İlginç bir dava

İlginç bir dava olacağa benziyor. Aynı zamanda, "Cumhuriyet’ten önce Kürt Sorunu diye bir şey yoktu" iddiasını da çürütüyor:

Zirki Aşireti 100 milyon lirayı bulan 85 yıllık maaşın peşinde

Diyarbakır ve çevresinde etkili olan ve 1830 yılında döneminde Kürt isyanlarına katıldıkları gerekçesiyle sürgün edilen, 64 köy ile binlerce dönüm arazilerine el konulan, yaşamlarını sürdürebilmeleri için yurtluk-ocaklık maaşı bağlanan Zirki aşireti mensupları, 85 yıl önce kesilen maaşlarını faiziyle birlikte alabilmek için Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açtı. Aşiretin avukatı Serhat Karaşin, hesap uzmanlarıyla yaptığı incelemede aşiretin devletten alacağının 100 milyon lirayı geçebileceğini, iç hukukta sonuç alamamaları halinde ise BM insan hakları masasından idari yaptırımın haksızlığına dair görüş alıp AİHM’e gideceklerini söyledi.

Ramazan YAVUZ/DİYARBAKIR, (DHA) 15 Mart 2014

Diyarbakır’ın Hazro, Lice, Silvan ilçe ve köylerinde 1800’lü yıllarda etkili olan Temur Ağa’nın liderliğini yaptığı Zirki Aşireti 1800’lü yıllardan itibaren başlayan Kürt ayaklanmalarına katıldıkları gerekçesiyle Padişah 2’nci Mahmut zamanında Edirne’ye sürgün edildi. Zirki aşireti ileri gelenlerinden Hamdi Bey’in torunu olan Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi öğretim görevlisi Kadri Yaka, 1 yıllık çalışmayla Osmanlı ve Cumhuriyet arşivlerini tarayarak aşiretinin durumunu yansıtan belgeleri ortaya çıkardı. Yaka, büyük dedesi olan Zirki Aşireti lideri Temur Bey’in Kürt isyanlarına katılan diğer aşiret reisleriyle birlikte 1830 yılında sürgün edildiğini söyledi.

Kadri Yaka, Osmanlı padişahının özür dilemeleri karşılığında kendilerini affedeceğini bildirmesi üzerine diğer aşiret reislerinin özür dileyerek topraklarına geri döndüğünü, özür dilemeyen Temur beyin ise sürgünde öldüğünü kaydederek, şunları anlattı:

"1830 yıllarındaki aşiretimiz Kürt isyanlarına katıldıkları için diğer aşiretlerle birlikte Padişahın fermanıyla Edirne’ye sürgüne gönderilmiş. El konulan mallarına karşılık ise aşiret fertlerine yaşamlarını sürdürebilmeleri için yurtluk-ocaklık maaşı bağlanmış. Bir süre sonra Padişah sürgüne gönderilen aşiret liderlerinin özür dilemesi halinde onları affedeceğini ve topraklarına dönebileceğini bildirmiş. Diğer aşiret reislerinin aksine, dedem aşiretimizin lideri Temur Bey özür dilemeyince, kendisine dönüş yasağı konulmuş ve Edirne’de sürgünde yaşamını yitirmiş. Temur Bey’in çocuklarından Eyüp, 1861 yılında aldıkları maaş yetmeyince Osmanlı idaresine başvurarak zulüm altında olduklarını, maaşlarının arttırılmasını istemiş. Eyüp beyin isteğini yerinde bulan Osmanlı idaresi maaşlarını arttırmış. 1919 yılına kadar düzenli ödenen maaşlar Kurtuluş Savaşı’nın başlaması ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle kesilmiş. Cumhuriyetin kurulmasından sonra yani 1929 yılında ise dedelerimizden biri Mustafa Kemal Atatürk’e başvurarak birikmiş olan yurtluk-ocaklık maaşlarının ödenmesini talep etmiş. İsteği yerinde bulan Atatürk, 10 yıllık birikmiş yurtluk-ocaklık maaşlarının birden ödenmesini sağlamış ancak bir daha da bilmediğimiz nedenlerden dolayı bu maaş ödemesi yapılmamış."

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: