Engin Arık’ı kim öldürdü?

2007 Yılının Kasım ayındaki uçak kazasından bu yana çeşitli komplo kuramları türetildi.

 

Bu kazada ölen Profesör Engin Arık ve arkadaşlarının çok şey bildikleri ve çok şey yapmak istedikleri için öldürüldüğü ileri sürülüyor.

 

İsviçre’deki CERN laboratuarlarında çalışmalar yürüten Engin Arık ve arkadaşlarının toryum üzerine de çalışmaları olduğu ve bu çalışmaların Türkiye’yi kurtaracak nitelikte olduğu iddia edildi.

 

Ölümleri de bu yüzden olmuş.

 

Çoğu zaman olduğu gibi bu sefer de bu komplo kuramı temelsizdir, gerçeklerden uzaktır.

 

Toryum madeninin potansiyeli aynen bor madeni gibi çok abartılmaktadır.

 

Ek olarak, bu tür madenler gerçekten değerli ise bu madenlerle ilgilenen insanlar niye öldürülsün ki?

 

Tam tersine, bu madenlerden para kazanmak isteyen firmalar Türkiye’de bu madenler üzerine uzman kişilerle çalışmak isterler, bilgisiz insanlarla değil.

 

CERN’de yapılan çalışmalar ise sihirbazlık değildir.

 

Bu çalışmaların sonucunda gözle görünür bir gelecekte yeni bir silah üretilmeyecek, yeni bir enerji kaynağı ortaya çıkarılmayacaktır.

 

CERN’de yapılan deneyler doğadaki mekanizmaları daha iyi anlamımıza yardımcı olacaktır, hepsi bu.

 

Ayrıca CERN’de neredeyse dünyanın her ülkesinden uzmanlar bulunmaktadır.

 

Bunların içinden yalnızca Türklerin seçilerek öldürüldüğü düşüncesi saçmadır.

 

Peki CERN’de ne oluyor bitiyor?

 

CERN’de bir parçacık çarpıştırıcısı var.

 

Burada söz konusu olan parçacıklar maddenin temel yapıtaşları arasında yer alan protonlar.

 

Protonlar, yerin altında 4.3 km çapındaki halka şeklindeki borular içinde çok yüksek hızlara çıkartılıp kafa kafaya çarptırılıyor.

 

Protonlar bir biriyle çarpışınca ne oluyor?

 

Birincisi, şu ana kadar gözlenememiş ama kuramsal olarak var olması gereken bir parçacık, Higgs bozonu,  bu çarpışmaların sonunda saptandı.

 

Saptandığında yeni bir bilgi de ortaya çıkmadı; yalnızca şu ana kadar doğayı anlamaya yönelik en kapsamlı kuramlardan birisinin öngörüsü doğrulandı.

 

Bazı bilim adamları bu arada, kuramda hiç yer almayan parçacıkların da saptanabileceğini ve bunların da bilgimizi ilerleteceğini düşünüyor.

 

CERN’deki parçacık çarpıştırıcı (Büyük Parçacık Çarpıştırıcısı olarak adlandırılıyor) ilk ya da tek çarpıştırıcı da değil.

 

Amerika’da daha başka çarpıştırıcılar bulunuyor.

 

CERN’in özelliği, en yüksek enerjili çarpıştırıcı olması ve öncekilere göre 100 kat daha fazla çarpışma üretebilecek olması.

 

Çok çarpışma üretmek önemli çünkü saptanması düşünülen parçacıkların ortaya çıkma olasılığı trilyonda bir düzeyinde.

 

Engin Arık, bu projede çalışan Türk ekibinin başı idi.

 

Arık, küçük çaplı bir çarpıştırıcıyı Ankara’da Gölbaşı’nda yapmak istiyordu.

 

Bu çarpıştırıcının boyutları ve enerji düzeyi CERN’deki çarpıştırıcı ile karşılaştırılamayacak kadar küçük olacaktı.

 

Asıl amaç da, CERN’de gidecek Türklerin bir ön bilgi ve beceri kazanmasıydı.

 

Engin Arık’ın çalışmaları daha fazla anlam içermiyordu.

 

Engin Arık’ı kim öldürdü?

 

Hiç kimse.

 

Engin Arık ve arkadaşları talihsiz bir uçak kazasında öldüler.

 

Bunu böyle kabul etmemiz ve komplo kuramlarına değer vermekten kaçınmamız gerek.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: