Alan Sugar ve milli araba

Alan Sugar 1980’lerde bütün dünyada çok sevilen Amstrad bilgisayarını yapan adam.

Kendi yaşam öyküsünü anlattığı “Alan Sugar, What You See is What You Get” adlı kitabında birçok başka işinin yanı sıra Amstrad bilgisayarlarının yapımını da anlatıyor.

Alan Sugar kendisini teknoloji meraklısı birisi olarak tanımlamıyor.

Onun sözleriyle, Alan Sugar bir pazarlama ve satış uzmanı.

İş hayatına yalnızca satışla başlamış ama kısa zamanda, sattığı şeyleri üretirse daha fazla para kazanacağını anlamış.

İlk olarak müzik sistemleri üretmiş.

Onun müzik sistemleri hiçbir zaman en kaliteli olanlar değil. Ama piyasada en kaliteli olarak bilinen sistemlerin neredeyse onda birine satarak iyi paralar kazanabilmiş.

Müzik sistemleri belli bir doygunluğa ulaştığında yeni ürün arayışına girmiş ve ev bilgisayarlarının (Commodore, Sinclair Spectrum gibi) giderek yaygınlaştığını görmüş.

Ev bilgisayarları piyasasına girdiğinde dört-beş tane bilgisayarı alıp teknik arkadaşlarıyla incelemiş. Şöyle diyor: “İçlerinde çok bir şey yoktu; bir baskılı devre kartı ve birkaç tümleşik devre.”

O zamanlar Commodore ve Spectrum gibi bilgisayarlarda sabit disk ya da disket yerine veriler bir kaset çalardan alınıyor, veriliyordu.

Dönemin tüm bilgisayarlarının kaset çaları ayrı bir birim şeklindeydi.

Bilgisayarlar evdeki televizyonlara bağlanıyordu. Bu da ana-babalarla çocuklar arasında televizyon kavgalarına yol açıyordu.

Bu yüzden Alan Sugar üreteceği bilgisayarda kaset çaların bilgisayarla tümleşik olmasına ve kendi monitörüne sahip olması gerektiğine karar verdi.

1984 yılında bu şekilde üretilen Amstrad CPC64 bilgisayarı yalnızca İngiltere’de değil bütün dünyada büyük başarı kazandı, çok satıldı.

Öyle ki, yalnızca bir yıl sonra Alan Sugar’ın şirketinin cirosunun büyük bölümü bilgisayarlardan geliyordu.

Türkiye’de teknolojik ilerlemenin devlet desteğiyle olabileceği konusunda yaygın bir düşünce var.

Alan Sugar ve onun ürünleri bu düşüncenin ne kadar yanlış olduğunun bir göstergesi.

Teknolojik ilerleme teknolojik ürünlerden kar elde etmeyi düşünen girişimci insanlarla mümkün.

Devletin eğitim yoluyla bu türlü bir girişim zihniyetini oluşturabilmesi lazım.

Bilgisayara baktığında “bunda ne var ki, bir baskılı devre, birkaç da tümleşik devre. Bunu ben de yapabilirim” diyen insanları yetiştirmek lazım.

Eğitim çok önemli. Sugar aldığı eğitimi anlatırken gittiği liseden büyük övgüyle söz ediyor.

Lisede klasik dersleri almanın yanı sıra çok sayıda beceri de kazanmış. Tuğla duvar örmek, dikiş dikmek gibi.

Bu beceriler ileride bunları yapmasını değil ama her şeyi yapabileceğini düşünmesine yol açmış.

Eğitim sistemini bu örneği düşünerek kurgulamada yarar var.

Buradan yerli arabaya geliyoruz.

Bunca yıllık deneyime ve bunca araba fabrikasına karşın bir Türk araba markasının olmaması üzüntü verici.

Ama üzüntü verici durumu değiştirmenin yolu devlet eliyle araba üretme değil.

Bu yol çıkmaz yol.

Yerli arabayı “Arabada ne var ki, dört tekerlek bir de kaporta” diyebilecek adamlar üretmeli.

Tasarımı Saab firmasından alan ve kar-zarar kavramlarını dert etmeyen devlet işletmesi başarısız olmaya mahkumdur.

Bize devlet eliyle üretilen milli araba değil Alan Sugar zihniyetindeki insanlar gerek.alansugarOffice Lens_20181215_124900_processed.jpg

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: