Ak Parti’nin 4 Kötü Mühendislik Projesi

Mühendisliğin çok çeşitli tanımları vardır.

En güzel tanımlarından birisi “teknolojik sorunlara ekonomik çözümler bulma işi” şeklindedir.

Mühendislik dinsel, cinsel, sosyal sorunlarla ilgilenmez.

Bu alanlar başka uzmanlık alanlarına aittir.

Mühendislik teknik sorunlarla ilgilenir.

Sorunlara ekonomik çözümler üretir.

Ak Parti’nin dört projesi bu açıdan çok sorunlu.

Birinci kötü proje, geçtiğimiz günlerde açılan 3. köprü, yani, Yavuz Sultan Selim Köprüsü.

Köprünün adı çok tartışılıyor ama bu konu mühendisliğin alanına girmiyor.

Mühendislik bakımından tartışmalı kısım köprünün yeri.

Köprünün yeri için aşağıdaki krokiye bakalım:

Bu krokide köprünün yerinin ne kadar yanlış olduğu görülüyor.

İstanbul Boğazı’nın genişliği ortalama 1.5 Km.

1.5 Km’lik köprüyü geçmek için taşıtları 30 Km kadar yukarıya çıkarıyoruz, sonra da karşı tarafta 30 Km kadar aşağıya indiriyoruz.

Peki, ne yapılabilirdi?

Bir öneri, 3. köprüyü Boğaziçi Köprüsü’nün hemen yanına yapmaktı.

Bu öneriyi zamanında İnovasyon Proje Araştırma Geliştirme Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ubeyd Korbey yapmıştı.

Bu öneri mühendislik bakımından iyi bir öneriydi.

Çünkü ilk olarak taşıtlara yol bakımından yük getirmiyordu.

İkinci olarak, daha az arsa ve evin kamulaştırılması gerekecekti.

İkinci kötü proje 3. havaalanı.

Bu projenin de yeri yanlış.

Havayoluyla seyahat edenlerin en büyük yakınması şehirden havaalanına ulaşım hakkındadır.

Uçak bizi çok çabuk bir şekilde hedefe ulaştırır.

Ama havaalanına geliş-gidiş, uçak yolculuğunun kısalığını gölgede bırakabilmektedir.

Bu açıdan 3. havaalanı olabilecek en kötü yerdedir: Tüm yerleşim merkezlerine uzaktır.

Uzaklığı telafi edebilmek için yeni havaalanına giden bir metro hattının yapılması gerekir ki bu da zaten pahalıya mal olan havaalanının toplam maliyetinin daha da artması demektir.

Peki, ne yapılabilirdi?

Var olan Atatürk Havaalanı ve Sabiha Gökçen Havaalanı genişletilebilirdi.

Genişletme yine çok daha az bir maliyetle yapılabilecekti.

Üstelik Atatürk Havaalanı zaten bir metro hattına sahipti.

Sabiha Gökçen’e ise metro ulaşmak üzereydi.

Üçüncü kötü proje İstanbul Kanalı Projesi.

Bu projeyle Anadolu yakasında bir kanal açılacak ve gemiler buradan Karadeniz’e geçirilecek.

Projenin fikir babası Erdoğan bu projenin birkaç avantajı olduğunu iddia ediyor.

Birinci avantaj, gemilerin beklemeden, rahat bir şekilde Karadeniz’e ulaşacak olması.

İkincisi, Boğaz’ı tehdit eden gemi trafiğinin azaltılması.

Birinci avantaj gerçek olabilir:

Yoğun dönemlerde gemiler boğazdan geçmek için bekliyor, bu bekleme bazen günlerce sürebiliyor.

Kanal bu beklemeyi sona erdirebilir.

İkinci avantaj pek gerçek değil:

Boğaz’dan yılda yaklaşık 35 bin gemi geçerken kayda değer tek kaza 1979 yılında oldu.

1979 yılındaki kazada petrol taşıyan bir tankerle bir kuru yük gemisi çarpıştı.

Tankerdeki petrol aylarca yandı, bir kısmı da boğaza sızdı.

Böyle bir kazanın olasılığı son derece düşük.

Dolayısıyla böyle bir kazayı önleme için çok pahalı bir çözüme gitmeye de gerek yok.

Üstelik, tanker trafiğini yapay kanala yönlendirdiğimizde de böyle bir kaza olasılığı var.

Kanal projesinin en kötü yanı maliyeti.

Uzmanlar maliyet için değişik rakamlar çıkarıyorlar.

Rakamlar 5 milyar dolar ile 200 milyar dolar arasında bulunuyor.

Erdoğan maliyetin önemli olmadığını, kanalın yılda 5 milyar dolar gelir sağlayacağını söylüyor.

Erdoğan’ın gelir iddiası bütünüyle gerçek dışı.

Kanalın böyle bir gelirinin olması mümkün değil.

Şu anda gemiler boğazdan yalnızca güvenlik önlemleri için para ödeyerek geçiyor.

Ödedikleri para da gemi başına yaklaşık 750 Dolar.

Erdoğan’ın 5 milyar dolar rakamını tutturmak için gemilerin hepsini kanala yönlendirmek ve ortalama 140 bin dolar ücret almak gerekiyor.

Gemi sayısının kanalla birlikte artacağı iddia edilebilir.

Örneğin, kanalla birlikte yıllık 35 bin yerine 50 bin gemi geçebilir.

Bu durumda ücret 100 bin dolara ancak iner.

Gemiler uluslar arası anlaşmalarla geçiş hakkı sağlanan neredeyse ücretsiz boğaz yerine 100 bin ya da 140 bin dolar ödeyerek kanaldan geçmezler.

Bu da kanal maliyetinin milletçe bizim tarafımızdan karşılanması anlamına gelir.

Dördüncü kötü proje, Hızlandırılmış Tren projesiydi.

Bu projeyle, var olan demiryolları üzerinde çok az bir iyileştirme yapılarak trenlerin hızı arttırıldı.

Bu artış bir faciayla sonlandı: Pamukova’daki kazada hızlandırılmış trende bulunan 41 kişi öldü.

Böyle bir kazadan sonra normalde demiryollarının müdürünün, ulaştırma bakanının istifa etmesi gerekirdi ama istifa Ak Parti’li yetkililerin lügatinde olan bir sözcük değil.

Hızlandırılmış Tren projesi bu kazayla iptal edildi, doğru proje olan Hızlı Tren projesine geçildi.

Hızlandırılmış Tren’deki birinci yanlışlık, hız yapmaya uygun olmayan demiryollarının kullanılmasıydı.

İkinci yanlışlıksa makinistlere yeterince eğitim verilmemesi ve yeterince deneme yapılmamasıydı.

Hızlı Tren projesinde yeni yollar yapıldı ve halen de yapılıyor.

Hızlı Tren projesinin bir ayağı devreye alınmadan önce de aylarca deneme ve eğitim sürüşü yapılıyor.

İlk üç projenin bir de toplamda büyük bir kusuru var.

Üç proje de İstanbul’u daha büyütmeyi amaçlıyor.

Yapılması gerekense İstanbul’u daha fazla büyütmek değil, İstanbul’u küçültmek.

İstanbul’un kapladığı alan, içindeki nüfus akıl dışı boyutlara ulaşmış durumda.

Bu büyüklük karşısında yapılacak her şey yetersiz kalmaya mahkum.

Kadir Topbaş, 2013 yılında yaptığı bir açıklamada, göreve geldiklerinden beri İstanbul’a 34 milyar dolarlık yatırım yaptıklarını belirtmişti.

Büyük bir rakam bu.

Üstelik İstanbul’a yapılan yatırımlar duracak gibi de görünmüyor.

Yapılması gerekense, İstanbul’a bu kadar büyük yatırımlar yapmak yerine Anadolu’nun uygun yerlerine doğru taşınmayı sağlamak.

CHP’nin Merkez Türkiye projesi bu bakımdan doğru bir projeydi.

Konya-Karaman arası bölgeyi bu amaçla kullanmak, buraya taşınan endüstri ve finans kuruluşları için çeşitli teşvikleri sağlamak hem İstanbul’un üzerindeki yükü azaltır hem de insanların daha konforlu yaşamasını sağlar.

Teşvikler vergi kaybına neden olur.

Ama bu kaybı İstanbul’a yapmaktan kaçınacağımız yatırımlar dengeleyebilir.

Mühendislik her sorunu çözmez.

Ama hayatımıza dokunan sorunlardan önemli bir bölümünün çözümü mühendisliktedir.

O mühendisliğin iyi mühendislik olmasıysa herkesin yararınadır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: