Mesnevi’deki Hikmetler

Bir Şeb-i Arus daha yaklaşıyor. Konya yine çok sayıda muhafazakar politikacı ve devlet adamıyla dolup taşacak, Mevlana ve onun en büyük eseri Mesnevi anılacak.

Muhafazakar politikacılar TV’lerdeki dizilerden yakınıyorlar, “vajina” gibi sözcüklerden çekiniyorlar ve utanıyorlar ama Mesnevi’den çok memnunlar. Halbuki Mesnevi, çoğunlukla ailecek okunamayacak bir içeriğe sahiptir.

Mesnevi’de çok sayıda öykü bulunur. Şimdi bu öykülerden birkaçına göz atalım. Örnekler Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu’nun Mesnevi çevirisinden alınmadır (Akçağ Yayınları).

Anlatılan öykülerden birisi “Cariye hikayesi” başlığını taşıyor. Bu öyküdebir cariye ile efendisi hanımın işleri anlatılıyor. Cariye, evdeki eşekle cinsel ilişkiye girmektedir. Birgün hanımı bu durumu görür ve aynısını kendisi de yapmak ister. Ama işler ters gider: “Eşek ayağını kaldırdı ve ona batırdı; eşeğin aletinden ona bir ateş düştü…Eşeğin aletinin darbesiyle ciğeri yırtıldı. Bağırsakları birbirinden koptu.” Böyle bir şey cariyenin başına gelmiyordu çünkü o, ilişkiden önce eşeğin aletine bir kabak geçiriyordu.

“Muhannes ve oğlan hikayesi” ise şöyle başlıyor: “Bir oğlancı, evine bir oğlan götürdü; onu baş aşağı etti ve sıkıştırdı.”

Bir başka öyküde, sapık olduğu öyküden anlaşılan Cuha adında bir adamın yaptıkları anlatılır. Cuha, kadın giysileriyle camiiye gider ve kadınların arasına oturur. Vaiz, kendisine sorulan soruları yanıtlamaktadır. Sorulardan birisi “Edep yerindeki kılların namaza zararı var mıdır?” şeklindedir. Vaiz, “Uzunlukta bir arpa kadar olunca, o zaman onu gidermek farzdır” şeklinde yanıtlar. Cuha, yanındaki kadına şöyle der: “Ey kız kardeş! Çabuk bak, benimkiler böyle olmuş mu? Kadın elini adamın şalvarına soktu; aleti kadının elineçarptı.”

Bir başka öyküde, bir komutan o zamanki halifeye bir cariye götürmektedir. Yolculuk sırasında birbirlerinden hoşlanırlar ve bir çadırda ilişkiye girerler. O sırada kampa bir aslan saldırır. Komutan çıplak olarak dışarı çıkıp aslanı kovalar. Geri döndüğünde organı hala dimdiktir. Sonra gidecekleri yere ulaşırlar, Halife birleşmek için güzel kadının yanına gelir, “onu düşündü, hazırlandı; sevgiyi artırıcı davranışlara yöneldi”. Ama halife hasırın altında bir yılanın hareket ettiğini sanır, aleti söner, şehveti tamamen kaçar. Cariye buna çok güler çünkü komutanın organı aslanla kapıştığı zaman bile dimdik iken Halifeninki hasırdaki hareketten hemen sönmüştür.

Anlatılanların en fecisi “Hintli kölenin hikayesi” başlıklı olandır. Bir evde yetişen köle, efendisinin kızına aşık olur, yemeden içmeden kesilip hastalanır. Evin hanımı köleyi sorgulayıp durumu öğrenir ve kocasına aktarır. Evin efendisi bu arsızlığa çok kızar ve köleye ders vermek ister. Karısına düğün hazırlığı yapılmasını söyler; kızını köleyle evlendirecektir. Gerdek öncesinde efendi, bir kadın kılığına girer. Köle, sevdiği kızla başbaşa kaldığını düşünürken kendisinden çok daha güçlü-kuvvetli efendisiyle başbaşa kalır. Bundan sonrasını kitaptan okuyalım: “Hintlicik feryat edip bağırıyordu; def çalanlardan dolayı dışarıdan kimse duymuyordu…Gündüze dek o Hintliciği, köpeğin önündeki un çuvalı gibi sıkıştırmaktaydı. Gündüz tas ve büyük bir bohça getirildi; köle damatların adetince hamama gitti. O, canı hasta halde ve ardı hamamcı peştemalı gibi yırtık olarak hamama gitti.”

Gören gözler için Mesnevi’de daha ne büyük hikmetler vardır kimbilir!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: