Amerika’yı suçlamanın dayanılmaz hafifliği

Ülkemizde ABD’yi seven pek yoktur. Dincisi, Atatürkçüsü, batıcısı, doğucusu ABD’den nefret eder.

Bu nefretin temelleri sağlam değildir. Nefret nedenleri biraz deşildiği zaman her türlü mantıksızlık bulunabilir.

Bu anlamsız, mantıksız nefrete son örneklerden birisi Atilla Uğur’un Kaynak Yayınları’ndan çıkan “Abdullah Öcalan’ı Nasıl Sorguladım” adındaki kitabında bulunabilir.

Kitaptaki bilgiler Atilla Uğur’un iyi bir asker olduğunu gösteriyor. PKK’ye karşı çok iyi mücadele veren kahraman askerlerden birisi. İyi bir asker olduğu için de şu anda hapiste.

Atilla Uğur, Öcalan’ı yakalandıktan sonra sorgulayan ekibin başında bulunuyormuş. Kitapta bu sürece ilişkin çok bilgi var.

Abdullah Öcalan sorgusunda yabancı ülkelerden aldığı yardımları ayrıntısıyla anlatıyor:

Yunanistan: Apo: “En başından beri Yunanistan’dan daimi destek aldık. Yunan istihbaratından Albay Masteski yedi kişilik heyetle yanıma geldi. Lavrion kampının kullanılması, askeri ve maddi destek vaat ettiler. Kampta tenik sabotaj ve orman yangınları konusunda da eğitim vereceklerini söyleyerek Türk turizm hedeflerine yönelmemizi, metropollere savaşı taşımamızı istediler….”

Suriye: Apo: “Suriye’de önce Hafız Esad’ın kardeşi Cemil Esad ile ilişki kurdum…Suriye’nin bize sağladığı imkanlar genelde Kürtler arasında örgütlenmeye izin vermesi, maddi gelir elde etmemize engel çıkarmaması, sınır geçişlerinde kolaylık sağlaması şeklinde olmakta idi. Suriye’de yapılan çalışmalar sonucunda yıllık 1 milyon dolardan fazla bağış toplayabiliyorduk. Muhaberat buna göz yumuyordu. Zaman zaman Muhaberat’ın (Suriye Gizli Servisi) arabalarını da kullanıyorduk….”

İran: Apo: “İran’da PKK sorumlusu Mahsun kod isimli kişidir. ..Ayrıca İran gizli servisi İttiaat mensubu Sait isimli şahıs zaman zaman yanıma gelir görüşürdük. İran İstihbaratının yetkili ismi olan bu kişi ile Rusya üzerinden PKK’ya sağlanacak silah, SAM7 füzeleri ve diğer lojistik desteği güvenli bir biçimde ulaştırılması için yardım edecekleri konusunda anlaşma yaptık. Ayrıca Urumiye’de örgüte ait bir hastanenin kurulması ve yaralıların burada tedavi edilmesi konusunda da mutabakat sağladık….”

Doğu Bloku Ülkeleri: Apo: “Bulgaristan’a 1982 ve 1987 yıllarında gittim, mücadelemize destek aradım. Oradan Çekoslavakya’ya geçtim. Sonra da Berlin üzerinden Suriye’ye döndüm. Sırbistan’ın elinde çok miktarda Strella füzesi mevcuttur. 20 adet satın aldım ama Sırplar çok daha fazlasını bize destek amacı ile parasız verdiler. Füze eğitimlerimizi de onalr verdiler. Füzeler konteynerlere yüklenip gemi ile Suriye’ye getiriliyordu. TNT, C4 gibi patlayıcı maddeleri de Sırbistan’dan sağlıyoruz.”

Romanya: Apo: “Romanya bizim açımızdan son derece önemlidir. Orada esnaftan 5000’den fazla kitlemiz vardır..”

Amerika ile ilgili kısımlar ise şöyle:

Atilla Uğur yazıyor: “1992-1993 yıllarında Siirt ve Gabor’da gece uçuşu yapan ABD helikopterlerinden teröristlerine yardım malzemesi atıldığını, ele geçirilen birçok sığınakta ve teröristin üzerinde Amerikan ordusuna ait konservelerin, harp paketlerinin olduğunu hatırlattım.” Apo yanıtlıyor: “Evet. Bizim bir talebimiz olmadan bu yardımlar yapılmıştır. Ama neticede bizi değil Talabani ve Barzani’yi tercih etmişlerdir.”

Apo yukarıdaki paragraflarda diğer ülkelerle ilişkisini açık-seçik anlattığı halde Amerika için yalnızca bu kadarını söylüyor. Bu durum Atilla Uğur’u tatmin etmiyor, şöyle yazıyor: “Apo elbette özellikle ABD desteğini tam anlamıyla anlatmıyordu. Ama biz bu konuda bütün detayları biliyorduk.” İyi de, can korkusu yaşayan ve yukarıda diğer ülkeler hakkında bülbül gibi şakıyan Apo niçin ABD ile ilişkisini tam olarak anlatmasın? Acaba bu durum arada bir ilişki olmamasından kaynaklanabilir mi?

Atilla Uğur, Apo’yu Amerika için başka bir yerde sıkıştırıyor: ”ABD’nin PKK terör örgütüne lojistik anlamda ve bizzat sahada nasıl destek verdiğini konuşmuştuk. Sen de teyit etmiştin. Şimdi bu Amerika konusunu biraz daha aç.” Apo da bu sözler üzerine şunları söylüyor: “Amerika’nın bütün meselesi Barzani ve Talabani’yi devlet haline getirmektir. Asıl prensleri Barzani’dir, aynı İsrail’in prensi olduğu gibi. Amerika bizi ve Türkmenleri ezmiştir. Benim buraya gelmem için Amerika büyük destek verdi, bunu çok iyi biliyorum. Biz PKK olarak Amerika ile ilişkilerimizi geliştirmek için Akın (kod) Kani Gulam’ı oraya gönderdik. Çeşitli teklifler yaptım ama sıcak karşılanmadı.”

Burada da Apo, Amerika’nın kendilerine yardım yaptığını söylemiyor tam tersini söylüyor: PKK’yı sıcak karşılamamış ve Apo’yu Türkiye’ye teslim etmiş.

Ama bunların hiçbiri Atilla Uğur’u tatmin etmiyor. Kitabın sonlarına doğru bakın ne yazıyor: “Bu filmde ABD başoyuncudur, senaristtir ve yönetmendir. 1999’da Apo’nun yakalanıp yargılanmasından beri, hatta çok daha önce Amerika’nın Türkiye uzmanlarınca planlanmış, yazılmış oyun sahneleniyor… ABDnin, Apo ve örgütünü her zaman bir piyon gücü olarak elinde tutmak, dilediğinde başını okşamak, gerektiğinde iki tokatla susturmak suretiyle kontrol etmek istediğini biliyoruz.”

Apo yıllar yılı Suriye tarafından korunup kollanıyor. Silahları Rusya’dan ve diğer komünist ülkelerden alıyor. İran açık bir şekilde PKK’yı destekliyor. Batılı ülkelerden yalnızca Yunanistan resmi olarak PKK’ya yardım ediyor. Ama bunların hiçbiri önemli değil: Ona göre Apo’yu Amerika besleyip destekliyor. Akıldışı bir iddia. Ne yazık ki Atilla Uğur ile de sınırlı değil.

Suriye

Yunanistan

Rusya

İtalya

Rusya

Yunanistan

Kenya

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: