30 Mart Seçimleri’nde yine AKP kazanırsa ?

30 Mart Seçimleri için en çok çalışan parti CHP, en çok çalışan parti başkanı da Kemal Kılıçdaroğlu.

Kılıçdaroğlu gezmedik il bırakmıyor, miting üstüne miting yapıyor, daha önce gidilmemiş yerlere gidiyor, daha önce el uzatılmamış insanlara el uzatıyor.

Kılıçdaroğlu’nun çalışmaları yetmeyebilir.

Ak Parti’nin oy kaybettiği tek seçim 2009 seçimleriydi. Tayyip Erdoğan o seçimlerde, CHP başkanı Deniz Baykal’dan üç kat fazla miting yapmıştı. Baykal bu yüzden çok eleştirilmişti. Ama seçim sonuçları açıklandığında, CHP’nin oyunu arttırdığı, AKP’nin oy kaybettiği görüldü.

2009 Seçimleri, mitinglerin, halkla yakın temasın artık çok da önemli olmadığını gösteriyor. 2009’da AKP oy kaybetti çünkü Türkiye yüzde 4.5 küçülmüştü. Hepsi bu. Ekonomi kötüyse istediğin kadar miting yap, kaybediyorsun.

2013’te ekonomi istenildiği kadar büyümedi ama yine de büyüme oranı yüzde 4 oldu. 2014’te de benzer bir oran tahmin ediliyor. Yani, ekonomi çok kötü durumda değil.

Peki, bu durumda biz AKP karşıtları ne yapacağız? Oturup ekonominin bozulması için dua mı edeceğiz? Başka yapacak şeylerimiz yok mudur?

Bana göre yapılacak şeyler var.

Ne yapılmalı?

Öncelikle AKP’yi doğru tanımlamalıyız:

1) AKP dış kaynaklı, hain, satılık bir grubun partisi değildir. Bu türlü iddialarda bulunmak doğru değildir. AKP, bu ülkenin, bu toplumun bir partisidir. Onaylamadığımız politikaları olması AKP’lileri vatan haini, satılık, düşman şeklinde nitelendirmemize neden olmamalıdır.

2) AKP her işi yanlış yapan bir parti de değildir. Çok sayıda doğru iş yapmıştır. Bunları takdir etmek gerekir.

AKP’nin doğru icraatlarını şöyle sıralayabiliriz:

1) Ekonomi: AKP hükümetinin ekonomik uygulamaları genel olarak doğrudur. Bu politikaların sonucu olarak, dünyada büyük etkisi olan son kriz kesinlikle Türkiye’yi daha az etkilemiştir.

2) Kürt Açılımı: Bu kapsamda yapılan az sayıda şey, örneğin, TRT’nin Kürtçe TV kanalı açması bile olumlu sonuçlar vermiştir. Yani, bu açılım doğrudur.

3) Ermeni Açılımı: Ermenistan’la ilişkilerimizin daha iyi hale getirilmeye çalışılması doğrudur.

4) Alevi Açılımı: Bu kapsamda hemen hiçbir şey yapılmasa da böyle bir açılımın adı bile doğrudur.

5) Roman Açılımı: Toplumda her zaman aşağılanan, buçuk millet tabir edilen Romanlara karşı yapılan az şey bile doğrudur.

6) Kıbrıs Açılımı: Kıbrıs’ta Annan Planı desteklenerek Türkler uluslar arası hukuk ve kamu oyu önünde ilk defa öne geçmiştir.

7) Özelleştirme: Günümüzde özelleştirme yapmayan ülke kalmamış gibidir. Türkiye’de özelleştirmeyi en iyi AKP hükümetleri yapmıştır.

8) Sosyal güvenlik kurumlarının birleştirilmesi: AKP’nin en iyi faaliyetlerinden birisi bu olmuştur.

9) Ulaştırma ve Sivil Havacılık: Bu alandaki uygulamalar ile sivil havacılık büyük atılım yapmıştır. Daha önce uçağa binmemiş milyonlarca kişi uçağa binebilmiştir. Ankara-İstanbul, Ankara-Konya arasındaki hızlı trenler doğrudur. Hemen tüm şehirler arasında bölünmüş yollar vardır ve bu yollarda oldukça konforlu yolculuklar yapılabilmektedir.

10) Sağlık: Sağlık politikaları ile toplumun büyük kesimi sağlık hizmetlerine çok daha kolay ve ucuz ulaşır hale gelmiştir.

11) Vergi: AKP hükümeti döneminde vergiler azaltılmıştır. Örneğin, kurumlar vergisi yüzde 30’dan yüzde 20’ye düşürülmüştür.

AKP’nin bu başarılarını kabul ve takdir edersek geriye ne kalır? Biz ne yapmalıyız?

AKP’nin başarıları, başarılı uygulamaları aynı zamanda çok sayıda başarısızlığı ve hatayı da barındırmaktadır. AKP karşıtı hareketin, iyi uygulamaları takdir ederken uygulamalardaki hataları açığa çıkartıp vurgulaması ve daha iyisini önermesi gerekir. Bunlara ek olarak da AKP’nin aklına bile gelmeyecek şeyleri önermesi gerekir.

AKP’nin yukarıda saydığımız iyi uygulamalarına ilişkin olarak şunlar söylenebilir:

1) Ekonomi politikası AKP’nin özgün bir politikası değildir. Bu politikanın temelini 2001 yılında bir sosyal demokrat olan Kemal Derviş atmıştır. AKP’nin en iyi yaptığı şey bu politikadan genel olarak sapmamaktır. Ne yazık ki Kemal Derviş’i en önce sosyal demokratlar görmemezlikten gelmeye çalışmaktadır. Dahası, Derviş bu çevrelerde ABD ajanı olarak bile suçlanmaktadır. Derviş’in sahiplenilmesi ve ekonomik politikaların oluşturulmasında kendisinden yararlanılması gerekir. Bunun kadar önemli olan başka bir şey de tabana bu politikaları benimsetmek olmalıdır.

2) AKP’nin bir zamanlar en güçlü yanı olan dış politika, en zayıf yeri durumuna gelmiştir. Şu anda, hemen tüm komşularımızla düşman durumundayız. AKP aynı zamanda anlamsız bir İsrail düşmanlığı gütmektedir. Komşularla sıfır sorun derken hiç sorun yaşamadığımız, bölgenin tek demokratik ülkesi olan İsrail ile ilişkilerimiz bozulmuştur. Hükümet bunun nedeni olarak İsrail ve Suriye arasında arabuluculuk yaparken İsrail’in Gazze Operasyonu’nda çok sayıda sivili öldürmesini göstermektedir. Halbuki bu operasyonun nedeni Gazze’deki Hamas yönetiminin İsrail’e ve özellikle sivillere yönelik saldırılarıydı. AKP bu saldırıları kınamadı, karşı çıkmadı. Filistinlilerin saldırıları ve İsrail’in karşı saldırıları hükümetin arabuluculuğa kalkışmasından önce de vardı ve bu saldırılar arabuluculuğun başlatılmasına engel olmamıştı. Saldırıların arabuluculuğun bitişi için neden olması bütünüyle anlamsız kaldı. Mavi Marmara olayı ile birlikte de tüm diyalog kanalları kapandı ve İsrail ile Araplar arasında arabuluculuk olanağı kalmadı. Davutoğlu ve AKP hükümeti bu konuda başarısız bir politika izliyor. AKP karşıtı hareketin, hükümetin komşularla sıfır sorun politikasını benimsemesi, İsrail için de düşmanlığı körüklemek yerine ilişkileri eski haline getirmeye çalışması gerekir.

3) Sosyal demokrat hareket her zaman Kürtlere yakın bir politika izlerken Kürt düşmanı bir hale gelmiştir. Kürt sorununa ilişkin olarak AKP’den de kapsamlı uygulamalar savunulmalıdır. Örneğin, özel radyo ve televizyonların saat sınırı olmaksızın Kürtçe yayın yapmasını önermek gerekir. Kürtçe eğitim de (ilköğretim dahil olmak üzere) savunulmalıdır. Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı yerlerde kamu hizmetlerinin Kürtçe verilmesine de gidilmelidir.

4) AKP’nin Ermeni Açılımı tıkanmıştır. Bu tıkanmayı Türkiye’deki ve Azerbeycan’daki Türkleri kırmadan, incitmeden aşmak gerekir. Sosyal demokrat hareket içinde çok değerli dış politika uzmanları bulunmaktadır. Bu kişilerin bu politika üzerine kafa yorması doğru olacaktır.

5) Alevi Açılımı da tıkanmış durumdadır. Cem evlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi başta gelmek üzere bu konuda hakları genişletici politikalar izlenmelidir.

6) Roman Açılımı’nda ne yapıldığı belli değildir. Romanların özgün kültürlerini korurken yaşam koşullarının iyileştirilmesi için gereken politikaları AKP karşıtları üretmelidir.

7) Kıbrıs Açılımı da tıkanan konulardan birisidir. Tıkanmanın başlıca nedeninin Rumlar ve Avrupa Birliği olduğu doğrudur ama halen Türkiye’nin yapabileceği çok şey vardır. Örneğin, Türk birliklerinin tamamı adadan çekilebilir. Türkiye, Kıbrıs’a her zaman Yunanistan’dan daha yakındır ve olası bir tehlikede her zaman kısa zamanda müdahale edebilir. Adada Türk askerlerinin kalmasının uzun zamandan beri mantıklı bir nedeni yoktur. Bu çekilmeyi sosyal demokratlar gerçekleştirebilir. Bu hareket ordumuzu da maddi ve manevi olarak rahatlatacaktır.

8) Özelleştirme: AKP bu alanda çok yol almıştır ama yapılacak daha çok şey de bulunmaktadır. Örneğin, THY ısrarla özelleştirilmemektedir. Sosyal demokratlar bunu savunmalıdır. Ayrıca Türk Silahlı Kuvvetleri’nin elindeki çok sayıda üretim tesisi de özelleştirilmeli ya da kapatılmalıdır. TSK’nın giysi ya da ilaç üretimi yapmasının gereği kalmamıştır. AKP, özelleştirme derken özellikle İstanbul Belediyesi eliyle çok sayıda devletleştirme yapmıştır; belediyenin elinde çok sayıda üretim ve işletme tesisi vardır. İstanbul Belediyesi başta olmak üzere belediyelerin elindeki bu türlü tesislerin özelleştirilmesi gerekir.

9) Ulaştırma: Hızlı tren iyidir. Hızlı tren için yeni demiryolları yapılmaktadır. Ama şu anki hızlı trenden önceki hızlı tren, var olan demiryolunu kullanıyordu ve uygulaması 41 kişinin öldüğü feci bir kazayla sonuçlandı. Bu ilk uygulamayı törenle Recep Tayyip Erdoğan başlatmıştı. Facia iki tane zavallı makinistin üzerine yıkıldı. Halbuki batı ülkelerinde (ya da bir doğu ülkesi olan Japonya’da) bu tür bir facia başbakanın bile istifasıyla ve yargılanmasıyla sonuçlanırdı. AKP karşıtı hareket bu ilk uygulamadaki yanlışlığı hiçbir zaman vurgulayamadı. İletişim alanında 3G’ye geçiş de çok geç gerçekleşmiştir. 4G’ye geçiş ise düşünülmemektedir. AKP karşıtı hareketin burada yapabileceği çok şey görünmektedir.

10) Sağlık alanındaki doğru politikaların sonucunda devletin sağlık giderleri aşırı derece arttı. Bunun sonucunda devlet bazı faşizan uygulamalara gitti: Yeni hastanelerin açılışının izne bağlanması, özel hastanelerin alacağı doktorların Sağlık Bakanlığı’nın denetiminden geçmesi, hastaların kontrollerinin ve ilaçlarının mantıksız ve işi zorlaştırıcı kurallara bağlanması gibi. Bu noktaların halka iyi anlatılması gerekir. Aynı zamanda, sağlık maliyetinin düşürülmesiyle ilgili çalışmalara da kafa yormak, politikalar geliştirmek gerekir

11) AKP, vergileri düşürmek gibi iyi bir iş yaparken çok sayıda sektöre ve ürüne farklı katma değer vergisi oranının uygulanması nedeniyle vergi sistemini karmaşıklaştırdı. Vergi sisteminin basitleştirilmesi gerekir. CHP’nin basit ve düz bir vergi oranı şeklindeki önerisi doğrudur ve geliştirilmesi, iyi anlatılması gerekir. AKP, vergi sistemini ve denetimini muhalifler üzerinde baskı unsuru olarak kullandı. Bu tür faşizan uygulamaların da sürekli olarak vurgulanması gerekir.

Yukarıdakiler AKP’nin sürdürmekte olduğu politikalara ilişkindi. AKP karşıtı muhalefetin bunun ötesine geçip AKP’nin aklına bile gelmeyen şeyleri önermesi, savunması gerekir. Bunlara örnek olarak aşağıdakiler verilebilir:

1) En üretken ve başarılı sosyal demokratlardan Murat Karayalçın, devletin konut değil nitelikli arsa üretmesi gerektiğini savunur. Devlet bu önerinin tersine şu anda TOKİ eliyle yüzbinlerce konut yapmaktadır. TOKİ’nin arsa üretmeye yönlendirilmesi gerekir.

2) AKP, nükleer enerji konusunda beceriksizce davranmıştır. Hükümetin hazırladığı Nükleer Santral ihalesine tek firma katıldığı için bu ihale iptal edilmiş ve santralların devletler arasında anlaşmalar yoluyla yapılması kararlaştırılmıştır. Bu politika özel sektöre inanan bir hükümetin politikası değildir ve hukuken de yanlıştır. Sosyal demokratların nükleer enerji konusundaki reddedici politikalarını değiştirip, özel sektör eliyle çok sayıda santral yapımını savunması gerekir.

3) Sağlık alanında yapılacak çok şey vardır. Örneğin, ABD’de, ve Avrupa ülkelerinde ruhsat almış ilaçlar için Türkiye’de ayrıca ruhsat çalışması yapılmaktadır. ABD ve AB ülkelerinde ruhsatı alınmış ilaçların Türkiye’de doğrudan satışı yapılabilmelidir. Özel hastane açılmasına, özel hastanelere doktor ve ekipman alımına ilişkin kısıtlamalar kaldırılmalıdır.

4) Tarımda Fiskobirlik ve TMO gibi kurumların tasfiye edilmesi gerekir. Tarım ithalat ve ihracatında denetlemeci olmaktan çok engellemeci olan Şeker Kurulu gibi kurullar da kaldırılmalıdır. Halkımız et ürünlerini çok pahalıya tüketmektedir. Halbuki ABD ve AB ülkelerinde et-süt ürünleri ucuzdur. Et-süt ürünleri üzerine ithalat yasakları kaldırılmalıdır. Ancak bu şekilde, et-süt üretimimiz de kendisine çeki düzen verebilir. GDO’lu tarım yapılmasına izin verilmelidir.

5) Askerliğin bütünüyle profesyonel olması hedeflenmelidir. Bu hedefe ulaşana kadar da asker sayısı azaltılmalı, askerlik süresi kısaltılmalıdır. Askerlerin milyarlarca doları bulan projeleri iptal edilmelidir. Eşcinsellerin askerlik yapabilmesi sağlanmalıdır. Polislerin mesleki güvenceleri sağlanmalı, atanmaları siyasilerin inisiyatifinden çıkarılmalıdır.

6) Tübitak, Kosgeb ve Tigem gibi kuruluşlar amaçlarından çok uzaklaşmıştır ve açıkcası baştaki amaçlarına gerek de kalmamıştır. KOSGEB’in elinden tutup geliştirdiği küçük işletmeler yok denecek kadar azdır. Tübitak’ın elli yıllık tarihinde ne gibi bilimsel ilerlemelere, gelişmelere imza attığı sorgulanabilir. Bu kuruluşlar kaldırılmalıdır. Bun akarşılık, CERN gibi araştırma ve bilim merkezlerine üye olunmalıdır.

7) Asgari ücret konusunda bölgesel uygulamaya gidilmelidir. İstanbul’daki yaşam koşullarıyla Yozgat’taki yaşam koşulları aynı değildir. Dolayısıyla asgari ücretlerin de farklı olması gerekir. Başka ülkelerde de buna benzer uygulamalar vardır. Örneğin Filipinler’de asgari ücret 16 bölge için ayrı ayrı belirlenmektedir.

8) Milli Saraylar devlet için mali bir yüktür ve bulundukları durum da içler acısıdır. Örneğin, hemen her yıl Beylerbeyi Sarayı’nda bir tadilat görülebilir. Bu sarayların hem gelir getirici hem de adlarına yaraşır hale gelmesi için özelleştirilmesi yerinde olacaktır. Yapılacak anlaşmalarla sarayların bazı bölümleri her zaman halka açık olabilir.

9) Ticaret üzerindeki kısıtlamaların çoğu kaldırılmalıdır. Örneğin, kullanılmış makinelerin, bilgisayarların, telefonların vb. cihazların ithalatı yasaktır. Çünkü bu yasağı koyan memurlar, ithalata izin verilirse insanların kandırılacağını ve hurda makinelere büyük para döküleceğine inanmaktadır. Halbuki insanlar kendi çıkarlarını memurlardan daha iyi düşünebilir.

10) Sosyal demokratlar hemen her zaman İstanbul Boğazı’ndaki köprülere karşı olmuştur. Köprülere karşı çıkma politikasının terkedilmesi gerekir. Üçüncü köprüye karşı çıkmak yerine dördüncü köprüyü bile önermek gerekir. Bu konuda AKP’nin bariz bir beceriksizliği de vardır: Örnek aldıkları Özal, iktidarının 6. yılında Fatih Sultan Mehmet köprüsünü dikebilmişti. AKP ise başa geçişi 7 yılı bulduğu halde halen üçüncü köprüyü yapamadı ve bu köprü için dişe dokunur bir çalışma bile yok.

11) Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılmalıdır. İnananlar kendi ibadethanelerini ve din adamlarını kendileri finanse etmelidir.

12) AKP hükümetleri, Ankara’daki kurumları İstanbul’a taşımaya çalışmaktadır. Muhaliflerin tam tersini yapması gerekir. Hatta, yerleşim için Konya, Karaman gibi yerler teşvik edilmelidir. Oralarda arsa bol ve ucuzdur. Üstelik Antalya gibi olağanüstü bir tatil ve eğlence merkezine çok yakındır.

13) Kamuda bilişim yatırımları aşırı miktarlardadır. Bilişim gereksinimleri kamuya özgü merkezlerle (bulut bilişimle) çözülmeli, tasarruf sağlanmalıdır.

14) Kamu kuruluşlarının kullandığı bina sayısı sürekli artmaktadır. Makamlara göre oda büyüklüğü sınırlanmalı, yeni bina gereksiniminin önü alınmalıdır.

15) Üniversiteler de dahil olmak üzere, öğrencilere besin takviyesi yapılmalıdır.

16) Tüm şehirlerde bisiklet yolları yapılmalıdır. Metronun kullanıldığı yerlerde dolmuş-minibüs-halk otobüsü gibi taşıtlar kaldırılmalıdır.

17) Arabalarda yapılan modifikasyonlara daha fazla izin verilmelidir. Fabrika çıkışında boyalı olan arabalara izin varken bir arabanın camını sonradan boyatamamak haksızlıktır.

18) Internet Cafe’ler ve oteller üzerindeki kısıtlamalar kaldırılmalıdır. Otellerin müşterilerini günlük olarak Emniyet Müdürlüklerine bildirmesi gibi faşizan uygulamalar kaldırılmalıdır.

19) İşe giriş-çıkış işlemleri basitleştirilmelidir.

20) Odalara ve mesleki birliklere zorunlu üyelikler kaldırılmalı, bu kurumlardan çıkışlar kolaylaştırılmalıdır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: