Taktisyen ile Stratejisyen-Vizyoner

Kemal Kılıçdaroğlu, tartışmasız en çalışkan parti başkanı oldu:

Yalnızca bu seçim döneminde onlarca miting yaptı, hemen her ile gitti, ayak basılmadık yer bırakmadı.

Bütün parti teşkilatını da bu şekilde yapılandırdı. Teşkilat üyeleri sokak-sokak ev-ev dolaştı, broşürler ve küçük hediyeler dağıtıp propaganda yaptı.

CHP, 30 Mart Seçimleri’nin tartışılmaz en organize partisiydi. Seçim organizasyonunda her şey kılı kırk yararcasına düşünülmüştü.

Seçilen adaylar da başarıya yönelikti.

Büyük tepkiler çekme pahasına Ankara’da Mansur Yavaş’ı, İstanbul’da Mustafa Sarıgül’ü, Hatay’da Lütfi Savaş’ı aday gösterdi. Bu adayların arkasında durdu.

Bu adaylar da CHP’nin yüzünü kara çıkartmadı: Hatay’da Lütfi Savaş, AKP adayı, eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin’i yendi.

Yavaş ve Sarıgül kazanamadılar ama CHP’nin oylarını görülmedik şekilde arttırdılar.

Ama sonuçta 30 Mart Seçimleri’ni CHP için başarı olarak nitelemek mümkün değil:

Ankara ve İstanbul büyükşehir belediye başkanlıkları kazanılamadı, Antalya, Artvin ve Ordu kaybedildi.

Oy oranı %30’u bile bulmadı.

Peki sorun ne?

Sorun Kılıçdaroğlu’nun taktisyen oluşunda yatıyor. Çok iyi taktikler buluyor, örgütçülüğü iyi.

Ama Kılıçdaroğlu özgün stratejiler oluşturamıyor. Örneğin, 30 Mart Seçimleri’nde yaptığı propaganda bütünüyle 17 Aralık Operasyonu’na dayanıyordu.

Bu operasyonun bilgilerini CHP üretmedi, cemaat üretti.

Yolsuzluk söylemi dışında ortaya çok fazla yeni bir şey konulamadı. Köylülere mazotun 1.5 TL’ye verileceği vaadi bile tutmadı. Köylüler ona oy vermedi.

CHP’ye yeni stratejiler oluşturabilecek birisi gerek. Bu stratejiler hayatın her alanına dokunmalı. Türkiye’yi her açıdan değiştirmeli, dönüştürmeli.

Böyle bir kişinin altı iyi örgütçülerle, iyi taktisyenlerle doldurulur.

Kılıçdaroğlu gibi kişiler değerlidir ama yalnızca iyi bir liderin altındaki kadrolarda yer bulmalıdır.

İyi bir lider kimdir? Muharrem İnce mi, Metin Feyzioğlu mu, Umut Oran mı, Mustafa Sarıgül mü?

En iyisi bu kararı adil yarışmaya bırakmak. Beliren liderin başarısız olması durumunda fazla oyalanmadan yenisini denemek.

Ak Parti’yi sevmeyen insanlar olarak görevimiz liderlik değişimini istemek, lider adaylarını kuvvetli stratejiler oluşturmaya yönlendirmek olmalı.

Bu arada biz de boş durmamalıyız.

Ak Parti karşıtı partilerde, hareketlerde kariyer beklentisi olmadan görev almalı, fikirler-projeler üretmeliyiz. Seyirci olmaktan çıkıp sahaya inmeliyiz.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: