Fındık, üzüm, düşük ürün fiyatları, yok edilen-bitirilen tarım

Geçtiğimiz günlerde fındık, şu sıralardaysa üzüm gündemimizi meşgul ediyor.

Gazeteler, televizyonlar ürün fiyatlarını protesto eden, fındık ağaçlarını kesen, Ak Parti’ye bir daha oy vermeyeceğini söyleyen çiftçilerle dolu.

CHP de topa giriyor ve fındık ve üzüm başta olmak üzere tarım ürünleri için önerilerde bulunuyor.

CHP’nin önerileri genelde ürünlere devlet tarafından verilen fiyatların yükseltilmesi ve ürünlerin hepsinin devlet tarafından satın alınması şeklinde.

Protestoları ve CHP’nin önerilerini yeni görmüyoruz.

Her ürün için her yaz ve sonbahar döneminde benzer söylemlere tanık oluyoruz.

Bundan 15-20 yıl önce, tütün fiyatlarını protesto eden çiftçiler Manisa Akhisar’da yürüyüş yapmış, Tekel İdaresi’nin camını çerçevesini aşağıya indirmişti.

Mehmet Altan o zamanlar güzel bir yazı yazmıştı.

O yazıda ressamların yürüyüş yapıp resimlerini yüksek fiyata devlete satmak istediklerini düşünün diyordu.

Ressamların böyle bir eylemi ne kadar garip geliyorsa tütün çiftçilerinin de ürünlerini devlete yüksek fiyata satmak istemesi öyle garip ve yanlıştır diyordu.

Devlet o yürüyüşten bir–iki yıl sonra, bir sosyal demokrat olan Kemal Derviş’in sayesinde akıllanıp tütün alımından vaz geçti, sonra da Tekel İdaresi’ni özelleştirdi.

Demek ki fındık ya da üzüm ya da benzer ürünler için devletin alımı hem de yüksek fiyatlardan alımı çare olmamalı.

Peki, fındık, üzüm ve diğer ürünleri üreten çiftçiler için yapılmalı?

Öncelikle uzmanların var olan durum üzerine söylediklerine kulak vermeliyiz.

Hürriyet’te 25 Ağustos’ta yayınlanan bir yazıda, Ferrero firmasının yetkilileri fındık hakkında şu bilgileri veriyor:

“Türkiye dünya fındık üretiminin yüzde 70’ini karşılıyor.

Fındık 500 bin üreticiyi, aileleriyle yaklaşık 2,5 milyon kişiyi ilgilendiriyor.

Böylesine stratejik bir ürünün verimliliği ön planda olmalı değil mi?

Ama öyle değil zira Türkiye’de fındık üretiminde verimlilik dünya ortalamasının altında.

İtalya’da örneğin verimlilik dekar başına 200 kilo.

En modern teknolojinin kullanıldığı ABD’de Oregon’da bu rakam 350 kiloya çıkıyor.

Türkiye’de dekara sadece 80 kilo fındık düşüyor.”

Yine bu haberde belirtildiğine göre, fındık tarımını iyi yapmak için yılda 120 gün çalışmak gerekirken bizim çiftçilerimiz sadece 50 gün çalışıyormuş.

Verimliliğin düşük olması fındığa özgü değil.

Yine Hürriyet’te 27 Ağustos’ta yer alan bir haberde bal üretimine ilişkin bilgiler vardı.

Bu bilgilere göre, kovan başına yıllık bal üretimi Kanada’da 64, Macaristan’da 40, Çin’de 33, Meksika’da 27 kilo iken bizde yalnızca 17 kilo.

Tarımda verim düşüklüğü yeni bir şey değil.

İyi bir sosyal demokrat ve değerli bir ekonomist olan Asaf Savaş Akat, 1983 yılında yayınlanan “Alternatif Büyüme Stratejisi” adlı kitabında şöyle yazmıştı:

“1976 yılında, ABD tarım sektöründe çalışan kişi başına katma değer takriben 13 bin dolar iken, Türkiye’de ise 1200 doların altındadır.”

Demek ki, her tarım protestosunda o anki hükümetin tarımı yok edip bitirdiğini iddia etmek, ürünlerin yüksek fiyatlarla devlet tarafından satın alınmasını beklemek ve önermek doğru politikalar değildir.

Uzmanları dinleyip tarım ve hayvancılıkta verimliliği nasıl arttıracağımız üzerine kafa yormak, plan ve projeler geliştirmek gerekir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: