Düşler ve gerçeklik

Çağrı’nın bilgisayarını servisten aldım. Sıradaki Kadıköy-Beykoz dolmuşuna bindim. Ön koltuklardan sonraki gözde yerim en arka sıra, kapı yanı. Önü boş. Yanımda da çok kişi olmazsa iyi.

Dolmuşta üç boş yer var: Ön koltuklardan birisi, orta sırada bir yer ve benim bulunduğum en arka sırada bir yer.

Çok beklemiş olmalıyız ki şoför biniyor. Değnekçi “Buna da şükür.” diyor. Şoförümüz düzgün birisi, o da “Allah’a şükür” diyor. Dolmuşta beş kişiyiz ve 25 TL bile toplanmamış olmalı.

Bir hesap yapıyorum: Bu dolmuş günde ancak 50-100 TL arası kazanır.

Yola çıkıyoruz.

Orta sıradaki kadınla şoför arasında bir konuşma geçiyor, ne dediklerini anlamıyorum, ikisi de terbiyeli bir şekilde gülüyor.

Yolda şoförün hesabını yapıyorum, bilgisayarın arızasının düzelip düzelmediğini düşünüyorum, yalılara bakıyorum, denize bakıyorum.

Çengelköy’de birisi biniyor. Şoför için iyi haber. 1-2 kilometre sonra iniyor. Para verdiğini görmüyorum. Mesafe az diye para almadı mı acaba?

Küçüksu’ya yaklaşırken bir bağırtı duyuyorum. Sonra büyük bir çarpma. Yuvarlanıyorum. Sonra bir çarpma daha. İkisi arasında göz ucuyla çarptığımız arabayı da görebildim: Lacivert bir araba.

Duruyoruz. Yerdeyim ve orta sıradaki bir adamın bacağını tutmuş durumdayım. Bırakamıyorum. Adam “Birşeyiniz var mı? “diye sorunca kendime geliyorum, bacağını bırakıyorum.

Sol bacağımın çok acıdığını söylüyorum. Kırıldı mı acaba? Biraz oynatıyorum. Kırığa benzemiyor.

Birkaç saniye sonra arabadan çıkıyoruz. Ben ayakta durmakta güçlük çekiyorum, başım dönüyor gibi oluyor, arabaya tutunuyorum. Genç birisi geliyor, “Birşeyiniz var mı?” diye soruyor. Bacağım acıyor diyorum. O genç çarptığımız arabanın sürücüsüymüş.

Genç bir kız sürekli ağlıyor ve kendi kendine acı birşeyler söylüyor. Ama sağlıklı görünüyor. Çarptığımız arabada sürücünün yanındaymış.

Dolmuştaki kadının başında az biraz kan var. Bir adamın da bacağında küçük bir sıyrıktan kan akıyor. Ucuz atlattık galiba.

Durumumu soran son kişi dolmuşun şoförü. Ona da pek bir şey yok diyorum. Arabanın içinde bilgisayarı arıyorum. Şoförün hemen arkasında buluyorum. Elimdeydi halbuki. Oraya nasıl da gitti?

Yol kapanmış durumda. Her iki yönde de arabalar birikti. Bazı arabalar kaldırımdan geçmeye başladı.

Biraz dinleniyorum. İyice emin oldum, bende önemli birşey yok. Yavaş yavaş oradan uzaklaşıyorum.

Bir yerde okumuştum: Hayat biz planlar yaparken başımıza gelen şeylerdir. Ne kadar doğru.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: