15 Temmuz’u doğru değerlendirmek

TV’ler, gazeteler, Internet’teki sosyal ağ siteleri değerlendirmelerle dolup taşıyor.

Bu değerlendirmeler hem Ak Parti karşıtlarını tam tatmin etmiyor.

Değerlendirmeler ağızda buruk bir tat bırakıyor.

Bu durumun en büyük nedeni toplum olarak derinlemesine kamplara ayrılmış olmak.

15 Temmuz’u bulunduğumuz kamptan yorumluyoruz ve bu da gerçeklerin tümünü görmemizi olanaksız duruma getiriyor.

Peki, 15 Temmuz kampların bize yüklediği yüklerden sıyrılarak nasıl yorumlanır?

Önce, 15 Temmuz gecesinden başlayalım.

15 Temmuz gecesinin baş kahramanı Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Erdoğan’ın CNN Türk kanalına çıkıp halkı sokaklara, meydanlara davet etmesiyle birlikte darbeciler yenilmeye başladı.

Darbe baştan zayıf bir hareket olarak görünüyordu, başarıya ulaşma şansı düşük gibiydi.

Ama sonradan anladık ki genel kurmay başkanı başta olmak üzere ordunun ileri gelen komutanlarının çoğu darbeciler tarafından yakalanmış.

Darbeciler TRT, Türk Telekom, Türksat, valilikler, belediye başkanlıkları gibi önemli noktaları ele geçirmeye çalışmış ve büyük ölçüde başarılı da olmuş.

Dolayısıyla Erdoğan’ın çıkışı olmasa darbe büyük olasılıkla başarıya ulaşacaktı.

Erdoğan’ın Yunan adalarına kaçma davetini geri çevirip olayların merkezindeki İstanbul’a gitme isteği ise başka bir cesaret örneği.

Aynı saatlerde Kılıçdaroğlu’nun partili bir belediye başkanının evinde TV seyrederek zaman geçirmesini bununla karşılaştırabiliriz.

15 Temmuz gecesinin ikinci kahramanı, Erdoğan’ın çağrısıyla meydanlarda darbecilerle çatışan, onları engelleyen, dengelerini bozan halktır.

Bu kişiler büyük oranda Ak Parti yandaşıdır ya da sempatizanıdır.

Ak Parti muhalifleri (bu satırların yazarı da dahil olmak üzere), aynen Kılıçdaroğlu gibi olayları TVden izlemeyi tercih etmiştir.

15 Temmuz gecesinin son kahramanı Ömer Halisdemir’dir.

Ömer Halisdemir, Atatürk’ün kurduğu cumhuriyetin, onun ordusunun disiplin simgesidir.

Çocuklarını, eşini, annesini, babasını düşünmeden aldığı emri yerine getirme yolunda canını vermekten çekinmemiştir.

Her şeye moralimiz bozulsa bile Ömer Halisdemir’in ve onun gibilerinin varlığı hepimizi ferahlatmalıdır.

15 Temmuz gecesinde kahramanlaşanları bu şekilde teslim ettikten sonra durup 15 Temmuz’a yol açanları da saptamalıyız.

15 Temmuz’a gelmemizin birinci nedeni, 15 Temmuz’un baş kahramanı Erdoğan’ın ta kendisidir.

Erdoğan, iktidara geldikten sonra, laik kesimden gelen Cemaat’e ilişkin her türlü uyarıyı göz ardı etmişti.

Bu uyarıları şu Facebook sayfasından öğrenebilirsiniz:

https://www.facebook.com/AKPartiBiliyordu-1846772788892759/?fref=ts

Erdoğan, uyarıları önemsemedi, Cemaat’i besleyip büyüttü ve onu laik kesimi yıpratmak için kullandı.

Beslediği, büyüttüğü Cemaat da onu yemeye kalktı.

Erdoğan’ı sevmemek Cemaat’e sempati beslemeye yöneltmemeli bizi.

Cemaat Erdoğan’dan 1000 kez daha kötüdür.

Erdoğan’a karşı iyi-kötü bir muhalefet halen yapılabiliyor.

Cemaat iktidara gelse böyle bir olanağımız kalmazdı.

Yine Erdoğan karşıtı cephe olarak Cemaat’ten yararlanmaya çalıştığımız da kesindir.

Seçimlerde onların oyunu istedik ve aldık.

Birçok yerde onlarla işbirliğine gittik.

Buradaki temel fikrimiz “Bugüne kadar Erdoğan Cemaat’i kullandı, şimdi de biz kullanalım” oldu.

Bu yolda Zekeriya Öz gibi aşağılık bir insanı bile destekledik, Erdoğan’ın yolsuzluklarını ortaya çıkarıyor diye.

Aynı Öz’ün ve arkadaşlarının yüzlerce vatanseveri komplolarla hapse attığını unuttuk.

Ak Parti yandaşlarının kusuruysa Erdoğan’ın Cemaat ile yakın ilişkilerini körlemesine reddetmek oldu.

Bununla yetinmeyip, gerçekleri çarpıtıp Cemaat’i asıl laik kesimin desteklediğini bile iddia edebildiler.

Bu yüzden, aynen 15 Temmuz gecesi gibi, laik kesim bir türlü anma törenlerini, etkinliklerini desteklemiyor, katılmıyor.

Erdoğan bu durumun da sorumlusu.

Bu ayrıymış topluma bakıp düşünmeli.

Ak Parti muhalifleri düşünmenin ötesine geçmeli.

Hep bizim Ak Parti yandaşlarından daha akıllı, mantıklı, bilgili olduğumuzu savunuyoruz.

Bunun doğru olma olasılığı yüksek.

Ama akıllı, mantıklı, bilgili olmak bize büyük sorumluluklar da yüklüyor.

Öncelikle yaşadığımız ayrışmayı, kamplaşmayı bizim daha da büyütmememiz gerekiyor.

Ayrışma bize değil Erdoğan’a yarıyor çünkü.

Biz Geziciyiz.

Ak Partililerse 15 Temmuz’cu.

Biz daha çok 15 Temmuzcu olmalıyız.

15 Temmuzcular da daha fazla Gezici.

Böyle yapmazsak ne olur?

Erdoğan bizi kapar.

15 yıldır yaptığı gibi.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: