Atatürk’ü anmak ve sevmek yeterli değil

Son zamanlarda sözcük dağarcığımıza giren yabancı bir sözcük var: “Disruption”

Disruption’ın bir kötü anlamı var, bir de son zamanlarda moda olan iyi anlamı.

Kötü anlamı bozulma, yolundan sapma, tıkır tıkır işleyen bir şeyin aksaması.

İyi anlamı ise var olan çalışma şeklinin, düşünce tarzının, daha iyi bir şey için bozulması, altüst edilmesi, köklerinden sarsılması.

Günümüzün sorunlarıyla başa çıkabilmek için geleneksel toplum yapılarının, üretim ve eğitim tarzlarının altüst edilmesi, “disrupt” edilmesi gerekiyor.

Atatürk bir disruption adamıydı; çökmekte olan bir devleti alıp, tüm kurumlarını alt-üst etti, her şeyi değiştirdi.

1923 ile 1938 arasındaki 15 yılda Türkiye inanılmayacak değişimler yaşadı:

Hukuk yapısı değişti.

Eğitim yapısı değişti.

Alfabesi değişti.

Giyimi-kuşamı değişti.

Atatürk’ün yaptıkları Türkiye’yi tüm İslam aleminde en ileri ülkelerden birisi haline getirdi.

Şu andaysa Atatürkçüler ve Atatürk’ün partisi hiçbir disruption peşinde değil.

Hatta altüst oluştan korkuluyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı kapatılsın mı? Ne münasebet, o başkanlığı CHP kurmuştu.

İmam Hatipler kapatılsın mı? Ne münasebet, imam hatipleri ilk olarak CHP açmıştı.

Eşcinseller aday olsun mu? Ne münasebet, Türkiye buna hazır değil.

Atatürkçüler olarak felç olmuş gibiyiz; Türkiye’nin hemen hiçbir sorunu için yeni, yepyeni bir çözüm önerisi üretemez haldeyiz.

Yalnızca Ak Parti’nin yaptıklarını geri alsak yeter gibi geliyor bize.

40 yıl önce Turgut Özal’ın köprüleri satacağım vaadine karşı Halkçı Parti sattırmam efendim diyordu.

40 yıldır tutumuz bu şekilde reaksiyoner.

Ak Parti ne yapmak istiyorsa reaksiyon gösteriyoruz.

Atatürk bir reaksiyoner değil aksiyonerdi.

Yeniliklerden memnun kalmayanların reaksiyon göstereceği aksiyonlar yapıyordu.

Çok avukat arkadaşım var.

Hemen hepsi Ak Parti’den ve Ak Parti’nin hukuk alanında yaptığı değişikliklerden rahatsız.

Bir tanesi bile rahatsızlığın ötesine geçip hukuk alanında yapılabilecek şeylere ilişkin öneri getirmiyor.

Çok doktor arkadaşım var.

Hemen hepsi Ak Parti’den ve Ak Parti’nin sağlık alanında yaptığı değişikliklerden rahatsız.

Bir tanesi bile rahatsızlığın ötesine geçip sağlık alanında yapılabilecek şeylere ilişkin öneri getirmiyor.

Çok öğretmen arkadaşım var.

Hemen hepsi Ak Parti’den ve Ak Parti’nin eğitim alanında yaptığı değişikliklerden rahatsız.

Bir tanesi bile rahatsızlığın ötesine geçip eğitim alanında yapılabilecek şeylere ilişkin öneri getirmiyor.

Çok asker arkadaşım var.

Hemen hepsi Ak Parti’den ve Ak Parti’nin orduda yaptığı değişikliklerden rahatsız.

Bir tanesi bile rahatsızlığın ötesine geçip orduda yapılabilecek şeylere ilişkin öneri getirmiyor.

Atatürkçüler olarak yaptığımız şey, Ak Parti’nin yaptığı değişikliklerden acı duymak, sızlanmak, Ak Parti’nin gitmesini istemek.

Başka bir şey yapmıyoruz.

Atatürk 1938 yılında öldü.

Bir daha geri gelmeyecek.

Bizim için her şeyi yoluna koymayacak.

Durumdan rahatsızsak işleri biz yapacağız.

Reaksiyoner değil aksiyoner olacağız, “disruption”lar yaratacağız.

Atatürk de böylesini isterdi.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: