Bülent Tezcan nasıl birisidir?

ceteleBugün yapılan referandumda yaşanan bir duruma ilişkin olarak Cumhuriyet gazetesinde şöyle bir haber var:

“CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan da Yüksek Seçim Kurulu’nun mühürsüz oy pusulalarının ve zarfların geçerli olacağına yönelik açıklamasına ilişkin, “Gerek kanunda gerekse kendi genelgesinde daha oylama başlamadan önce bunlar net olarak tespit edilmiş olmasına rağmen, sayımlar başladıktan sonra Ak Parti temsilcisinin itirazını dikkate alarak mühürsüz oy pusulalarının ve zarfların geçerli olacağına karar vermiş ve bunu duyurmuştur. Bu seçimlerde sahteciliğe Yüksek Seçim Kurulu eliyle izin verilmesi demektir” dedi.”

Oysa durum böyle hiç de böyle değil.

YSK’nın kararı sahteciliğe izin vermek değil.

Durumun içinde olduğum için açıklayabilirim.

Bu seçime ilişkin yönergede, seçim malzemesini (zarflar, pusulalar vb.) içeren çuvalın seçim sabahında sandık kurulu başkanına teslim edilmesi belirtilmiş.

Bu nedenle biz de sandık başkanıyla birlikte çuvalı aldık, yönergeyi uygulamaya başladık.

Yönergede oy zarfının ve oy pusulasının mühürlenmesi isteniyordu.

Biz de mühürledik.

Bu da epey zamanımızı aldı.

Daha önceki seçimlerde bu çuval 2 gün önceden başkana teslim ediliyordu.

Yönerge o zaman da mühürlemelerin seçim sabahı kurul önünde yapılmasını gerektiriyordu ama başkanlar çuvalı evlerinde tuttukları 2 gün içinde bu mühürlemeleri yapıyor ve seçim sabahı da bu durumu sandık kuruluna belirtiyordu. Sandık kurulu olarak da bizlerin bu durumu kabul etmemesi gibi bir durum olmuyordu.

Yeni teslim zamanı, yeni işlemler doğal olarak bazı karışıklıklara yol açtı:

Benim görev yaptığım okulda bazı sandıklarda oy pusulaları mühürlenmemiş.

İlk oy veren 50-60 kişiye bu şekilde oy kullandırılmış.

Sonra durum anlaşılınca ellerindeki pusulaları mühürlemişler.

Atılmış bulunan oyların durumunu da YSKya sormuşlar.

YSK da, dışarıdan getirilmediği belli olan oy pusulalarının mühürsüz de olsa geçerli sayılmasına karar vermiş.

Bence doğru karar da bu.

Çünkü hayat her zaman öngörülemez ve sandık kurulu ya da YSK gibi organlar da öngörülemeyen durumlar için vardır.

Üstelik benim okulda olduğu gibi aksi durumda geçersiz sayılacak oylar çoğunlukla Hayır oyları da çıkabilir.

O zaman bu durumu sahtekarlık olarak nitelemek en azından ucuzluktur.

Bülent Tezcan bu türlü ucuzlukları ilk kez de yapmamaktadır.

2015 yılında 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde, bir firma adına CHP Seçim Sistemi’nde çalışırken Tezcan’ın bu durumunu fark etmiştim.

7 Haziran seçimleri öncesinde 3 ay CHP’de çalıştım.

Bu süre içinde, oluşturduğumuz seçim sistemini 5 kez test ettik.

Çünkü bir sistemin ne kadar iyi olduğu ancak testler sonucunda anlaşılabilirdi.

Bu beş testin sonucunda hem yazılım hem donanım olarak çok rahatlamış durumdaydık:

Eğer sistemlerimiz beş kez gerçek duruma yakın bir şekilde test edilmişse, testlerden de başarıyla çıkmışsa seçim zamanı da yükün altında kalkacak demekti.

Gerçekten de sonuç öyle oldu ve hem 7 Haziran hem de 1 Kasım seçimlerinde sistemimiz sorunsuz çalıştı.

7 Haziran öncesindeki beşinci testin sonunda, seçime de 1 hafta kalmışken, bizim grubumuzun Bülent Tezcan’la toplantı yapması kararlaştırıldı.

(Bülent Tezcan hukuk ve seçim işlerinden sorumluydu)

Toplantıda Bülent Tezcan’ın niye toplantı istediği anlaşıldı.

Tezcan toplantıda YSK’nın yeni bir uygulamasından söz etti:

O güne kadar YSK yalnızca bir sandığa ilişkin sayısal sonuçları gönderirken (A Partisi 80 oy, B partisi 78 oy gibi) şimdi sandık sayımına ilişkin çetelenin resmini de gönderecekti.

Çetele aşağıdaki gibi bir şey (resimde son anayasa referandumundaki gerçek bir çetele yer almaktadır).

Tezcan bu çetelenin önemli bir olanak sağladığını, çeteleyi çözümleyip içindeki bilgileri YSK’nın gönderdiği sayısal bilgiyle karşılaştırmamızı istedi.

Bu şekilde hileleri, sahtekarlıkları tartışılmaz bir şekilde saptayabilecektik!

Tezcan’ın önerisi baştan aşağıya kötü bir öneriydi!

Tezcan’ın istediği şeyin bilgisayardaki karşılığı OCR (Optical Character Recognition) teknolojisidir ve en iyi OCR teknolojisi en çok yüzde 60-70 oranında başarılıdır.

Yani, bir resim dosyasındaki sayıları, harfleri doğru olarak algılama yüzdesi %60-70’tir.

Bu da en az yüzde 30 oranında hata demektir ki bu teknolojiyi bizim amaçlarımız açısından pratik olmaktan çıkarır.

Daha da kötüsü, seçime 1 hafta kalmışken böyle bir öneri getirmek saçmalıktan başka bir şey değildir.

Ben durumu bu şekilde anlatmaya başladım ama Tezcan diretince biraz üslubum sertleşti, Tezcan da toplantıyı terk etti.

Parti yönetimi yine de bölümümüzdeki bir arkadaşı görevlendirdi. O da en iyi programcımızdı.

O arkadaş birkaç gün uğraştıktan sonra bunun bir yere gitmeyeceği anlaşıldı, Tezcan’ın parlak önerisi de rafa kaldırıldı.

İyi de oldu.

Çeteleyi OCR ile incelemeden de sonuç almayı bildik.

Sonuç:

CHP her seçimde havanda su dövüyor. Bu durumun en önemli simgelerinden birisi de Bülent Tezcan.

CHP hem havanda su dövmekten hem de Tezcan gibilerinden vazgeçmeli.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: