Faili meçhul mu?

Hürriyet gazetesinde bugün faili meçhul davalara ilişkin bir haber yayınlandı. Bu haberde Uğur Mumcu, Çetin Emeç gibi aydınların öldürülmesi de faili meçhul olarak sınıflandırılıyor.

Halbuki bu aydınları öldürenler yakalandı, yargılandı, hüküm giydi. Buna ilişkin Hürriyet haberi aşağıdaki linkte bulunabilir:

http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2002/03/29/106407.asp

Hürriyet kendi haberlerini izlemiyor gibi görünüyor.

Haberin içeriğinin bir kısmı aşağıda:

Umut Davası’nda İran’a suçlama
Umut Davası’nın gerekçeli kararında İran’ın Türkiye’ye karşı, dış politika aracı olarak terörizme başvurduğu ifade edildi.

Gazeteci-yazar Uğur Mumcu suikastının faillerini yakalamak amacıyla başlatılan, daha sonra ortaya çıkan bağlantılar üzerine Prof.Dr. Ahmet Taner Kışlalı, Prof. Dr. Muammer Aksoy ve Doç. Dr. Bahriye Üçok’un öldürülmesi gibi 22 olayı kapsayan ”Umut Operasyonu”na ilişkin 24 sanıklı davanın gerekçeli kararı, 156 sayfa tuttu. Gerekçeli karar, taraflara tebliğ edildi.

Mahkeme, 3 sanığı idam, 15 sanığı da 3 yıl 9 ay ile 18 yıl 9 ay arasında değişen ağır hapis cezalarına mahkum etmişti.

Ankara 2 No’lu DGM kararında, Kudüs Ordusu ve Tevhid-Selam Örgütlerince gerçekleştiren, Prof. Dr. Muammer Aksoy, Doç. Dr. Bahriye Üçok, Gazeteci-Yazar Uğur Mumcu ve Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı’nın öldürülmesinin de bulunduğu 21 olay detaylı olarak anlatıldı.

Gerekçeli kararda, 1.Dünya Savaşı sonrası Anadolu’da ulusal kurtuluş savaşının başladığı, bağımsızlığın kazanılmasından sonra, bu zaferin Cumhuriyet Devrimi ile taçlandırıldığı anımsatıldı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin önündeki ilk hedefin, çağdaş temellere dayalı, bilimden ve akıldan yana uygulamalarla, ülkeyi baştan aşağıya yeniden inşa etmek olduğu belirtilen kararda, bu yönde atılan dev adımlar ile devrim niteliğindeki reform hareketlerinin birbirini izlediği kaydedildi.

Türkiye’nin, İkinci Dünya Savaşı’nın bitimi ile tercihini hür dünyadan yana koyduğu, siyasi, ekonomik ve kültürel olarak yeni bir yapılanma içine girdiği anlatılan kararda, ”Dinin yeniden siyasallaştırılması yönünde artarak gelişen politik tavır, cumhuriyet düşmanı gerici çevreleri harekete geçirip, din adamlarının, eski ayrıcalıklı sınıflar üstü sınıf olma özlemleri, iştahlarını kabartmıştır. Ayrıca o dönemde din siyaset malzemesi de olmaya başlamıştır” denildi.

”TÜRKİYE’YE KARŞI SIK SIK KULLANILMIŞTIR”

Kararda, 1979 yılında İran’da yapılan devrimin, tüm Müslüman ülkeler üzerinde büyük bir heyecan yarattığı ve merak uyandırdığı, devrimin etkilerinin yavaş yavaş Türkiye’de belli bir kesim üzerinde yankı bulmaya başladığı ifade edilerek, şöyle devam edildi:

”İran’ın dış politikasında bir araç olan terörizm, mevcut potansiyelden yararlanılarak bu ülke tarafından bölgede kendine karşı en büyük rakip olarak gördüğü Türkiye’ye karşı da sık sık kullanılmıştır.

Bir yandan, küçük ve kitlesiz örgütler, İslam adına İran’ın stratejik hedef olarak gördüğü hedeflere saldırılırken, bölücüterör çetesinden de azami ölçüde yararlanılmıştır. 1979-1982 yılları arasında, Dış İşleri Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren ‘bağlantı ve lojistik destek merkezleri’, dünyanın dört bir yanındaki benzeri hareketlerle işbirliğini sürdürmüş, Türkiye’deki benzeri faaliyetlerden bu bakanlık sorumlu olurken; Kültür ve İrşat Bakanlığı Körfez Bölgesi’ndeki İslamcı akımları yönlendirmekle görevlendirilmiştir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: