Felaketler Tanrı’nın cezalandırma aracı mı?

Bir akademisyen (Doçent Doktor) olan, üniversitede eğitim veren İbrahim Öztürk, Zaman gazetesinin 17 Şubat 2011 tarihli sayısında şöyle yazıyor:

“Hatırlayın, Karacaahmet ağlarken millete karşı kurdukları komplonun hazzı ile tepinenlerin tam da dibinde bir büyük deprem meydana geldi. ‘Sen şehit oğlusun incitme, yazıktır atanı’ çağrısını çoktan unutanlara karşı, arzın damarlarına can veren kefensiz şüheda dayanamayıp, isyan etmiş, adeta ‘millete ihanetin adresini’ göstermişti. Geçen ay Gölcük Donanma Komutanlığı’nda ele geçirilen ihanet ve şeamet belgeleri, beni aldı tarihe götürdü.”

Öztürk, 1999’daki Gölcük Depremi’nin denizci askerleri cezalandırmak isteyen şehitler tarafından gerçekleştirildiğini iddia ediyor.

Dinlerin çoğu Tanrı’nın yoldan çıkan insanları cezalandırmak için felaketler gönderdiğini iddia eder. Ama bu gerçekçi bir düşünce değildir. Adil ve hakkaniyetli bir düşünce de değildir. Nedenlerini açıklayayım.

Doğal felaketlerin çoğu hep belli yerlerde gerçekleşir. Örneğin, Avrupa genelinde deprem diye bir şey bilinmezken Yunanistan, Türkiye ve İran’da hep büyük depremler olur. Dinde büyük günah sayılan eşcinselliğin normal karşılandığı ve eşcinsellerin evlilik yapabildiği Hollanda’da deprem diye bir şey yokken eşcinsellerin öldürüldüğü İran’da deprem olur. Örneğin, 2003 yılındaki bir deprem İran’ın tarihsel Bem şehrini yok etti, 30 bin insanın ölümüne neden oldu. Bem şehri hiçbir şekilde ahlaksız insanları ile ünlü bir şehir değildi.

Türkiye’de de benzer bir durum var. Erzincan’da 1939’daki depremde 33 bin kişi öldü. Erzincan’da 1992’de bir kez daha deprem oldu ve 500 kişi öldü. Internet’te bir arama yaptığımızda Erzincan’da son 1000 yılda bunlara benzer onlarca büyük depremin gerçekleştiğini görüyoruz. Deprem Türkiye’de Erzincan’ı hep vuruyor ama örneğin laikliğin kurulduğu şehir olan Ankara’yı neredeyse hiç vurmuyor, insanların dinin kurallarıyla fazla kısıtlanmadan yaşadığı İstanbul ve İzmir’i hiç vurmuyor. 1999 yılındaki Gölcük Depremi’nde İstanbul’da da ölenler oldu ama onlar İstanbul’un Etiler, Beşiktaş, Ulus, Kadıköy gibi yerlerinde değil daha mazbut insanların yaşadığı Avcılar ilçesindeydiler.

Amerika’da depremler hep batı sahilinde, Kaliforniya eyaletinde yaşanır. Hemen hemen aynı yaşam şekline sahip insanların yaşadığı doğu sahilinde (New York, Washinton, Boston gibi şehirlerde) deprem diye bir şey yoktur.

Dünyanın en büyük depremlerinin bazıları Çin’de gerçekleşmiştir. Bu depremlerde yüzbinlerce insan ölmüştür. Yine tarihsel kayıtlarda Çinllerin daha ahlaksız, daha günahkar olduklarına ilişkin bir bilgi bulunmaz.

Görüldüğü gibi deprem ve diğer doğal felaketler hiçbir şekilde Tanrı’nın cezalandırması olarak nitelendirilemez.

Bir an bu felaketlerin Tanrı’dan geldiğini varsayalım. Bunun adil ve hakkaniyetli olmadığı da açıktır. Örneğin, kutsal kitaplarda Sodom şehrinin ahlaksız insanlar nedeniyle helak edildiği yazar. Sodom şehrinin erkekleri, kadınları bırakıp hemcinsleriyle ilişkiye girmektedir. Tanrı bu yüzden Sodom şehrini yok eder. İyi de, şehirde yalnızca günahkar erkekler yaşamıyor ki! Kadınlar var, çocuklar var, cinselliği unutmuş yaşlılar var. Eşcinsel ilişki yaşayan erkekleri yok edeceğim diye şehrin tüm insanlarını yok etmek nasıl adil olabilir?

Felaketlerin cezalandırma amacıyla geldiğini düşünmek bazı insanlara rahatlatıcı gelebilir ama bu düşünce gerçek olamayacak kadar çelişkilerle doludur.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: