Kepler’in Annesi

1600’lü yıllar Avrupa’da ve ABD’de çok sayıda kadının cadılıkla, büyücülükle suçlanıp yargılandığı yıllardır. Bu dönemde çok sayıda kadın ölüme mahküm edilmiştir ve cezaları da çoğunlukla yakılarak infaz edilmiştir.

O devirde büyücülükle suçlanan kadınlardan birisi de ünlü bilimadamı Johannes Kepler’in 74 yaşındaki annesiydi.

Kepler’in annesi sevimli, iyi huylu birisi sayılmazdı. Kepler de annesinin “boş konuşan, her şeye burnunu sokan, öfkeli ve sürekli her şeyden şikayet eden” biri olduğunu düşünüyordu. Ama bu özellikler bir kadını büyücü yapmaya yetmezdi.

Kepler’in annesinin büyücülükle suçlanmasını sağlayan kişi aynı şehirdeki bir camcının karısı Ursula Reinbold’du. Bu kadın evli olduğu halde başka erkeklerle de ilişki kuruyordu. Kepler’in erkek kardeşi Christoph ile de benzer ilişkiler yaşamak istediğinde onun tarafından terslendi ve hakarete uğradı. Ursula onu Kepler’in annesine şikayet etti ama umduğu desteği bulamadı. Bunun sonucunda Ursula Kepler’in ailesinden nefret etmeye başladı.

Ursula bir gayri meşru bir ilişkisinden hamile kaldığında hamileliği bazı ilaçlar kullanarak sonlandırmak istedi ama işler çok yolunda gitmedi ve ağır hastalıklar geçirdi. Bu hastalıkları Kepler’in annesinden 3.5 yıl önce alıp içtiği “cadı şurubu”na bağladı. Ursula’nın kışkırttığı ve mahkeme görevlisi olan abisi Kepler’in annesini ölümle tehdit etti. Bunun üzerine anne onları mahkemeye verdi.

Mahkeme başlamadan önce şehirdeki kızlardan birisi Kepler’in annesinin yolda karşılaştıklarında kendisine kötü kötü baktığını, koluna dokunduğunu ve bu yüzden kolunun saatlerce acıdığını iddia etti. Kızın annesi de davalıların tanıdığı, Ursula’ya borcu olan birisiydi. Bu kadın, kızı ve Ursula anne Kepler’i büyücülükle suçlayıp dava ettiler. Bir mahkeme görevlisi kızın kolunu inceleyip “Bu bir cadının tutuşu” şeklinde saptama yaptı. O görevli Ursula’nın abisiydi.

Kepler’in annesi olayın sonlanması için bir başka görevliye gümüş bir kadehi rüşvet olarak vermeyi teklif etti. Bu teklif karşı tarafında tam da arayıp bulamadığı bir şey oldu. Anne Kepler Yüksek Mahkeme’ye sevk edildi.

Kepler ailesi annelerini şehirden bir süreliğine kaçırırken Kepler iyi avukatlar tuttu.

Mahkeme aşamasında çok sayıda kişi anne Kepler aleyhine tanıklık yaptı. Anne Kepler’in herkese bir zararı dokunmuştu: Kiminin hayvanlarının ölümüne neden olmuştu, kiminin büyük acılar çekmesine neden olmuştu, kundaktaki bebekleri bile öldürmüştü.

Reinbold’lar davanın bir ceza davasına dönüşmesini sağladı. Yüksek Mahkeme anne Kepler’in tutuklanmasını ve gerekirse işkence altında sorgulanmasını emretti. O devirde işkence yasal bir yöntemdi. Yaşlı kadın zincire vuruldu ve haftalarca hapishanede yargılanmayı bekledi. Üstüne bir de para ödüyordu. O devirde mahkümlar hapishanedeki tüm masrafları kendileri ödüyordu.

Dava uzun sürdü. Çok sayıda duruşma yapıldı. Taraflar iddialarını ve kanıtlarını yüzlerce sayfalık belgeler şeklinde mahkemeye sundu. Savunmalar ve tutanaklar Tübingen Üniversitesi’nin hukuk fakültesine gönderildi. Yapılan değerlendirmeler sonucunda anne Kepler’in işkence tehdidi ile sorgulanmasına karar verildi. Anne Kepler, bir mahkeme görevlisi, üç mahkeme temsilcisi ve bir katip eşliğinde işkencecinin karşısına çıkarıldı. İşkenceci aletlerini gösterdi ve çok acı çekeceği tehdidi ile gerçekleri söylemesini emretti. Anne Kepler yine de tüm suçlamaları reddetti. Bu durum onun suçsuzluğuna bir kanıt olarak görüldü. Bu ifadenin ışığında anne Kepler serbest bırakıldı ama altı ay sonra öldü.

Bu olaylar bize 1600’lü yıllarda bile mahkeme ve hukuk sürecinin çalakalem değil ince bir şekilde yürüdüğünü gösteriyor. İşkencenin bile uygulanmasının kuralları var. Avukatlar var, yüksek mahkemeler var, hukuk fakültelerinden alınan görüşler var.

Bir de 2011 yılındaki Türkiye’ye bakın. Çok sayıda subay, rektör, gazeteci, dört milletvekili yıllardan beri garip suçlamalarla hapislerde bulunuyor. Hapiste tutulma nedenleri delil karartma ve kaçma şüphesi. Son olarak emekli general Hasan Iğsız bu iddialarla tutuklandı.

Hasan Iğsız mahkeme çağrısına uyarak sabahtan mahkemeye gittiğinde kendisine beş saat sonra gelmesi söylendi. Beş saat sonra geldiğinde de kaçma ve delil karartma tehlikesi nedeniyle tutuklandı.

İnsan 1600lü yılların cadı mahkemelerini arıyor doğrusu.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: