izliyoruz.

Kampanyayı düzenleyip yönetenler kampanyayı çok basit tutmuşlar. Çok sayıda şeyi vurgulamak, anlatmaya çalışmak yerine az sayıda şeye odaklanmışlar.

Kampanyalarının iki temel iddiası var: “Avrupa Birliği’ne her hafta 350 milyon pound para gönderiyoruz” ve “Türkiye Avrupa Birliği’ne girdiğinde serbest dolaşım ve çalışma hakları nedeniyle Türkler ülkemize doluşacak.”

Her iki iddia da tartışmalı: İngiltere Avrupa Birliği’ne katkıda bulunuyor ama bunun karşılığında en zengin bir pazarda istediği gibi mallarını satabiliyor.

Türkiye Avrupa Birliği’ne girerse tabii ki tüm ülkelere bir göç olur. Polonya örneğine bakarsak, İngiltere’de bir milyon Polonyalı var. Bu durum da bazıları için kaygı yaratıyor ama ortada büyük bir sorun yok.

İngiltere’de işsizlik tarihinin en düşük oranlarında seyrediyor; yüzde beş civarında. Enflasyon deseniz yüzde 2 ile 3 arasında geziniyor.

Yani, Avrupa Birliği’nden gelenler var ama ekonomi bozulmamış. Bir kısım Türkler de gelirse bozulması için neden yok.

Ama bunlar akılcı tartışmalar.

Kampanyayı belirleyense akıl dışı korkular, duygular.

Kampanyacılar birilerinin duygularına, korkularına, öfkelerine oynuyorlar.

Ve kazanıyorlar.

Nasıl oluyor da kazanıyorlar?

Bir süredir İngiltere’de yaşıyorum. İnsanların genel kültür düzeyleri, dünyayı algılaması üst düzeyde.

Peki, nasıl oluyor da kampanya başarılı oluyor?

İngiltere’de eğitimi, kültürü, kazancı genelin altında önemli bir kesim var.

Bu kesimin yaşam koşulları o kadar parlak değil.

Üstelik eğitimleri, deneyimleri yetmediği için durumlarını çok da değiştiremiyorlar.

Akıl dışı kampanyaların destekçisi genelde bunlar.

Benzer durum dünyanın değişik yerlerinde de yaşanıyor.

En gelişmiş ülkelerde bile böyle kesimler var ve bu insanların aklına değil, duygularına ve korkularına oynayanlar kazanabiliyor.

Gelelim Tophane’ye.

Tophane ve Asmalı Mescit ara ara bazı saldırılar nedeniyle haber oluyor.

Tophane ve Asmalı Mescit’in yerli halkı bu bölgelere bir zamandır yerleşen insanlara, yılbaşı partilerine, sanat galerilerine saldırı düzenliyor.

Tophane ve Asmalı Mescit’e yeni yerleşenler sanatçılar, entelektüeller.

Onlarla diğerleri arasında her bakımdan büyük farklar var.

Mahallelerin eski sakinleri yenileri anlamıyor, sevmiyor, yozlaşmış ve tehlikeli buluyor.

Üstelik yeni gelenler paralı insanlar. Evlerin fiyatını ve kiralarını yükseltiyorlar.

Eskiler onlarla başa çıkamıyor.

Eskiler geride bırakıldıklarını düşünüyor.

Bu algılayış da ara ara saldırılara neden oluyor.

İngiltere’de ve Amerika’da yaşananlar büyük oranda buna uyuyor.

İngiltere ve Amerika son birkaç on yılda zenginleşti ve kültürel olarak dönüştü.

Kadın, göçmen, eşcinsel hakları görülmemiş şekilde arttı.

50 yıl önce düşünülmeyecek şeyler toplumsal hayatta ve medyada görünür hale geldi.

Ama toplumsal gelişim doğrusal ilerlemiyor.

Ara ara geri dönüşler yaşanıyor.

Şu anda da durum bu.

Dünyanın hemen her yerinde geride bırakıldıklarını düşünen insanlar tepkilerini ortaya koyuyor.

Tophane’de galeri basarak, İngiltere’de Avrupa Birliği’nden ayrılmayı savunarak.

Peki, çözüm ne?

Çözüm ileri gidenlerin ara ara dönüp arkalarına bakmaları ve geride kalanları toplumsal gelişmeye dahil etmeye çalışmaları.

Bunun en güzel örneklerinden birisini Emirgan’daki Sabancı Müzesi yıllardır veriyor.

Müzede geleneksel ve yenilikçi sanat eserleri sergileniyor.

Müze yönetimi sık sık mahalleliyi etkinliklerine davet ediyor. Ne yaptıklarını onlara anlatıyor. Onların kendilerini yabancı hissetmemesine çalışıyor.

Mahallenin sıradan insanları müzeyi ve etkinlikleri sahipleniyor.

Yönetimde hoyratlık istemeyenlerin yapması gereken de bu.

Her ne yapıyorsak yaptıklarımıza daha fazla kişiyi, yaptıklarımızla ilgisi olmayan kişileri dahil etmeye çalışmalıyız.

Böyle bir borcumuz var yaşadığımız topluma.

Böyle bir borcu olmadığını düşünenler, geride bırakıldıklarını düşünenlerin seçtiği berbat bir yönetime katlanmak gibi bir fatura ödemek zorunda kalıyorlar.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: