Başbakanın Unuttuğu Adlar

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’nın kapanış töreninde şöyle demiş (Habertürk, 10 Haziran):

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”Kabil’in, Darfur’un, Bağdat’ın çocukları için nasıl adalet istediysek, bugün de aynı şekilde, hiçbir art niyet taşımadan, hiçbir ayrım yapmadan, Ramallah’ın, Kudüs’ün, Gazze’nin çocukları için adalet istiyoruz” dedi. Sözlerini öldürülen çocukları örnekleyerek sürdürmüş: “Gazze’de Beyt Hanun’da yaşayan 3 yaşındaki El Muiz’in Ocak 2009’da, ablasının elinden sıkı sıkıya tutmuş, yakındaki bakkala giderken üzerlerine bomba düştüğünü ifade eden Erdoğan, El Muiz’un, 16 yaşındaki ablası Ayun’la birlikte orada hayatını kaybettiğini anlattı. Erdoğan, İsrail askerlerinin, Gazze’deki Cebeliye Mülteci Kampında yaşayan 2 yaşındaki Esad Nizar Abdülkadir’in babasını öldürmek için evlerinin çatısına bomba attığını, Abdülkadir’in aynı anda babası, annesi, büyük annesi ve yeğenlerinin hayatını kaybettiğini söyledi. 8 yaşındaki İyad’ın Gazze’de, Han Yunus yakınlarındaki Karara’da yaşadığını, arkadaşlarıyla birlikte yakındaki bir tarladan şeker kamışı topladıktan sonra evlerine dönerlerken üzerlerine bomba atıldığını kaydeden Erdoğan, kendisi, kardeşi ve arkadaşının öldüğünü, diğer bir arkadaşının da hastaneye götürülürken yolda hayatını kaybettiğini aktardı.”

Başbakan ölen çocukları anmakta yerden göğe haklıdır. Çocuklar öldürülmemelidir.

Bunu söyledikten sonra Başbakanın unuttuğu bazı çocukları da ben anımsatayım.

Hürriyet’in 3 Mayıs 2004 tarihli haberine bakın: “Ortadoğu’da terör anne karnındaki bebeği de vurdu. Şaron’un planına karşı yapılan bir protesto gösterisine katılmak üzere otomobiliyle yola çıkan 8 aylık hamile Tali Hatuel ile dört çocuğu terörün son kurbanları oldu. İSRAİL’in işgal altındaki Gazze Şeridi’nde kurduğu bir yerleşimde, dün Filistinli saldırganların silahından çıkan kurşunlar, hamile bir Yahudi anneyle dört çocuğunun ölümüne neden oldu. Ülkede son aylarda meydana gelen en korkunç saldırı, 33 yaşındaki Tali Hatuel adlı sekiz aylık hamile bir kadının, yaşları 2 ila 11 arasında değişen dört çocuğunun içinde bulunduğu otomobiliyle bir kontrol noktasına yaklaştığı sırada gerçekleşti. Otomobile yaklaşıp içindekileri kurşuna dizen iki Filistinli, İsrail askerleriyle çatışmada öldü.”

Hürriyet’te yazılmamış ama ölen çocukların adları ve yaşları şöyle: Hila (11), Hadar (9), Roni (7) ve Merav (2). Bir çocuğun adı eksik. O annesinin karnında öldüğü için adı yok.

Bir başka olay da şu şekilde (Radikal, 8 Mart 2008):

İsrail’in bir haftada 23’ü çocuk en az 125 kişiyi öldürdüğü Gazze Şeridi’ndeki operasyonlarını sürdürdüğü sırada, bir Filistinlinin Kudüs’te tüm Siyonist hareketlerin ‘amiral gemisi’ sayılan bir dini okulu (yeşiva) basıp sekiz öğrenciyi öldürmesiyle kutsal topraklarda gerilim tavan yaptı. Önceki gün kaleşnikofla 1924’te kurulmuş Merkaz Harav yeşivasında dehşet saçan saldırganın Ala Hişam Ebu Deyn adlı Filistinli olduğu belirtilirken, 15-26 yaşlarındaki sekiz genç dün onbinlerin gözyaşları arasında Zeytin Dağı’ndaki Yahudi mezarlığında toprağa verildi.

Çocukların adları ve yaşları bu sefer de yazmıyor. Ben yazayım:

Neria Cohen (15), Segev Pniel Avihail (15), Avraham David Moses (16), Yehonatan Yitzhak Eldar (16), Ro’i Roth (18), Yohai Lipshitz (18),Yonadav Chaim Hirshfeld (18), Doron Mahareta (26)

Bir başka haber Sabah’tan (17 Temmuz 2008): “Hizbullah, iki yıl önceki savaştan bu yana her esir değişimi gündeme geldiğinde bir isimde ısrar ediyor: Samir Kuntar… İsrail’in "asla vermeyiz" dediği Kuntar, 17 yaşında işlediği cinayetlerden ötürü 4 kez ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Kuntar ve 4 militan, 1979’da İsrail’in Nahariye kasabasında önce 4 polisi öldürdü. Ardından İsrailli Haran ailesinin evine girerek baba Danny ile 4 yaşındaki Einat’ı kaçırdı. Anne Smadar ve kızı Yael dolaba saklandı. Baba kurşunla, Einat kafasına tüfekle vurularak öldürüldü. Annesi, ağlamasın diye ağzını sıkıca kapattığı kızının ölümüne yol açtı. Kuntar ile arkadaşı yakalandı.”

Bunlara başka çocuklar, gençler, kadınlar, erkekler eklenebilir. Sonuç değişmez: Başbakan dahil olmak üzere Türkiye’de herkes öldürülen Filistinliler için üzülüyor, ağlıyor. Yahudiler içinse üzülen, göz yaşı döken yok.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: