Kürt aydınların özensizliği üzerine

Ağrı’da tekrarlanan belediye başkanlığı seçimi sonunda BDP’li Sırrı Sakık başkan seçildi.

Sakık’ın ilk icraatı Kazım Karabekir adını silmeye ve kaza sonucu ölen pilotlar için dikilen anıtı kaldırmaya çalışmak oldu.

Sakık, Karabekir’in Ermeni Tehciri’nde yer aldığını iddia ediyor.

Pilotların ise Ağrı İsyanı’nda görev aldıklarını ve bu görev sırasında öldüklerini söylüyor.

Sakık’ın her iki iddiası da yanlış çıktı.

Sakık bir politikacı. Her şeyi doğru bilmek zorunda olmayabilir.

Ama Sakık’ın özensiz, gerçek dışı iddiaları her şeyi daha doğru bilmek durumunda olan Kürt aydınlarında da gözleniyor.

Bu aydınlara bir örnek Prof. Dr. Ahmet Özer. Ahmet Özer, Kürt sorunu konusunda kafa yoran, bu konuda çok sayıda kitap yazan birisi.

Ahmet Özer’in “Kürtler Cumhuriyet’e Neden İsyan Etti?” başlıklı kitabı, Sakık’ın iddiaları gibi özensiz, düzensiz, taraflı bilgiler içeriyor.

Sırrık Sakık’ın takıldığı Ağrı İsyanı’nı Özer’in kitabında bulabiliyoruz.

Bu isyana katılan kişilerden birisi İbrahim Heski.

Heski’nin acıklı bir hikayesi var. Önceki isyanlarda devletin yanında yer aldığı halde, o isyanlara katıldığı için sürgün edilecekler arasına katılıyor. Heski bu duruma itiraz ediyor ve Ağrı İsyanı’na katılıp önemli kişilerinden birisi oluyor. Öyküsü devleti yöneten kişilerin ibret alması gereken bir öykü.

Özer’in kitabındaki özensizliklerden birisi İbrahim Heski’nin adına ilişkin. Heski’nin adı kitabın değişik sayfalarında değişik şekilde yer alıyor:

1) 139. Sayfada: Heske Bro Telli

2) 146. Sayfada: Heske Tello

3) 155. Sayfada: Biroye Heske Teli

4) 157. Sayfada: İbrahim Heske

5) 169. Sayfada: İbrahime Husseke Telle

6) 179. Sayfada: Bro Heske Telli

7) 191 sayfada: Bro Heski Telli ve Bro Heski Tello (alt alta yer almış)

8) 196. Sayfada: Bıra İbrahime Hüsseke Telli

Özensizlik yalnızca adlarda değil. Verilen bilgilerde de özensizlik var:

Şeyh Said İsyanı’nın nedenlerinden birisi olarak şöyle bir bilgi veriliyor: “tam o günlerde yerel beylere ödenen Aşar vergisinin kaldırılmasından kaynaklanan feodal öfkeyi de eklemek lazım.” (sayfa 50)

Yukarıdaki bilgiden aşar vergisini merkezi yönetimin kaldırdığını, Kürtlerin de buna öfke duyduğunu öğreniyoruz.

Ama 60 ve 61. Sayfalardaki şu ifadeye de bakalım: ” Bununla da yetinmez merkezi iktidar; kurduğu devletin ayakta durması için alacağı vergileri de jandarma dipçiği ile Doğu ve Güneydoğu halkından zorla alır. Aşar vergisi bunun en belirgin örneğidir….Bu da halkın isyana gönüllü katılması ve ayaklanmanın hızla yayılması için işlev görür. Nitekim Şeyh Said’in kardeşi Şeyh Tahir’in, Genç’i ele geçirdiğinde yaptığı ilk uygulamalardan birisi de aşar vergisinin kaldırıldığını ilan etmek olmuştur.”

Aşar vergisini kim kaldırdı? Devlet mi isyancılar mı?

Kitapta belli değil.

Gerçekteyse belli. İzmir İktisat Kongresi’nin aldığı karar sonucunda, Aşar Vergisi 1925 yılında devlet tarafından kaldırılmıştır.

Özer, özensiz olduğu kadar fazlasıyla da tarafgir. Şeyh Said İsyanı’nın başlangıcına bakalım:

Sayfa 83: “Aslında ayaklanma başlamaz, “başlatılır”. Asker kaçaklarının Şeyh Said’in misafir olarak bulunduğu bir zamanda istenmesi sadece bahaneden ibarettir. Piran’a gönderilen birlik özel bir birliktir ve görevi provokasyon yaratmaktır.”

İfadeler böyle. Ama bu ifadeleri destekleyecek bir kanıta yer verilmiyor.

Harput’un isyancıların eline geçişinden sonra yaşananlara bakalım:

Sayfa 84: “Harput’un alınması ve sonrasındaki olaylar dikkat çekicidir. Halk, büyük çoğunlukla ayaklanan güçlerin yanında yer almıştır. Şehirde meydana gelen talan olayları dengeleri birden değiştirir. Devlet örgütlülüğünü bir kez daha ortaya koyar, şehirde yağma ve talan başlar.”

Bu ifadelerden, Harput’ta yağma ve talanın devletin örgütleri aracılığıyla gerçekleştiği gibi bir bilgi alıyoruz. Ama bir sonraki cümle olayı aydınlatıyor: “Ancak, şehri ele geçiren Kürt güçlerinin aynı oranda örgütsüzlüğünün, deneyimsizliğinin olayların bu şekilde gelişmesinde katkısı olduğu ortadadır.”

Özer öyle tarafgir ki asi Kürt güçlerinin yaptığı talanı bile bir şekilde devletle ilişkilendirebiliyor.

Bunlar yalnızca örnekler. Özer’in 300 sayfalık kitabı boydan boya bu türlü özensizliklerle ve tarafgirliklerle dolu.

Kürt sorunu büyük bir sorun. Tarih boyunca Kürtlere çok haksızlık ve eziyet edildiği de kesin.

Ama bunları ortaya koymak özen ister, kanıt ister, tarafsızlık ister.

Şu ana kadar Kürt aydınlarında bu türlü bir özeni göremiyoruz.

Kürtlerin sürekli iddia etme, suçlama aşamasını geçip kendilerine dönmelerinde, tutumlarını sorgulamalarında büyük yarar var.

Hepimiz için böylesi daha olacaktır.

<<…>>

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: