Fatih Terim ve İlhan İrem

Fatih Terim uzun zamandır başarılı değil. Son olarak da Milli Takım’ın teknik direktörlüğünden ayrıldı.

Başarılı bir insan neden başarısız olmaya başlar? Bu sorunun yanıtı Fatih Terim’le ilgili haberlerde ve yayınlarda. Fatih Terim’in Bodrum’da güzel bir evi ve güzel bir yatı var. Son olarak yatta çalışırken bir elinin baş parmağının kopması ile haber oldu (parmak yerine dikildi). Var mısın Yok musun programının yarışmacıları Bodrum’a tatile gittiklerinde Terim’in evini ziyaret ettiler. Orada Terim’in karısı Terim’den biraz yakındı: Sürekli olarak eve çok sayıda arkadaşını getirdiğini söyledi. Tabii onlara hizmet etmek Terim’in karısına düşüyor.

Anlaşılıyor ki Terim bir zamanlar elde ettiği başarının üzerine yatmış durumda ve o dönemde kazandığı paranın tadını çıkartıyor. Artık kafası futbola değil, yazlığa, yata ve arkadaşlarıyla eğlenceye çalışıyor. Terim artık ne başarıya ne de paraya aç. Aç olmadığı için de futbol faaliyetleri bir türlü dikiş tutmuyor.

Benzer bir durum İlhan İrem için söz konusu. İrem gençken çok sayıda olağanüstü şarkı üretti. Çünkü o zaman paraya da, başarıya da açtı. O günleri çoktan geride kaldı. Başarıyı ve parayı yakaladıktan sonra da artık güzel şarkı üretemez oldu. Bu durumu kabul etmeyip birkaç yılda bir kimsenin dinlemediği, berbat ötesi albümler yapıyor. Gençken görünüşü normal birisinin görünüşündeydi. Şimdiyse, müzikteki başarısı düştükçe yüzüyle ve giyimiyle oynamaya başladı: Simsiyah giyiniyor, siyah gözlükler takıyor, hatta tırnaklarına siyah ojeler sürüyor. Bir garip insan oldu çıktı. Yaptığı müzik de görünümü gibi garip.

Terim de İrem de başarının getirdiği başarısızlığı yaşıyorlar ve her ikisi de bu durumu kabullenemiyor. Acıklı bir durum.

Başarıyı devam ettirmek Apple firmasının başkanı Steve Jobs’ın dediği gibi aç kalmak ve saf kalmakta yatıyor: Stay hungry, stay foolish!

Reklamlar

25 Yanıt to “Fatih Terim ve İlhan İrem”

  1. zor Says:

    Şimdi burada çok bariz bir fark var sevgili muratyildirimoglu. İlla ki bir karşılaştırma üzerinden gidilecekse İlhan İrem’in siyah giyinip oje sürme, berbat ötesi şarkılar yapma ve eski romantik günlerini ısrarla ananları mutsuz etme süreci yaklaşık 20 yıldır devam ediyor. Fatih Terim yorumu zaten elma artmut dengesizliğine sahipken yön değiştiren bir başarının başarısızlık olarak algılanması daha da abes.

    • muratyildirimoglu Says:

      Sevgili İlhan İrem hayranları,

      Öncelikle sayınızın bu kadar fazla olması beni şaşırttı. Ben de İlhan İrem’i çok severim (tabii ki eski halini). Aslında konu tek başına İrem de değil. Bir zamanlar başarıyı yakalamış insanların bu başarıyı sürdürememeleri ve bir de bunu kabul etmeye yanaşmamalarıydı.

      • Fırat Yeşilçay Says:

        Şaşımanıza şaşırmadım… Eski ve yeni İlhan İrem diye bir şey yoktur. İlhan İrem 1974’ten beri aynı doğrultuda ilerlemektedir. Sadece anlatımlar derinleşmektedir. Eski-yeni İlhan İrem ‘geyiği’ İlhan İrem hakkında zerre bilgi sahibi olmayan, biyogrfisini, röportajlarını, denemelerini, kitaplarını, şiirlerini okumayanlar arasında döner. Keşke 29 Eylül 2006 tarihinde CT Açık Hava Tiyatrosunda olsaydınız da, 14 yıl aradan sonra gelen başarıyı O’nu sevenlerin gözyaşları ve çığlıklarında görebilseydiniz…

        Lütfen İlhan İrem hakkında yorum yapmadan önce İlhan İrem ve O’na dair yazılanları okuyunuz. İlhan İrem’in denemelerini, röportajlarını okuyunuz. İlhan İrem’in bütün kitapları, denemeleri, şiirleri ve röportajları internette mevcuttur. Size verdiğim kaynaklardan bunları edinebilirsiniz. Yine de olur ya, bulamazsanız; ben size seve seve iletirim.

        Sevgiler…

  2. Fırat Yeşilçay Says:

    Futbol’la o kadar ilgilenmesem de Türk Müziğiyle yaklaşık 5 yaşından beri ilgili olduğumdan (an itibariyle 25 sene ediyor…) İlhan İrem’le alakalı düşüncelerinize yorum yapmak istiyorum. İlhan İrem’le şahsen bir tanışıklığım olmasa da 15 senelik İrem takipçiliğimden yola çıkarak sizi şu hususlarda bilgilendirmek istiyorum. Eğer İlhan İrem hakkında gerçekten bir şeyler bilseydiniz, sizin ‘berbat’ olarak nitelendirdiğiniz dönemde 14 yıl aradan sonra verdiği konserlerin biletlerinin 3 gün içinde tükendiğini, son 5 konseri kapalı gişe verdiğini bilirdiniz. İlhan İrem hayranlarının bu konserlere ülkenin dört bir yanından otobüsler kiralayıp gittiklerini ve birçoğunun konser salonlarının kapısında yattığını da bilirdiniz.

    Yine aynı insanların Türkiye’nin dörtbir yanında İrembağı (İlhan İrem Fan Klübü) organizasyonları düzenlemekte, Türkiye’de yaşayan bir sanatçı için buluşmalar, saygı konserleri, uçurtma şenlikleri, yardım kampanyaları düzenlemekte olduğunu da bilirdiniz. Kaynak olarak İnternet’e başvurabilirsiniz.

    Yine sizin ‘berbat’ diye nitelendirdiğiniz dönemlerde İlhan İrem, Türkiye gibi şartların zor olduğu bir ülkede 735.000 albüm satışı gerçekleştirmiştir. Bu ‘berbat’ dönemde yaptığı albümler diğer albümlerine nazaran daha derin felsefi anlamlar içermektedir. İçinde yobazlık barındırmayan tasavvuf, bizim insanımızın alışkın olmadığı bir durumdur. Bunu kaldıramamanızı anlıyorum. Eğer zahmet edip ‘Seni Seviyorum’ ve ‘Cennet İlahileri’ albümlerini edinirseniz ne demek istediğimi daha net anlar, dinledikten sonra düşüncelerinizi tekrar paylaşmanızı isterim.

    İlhan İrem’in biyografisini, sadece makalelerden veya kitaplardan değil, O’nu tanıyanlardan, arkadaşlarından ve O’nunla çalışan müzisyenlerden bilerek ezberlemiş birisi olarak ve kaba tabirle ‘kalıbımı basarak!’ şunu söyleyebilirim ki; İlhan İrem hiçbir şekilde paraya, maddeye, maddiyata tamâ etmeyen bir kişilik yapısına sahiptir. Yaşıyla birlikte gelişen dünya görüşü (kendisinin Işık ve Sevgiyle diye adlandırdığı felsefi açılım) bunu desteklemektedir ve kendi hayatıyla da bu sabittir.

    İnsanları dış görünüşleriyle değerlendirmek hamasî bir yaklaşımdır. Belki, direk olarak renkten ötürü bir yargılamaya girmeden ‘-İlhan İrem neden siyah giyiyor?’ diye Google’dan bir arama yapsaydınız sanatçının röportajlarından bir bilgiye ulaşabilirdiniz.

    Kimse, kimsenin tercih ettiği rengi veya tırnağına sürdüğü ojeyi 36 yıllık sanat hayatının üstüne örtemez. Bu yaklaşımınızı bütün benliğimle kınıyorum…

    İnsanların ne kadar para kazandıkları başka insanları ilgilendirmez. Sizin kazancınız ne kadar İlhan İrem’i ilgilendirmese de, İlhan İrem’in kazancı da sizi ilgilendirmez. Eğer ki, gerçekten bilmek istiyorsanız, İlhan İrem varlıklı, görgülü ve mütevazi bir insandır.

    Rasyonellik, insanlığı yukarıya taşıyan bir olgudur ve her şeyin ‘nedeninden’ kaynak alır. Bodoslama bir ahenkle hiç tanımadığınız bir insan hakkında yorum yapmadan önce, kafanızdaki kargaşanın ‘nedenini’ araştırsaydınız İlhan İrem’i Fatih Terim gibi bir insanla kıyaslamazdınız.

    Ve inanın ki, İlhan İrem gerçekten bunlarla ilgilenmiyor… Sadece müziğini yapıyor, hayalini kurduğu bir dünyanın anlatımını yapıyor ve buna kulak verenler sadece bununla ilgileniyor… Ben de o insanlardan birisiyim. Fakat bu kadar haksızlığa tahammülüm yok.

    Kimse, kimseye bir şeyi veya birisini beğendirmek zorunda değil. Benim size İlhan İrem’i beğendirmek gibi bir kaygım yok. Sadece tek tavsiyem; güzellikleri kadar ‘berbat’ dönemlerini de bildiğiniz bu kişinin hakkında biraz araştırma yaparsanız ‘berbat’ diye bildiğiniz o dönemin aslında İlhan İrem’in en verimli olduğu dönemi olduğunu öğreneceksiniz.

    Gerçi, kader insanlara bilmesi gerektiği kadarını öğretir…

    İlhan İrem’le alakalı kaynaklar:

    http://www.ilhaniremkonserleri.com
    http://kopru.fisek.com.tr
    http://www.melektozlari.com
    http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0lhan_%C4%B0rem
    Face Book / iremascope gurubu.

    Sevgiler,
    Fırat Yeşilçay

  3. Sibel Y. Says:

    Merhaba,

    Yazınızı hayretler içerisinde okudum. Fatih Terim ile İlhan İrem kıyaslamasının komikliğine hiç girmeden direkt şunlara değineceğim: Esas şaşkınlığım -her ne kadar saçmasapan nedenlere bağlamış olsanız da- gençken olağanüstü şarkılar ürettiğini kabul ettiğiniz üstadı, şimdi kimsenin dinlemediğini zannetmenizdendi en çok. Birbiri ardına yapılan konserlerden, tıklım tıklım dolu anfitiyatrolardan, üstadın 35. sanat yılı için yapılan etkinliklerden haberdar olmamanız bir yana, sanatı ve sanatçıyı “normal” olmamakla yargılayarak asıl siz acıklı bir duruma düşüyorsunuz.

    Sanatı ve sanatçıyı ne futbol dünyasıyla, ne de iş dünyasıyla kıyaslayamazsınız. Onlar bambaşka yüksekliklerdedir. Görüldüğü kadarıyla sizin bulunduğunuz yerden görüp anlayamadığınız yüksekliklerde.

    Sibel Y.

  4. SERAN Says:

    siz biraz daha araştırma yapsanız iyi olur bence…terim ve ilhan irem arasındaki bağlantıyı neye göre verebiliyorsunuz …irem hiçbir reklam yapmadan 14 yıl aradan sonra ilk konserine ne kadar insan geldiğini araştırın konsere almanya başta olmak üzere bir çok yerden sırf konsere gelenlerin olduğunu öğreneceksiniz…üretimlerini hiç bırakmadı onu sevenlerde onu bırakmadı bu gibi diyaloglara girmemek için sadece kendini soyutladı …başarı sizin için ne demek acaba bunu merak ettim..ben 35 yaşındayım onu sevenlerin bir kısmınıda tanıyorum 15 yaşından 60 yaşına kadar seveni var sizce bu insan başarısızmıdır..
    reklamları olmayan sanat camiasından uzaklaşan birçok insan unutuluyor anımsanmıyor bile size sorarım, sizce bu insan başarısız mıdır.. bir şey daha belirtmek istiyorum irem sadece müziğiyle değil yaşam felsefesi olarakta birşeyler anlatıyor onu sadece müzik söyleyen biri olarak değerlendirmiyoruz şarkılarında hep birşeyler anlattı anlatmayada devam ediyor …lütfen bir daha böyle yazıları yazmadan önce biraz araştırın yapmanız gereken bir şey daha var tabii tek taraftan bakmayın kişilere olaylara …bu yazınızı okuduğumda inanın çok üzüldüm çünkü bunu hak eden biri değil….onun felsefesi insanlara hoşgörüyü ve sevgiyi aşılıyor o yüzden size daha fazla birşey demek istemiyorum…

  5. yeşm Says:

    ÇOK ZORUNUZA GİTMİŞ FATİH TERİM VE İLHAN İREM İN YAPTIKLARI. BARİ YAZIYA BAŞLARKEN BEN SEVDİM ONLAR KAZANDI DESEYDİNİZ 🙂 YAZIK

  6. yeşim Says:

    murat bey bence siz Terim ve İremi boşverin siz ne yaptınız bu halk için ki üstelik Fatih bey biz türk halkına bir çok güzel zaferlere götürmüş olmasına rağmen bu Sataşma niye İlhan ireme Gelince bir ÇOk kitleye hitap eden ender sanatçılardan ve bir çok güzelliğe oda imza atan biri ama siz kimsiniz ve ne yaptınız bize bence başkalarına sataşaraktan pirim yapma modası çoktan geçti şuanda Sizi gülben ergen ve Hülya Avşar dan farksız görüyorum bence siz bi silkelenin ve kendinize gelin ve adam akıllı konulara deyinin sevgiler

  7. Keops Says:

    Yazini okudum…Seni tanimiyorum…Tanimak icinde caba sarfetmemin anlamsiz oldugunu dusunuyorum…Insanlar guzellıklerı yapar ama bazı komplekslerınden kurtulamaz…Sanırım sendede kompleks sendromları ıcınde kıvranıp yatıyorsun…Oncellıkle Fatıh terım ıle Ilhan Iremı bır arada tuttugun ıcın senı kınıyorum…Ve senın cok yalnız asosyal ve dusuncelere acık olmadıgını dusunuyorum…Ilhan ırem zamanında guzellıklere ımza atmıs ve dınleyıcılerının ruhuna suzulup onlara yoldaslık yapmıstır…Fakat bu durum halada oyledır….Eger ılhan ırem forumlarının talep sayısına goz atarsan ne kadar cok ılhan ırem severın oldugunu goreceksın…Bazı duyguların maddesel degerı yoktur….Manevıyat hıssı yogunluktadır….Senın o berbat dedıgın eserler ruh ve sınır hastalıkları hastanesınde hastalara dınletılıyor……Ilhan ırem konserlerı oldugu zaman saganak yagısın altındada olsa bınlerce ınsan ılhan ıremın sahneye cıkmasını beklıyor….Ilhan ırem konserı oldugu zaman konsere gıdebılmek ıcın gıtarlarını satıp konsere gıden arkadaslar bıle tanıyorum…Hey ınsanoglu….Hey post modern ınsanı…..Ne yaptın ınsanlık ıcın…..Ne yaptın evren ıcın….Hergun evınde oturup gecelerı kızlarla gezmekten baska ne basardın kendı kucuk evrenınde….Ne hakla hangı duyguyla bu yazıyı bu sacma nıtelıktekı sozde yazıları yazabılıyorsun……Once gulumse…Kalk yuzunu yıka….sonra gıt dus al kendıne gel….Neden mutlu degılım dıye ırdele kendını…..Ve bırısını elestırmeden once ıyı oku…Iyı arastır….Suanda laf attıgın ılhan ıremın dınleyıcındende boyle ogutler al…Ise yarar ve ılhan ırem dınlemeye baslarsın belkı….Tıtremen ve ruhuna yonelmen dıleklerımle…ISIK VE SEVGIYLE

  8. Alper Arın Says:

    …düşündüm de. Hata yapıyoruz, hata yapıyoruz sevecenler! Popülist bir yaklaşımla blog nasıl çok tıklanır diye düşünülmüş ve bu sebeple iki insana da üstün körü saldırılmış bir basit yazı.

    Şöyle bir yazı yazmak için fazla kafa yormaya gerek yok, dönün bir daha bakın.Karşılaştırılan iki karakterin ne kadar alakasız dünyalardan olduğundan bile bu net bir biçimde ortaya çıkıyor. Fatih Terim hakkında yazılanlar için daha çok bilgiye sahip olunduğu ortada. Magazin haberlerini takip etmek yetiyor görüldüğü kadarıyla… Ama İREM oralarda yok, e onun hakkında da malzeme bulmak, buraya koyup tıklanmak için ne yapılacak. Elbette en basitinden müzikal serüveni şöyle kabataslak, “dışarıdan” görüldüğü kadarıyla hatırlanıp sonra dış görünüş ile bitirilebilir mesela..hımm.

    Bu yazı da blog tarihin en çok yorum bırakılan, en çok okunan konusu olacak herhalde.Bence İlhan İrem severlere teşekkür yazısı eklemek gerek ardından.(Blog yöneticisine nacizane tavsiyedir)

    Şimdi klasik, “İlhan İrem severler eleştiriye açık değil, tahammülleri yok” sesleri de çıkabilir bir yerlerden yine. Önce bir konu hakkında tam, doğru ve yeterli bilgiye sahip olunabilmeli ki; eleştiri yapıldığında konuya hakim kişiler tarafından o eleştiriler komik bulunmasın. Tıpkı “bilgisayar dünyası” hakkında kulaktan dolma, çevreden duyduğumuz, gördüğümüz kadarıyla yapacağımız yorumlarda düşeceğimiz komik durumda olacağı gibi Murat Bey. Yoksa ki eleştiri hep olur, olmalı bunu kendi içimizde de yaptık, yapıyoruz İrem Bağı olarak.

    Tartışma hep olur, yeter ki seviyeli olsun. Kendi alanlarında kariyeri ortada, iki büyük insana klavyelerden aklına eseni yazmak kadar kolay olmasın…

    SEVGİLER…

  9. Memed Koz Says:

    Ben burada yorumumu bir İlhan İrem dinleyicisi olarak yapacağım, ama önce Fatih Terim’le ilgili bir şeyler paylaşacağım.
    Fatih Terim’den çok fazla haz almam. Kasıntı ve ölçüsüz gelir bana kendisi. Ama Milan’da görev yapmış birinden bahsediyorsam eğer, söyleyeceklerimi 2 kez düşünürüm. Her antrenör her döneminde başarılı olamayabilir. Bundan sonraki hayatında başarılı olmak için parasını denize atması gerekmiyor. Sanatçıların dinleyicileri varsa, teknik direktörlerin de, deneyimli kulüp başkanı olan alıcıları vardır.

    İlhan İrem ile ilgili söyleyeceklerime gelince;

    Talihsiz yorumunuzun altına pek çok arkadaşım gayet güzel açıklamalarda bulunmuş ama sanırım hiç bir işe yaramamış. Çünkü her ne kadar
    -Ben de İlhan İrem’i çok severim
    -Aslında konu tek başına İrem de değil.

    gibi “kıvırmalara” başvursanız da, asıl anlatılmak isteneni halen idrak edememişsiniz. Çünkü hala bunca yoruma rağmen, “aslında konu bir zamanlar başarıyı yakalamış insanların bu başarıyı sürdürememeleri ve bir de bunu kabul etmeye yanaşmamalarıydı.” diyorsunuz..ama başarının size göre ne olduğunu biz böylelikle anlamış oluyoruz biraz..ve İlhan İrem’e dair hiç bir bilginiz olmadan atıp tuttuğunuzu görüyoruz. Başarı nedir size göre İlhan İrem için? “Başarılı olsaydı ben güzel şarkılarını duyardım oradan buradan” mı diyorsunuz mesela? İlhan İrem’le ilgili başarı ölçütünüz nedir? Yıllar sonra verdiği konserleri 3000’lerin, 5000’lerin doldurması size göre bir ölçüt değil demek ki, hala düşüncenizde ısrar ediyorsunuz.

    Eğer araştırsaydınız, İlhan İrem’in başarısızlıktan ötürü değil kendi tercihinden ötürü yayın organlarında hiç gözükmediğini farkederdiniz. Eğer araştırsaydınız, 80’lerin başında, o zamana dek sahip olduğu tüm şöhreti kaybetmeyi de göze alarak, -kendi arzusuyla- yeni bir yaşam ve müzik yolculuğuna, değişime geçtiğini farkederdiniz. Yani işte sizin koptuğunuz asıl nokta orası. O dönemden sonraki şarkılarını bilmiyorsunuz siz. O yüzden size göre başarısız.
    Başarılı edebiyatçı nedir mesela sizin için? sadece adını bildikleriniz mi yoksa sadece eserlerini okuduklarınız mı? Yoksa 20 baskı yapan kitapların sahibi olan edebiyat starları mı başarılıdır size göre? Başa geleyim; eğer araştırma yapsaydınız, son dönem çalışmalarından, son albümlerinden haberdar olurdunuz, belki üşenmeyip, zihninizi biraz zorlayarak o şarkıları dinlerdiniz…Şarkılardaki sözlerin ilk dinleyişte kendini ele vermeyişini başarısızlık olarak değil, eserlerindeki mistik üsluba da yorabilirdiniz. Müzikal altyapıyı farkederdiniz belki…örneklerim ve belki’ler o kadar çok ki aslında.
    Ama umutsuzum sizin adınıza, o yüzden örnekleri çoğaltmayı düşünmüyorum. İlhan İrem’in 80 ve 90 yılları sonrasında yaptıklarını beğenmemek bir hata veya suç değildir. Beğeni meselesidir. Ama sizin hazin durumunuz şurdan kaynaklanıyor; beğenmediğinizi başarısız kabul etmeniz. tarzınız olmayan her çalışma başarısız değildir.
    Ama asıl hazin durumunuz zaten diğer arkadaşların da belirttiği üzere, hiç bir araştırma yapmadan, ahkam kesmeniz..

    Işık ve Sevgiyle,

  10. Kanı Says:

    Sevgili Arkadaşlar;

    Yazının ana fikri ya da okuyuculara iletmek/öğretmek istediği şey birilerini hedef almak değil! Beğenilmeyen kişileri de başarısız olarak kabul etmek değil!

    Yazının asıl açıklamak isteği şey şu: Bir insan; “başarılı oldum, iyi işler becerdim, doruğa ulaştım, ün yapmak” diye kendisini salmamalı, işine devam ediyorsa performansını daha da yükseltmek için ya da en azından performansının aynı seviyede kalması için elinden geleni yapmalı!

    Şöyle denmiş:

    …düşündüm de. Hata yapıyoruz, hata yapıyoruz sevecenler! Popülist bir yaklaşımla blog nasıl çok tıklanır diye düşünülmüş ve bu sebeple iki insana da üstün körü saldırılmış bir basit yazı.

    Şöyle bir yazı yazmak için fazla kafa yormaya gerek yok, dönün bir daha bakın.Karşılaştırılan iki karakterin ne kadar alakasız dünyalardan olduğundan bile bu net bir biçimde ortaya çıkıyor.

    Siz de yazının ana fikrini tam anlayamamışsınız, yazar hakkında yeterince bilginiz olmadan onun hakkında bir takım komplo teorisi üretmişsiniz. Siz, saldırıdan bahsediyorsunuz ama sizin şu sözü demeniz bir iftiradır: “Popülist bir yaklaşımla blog nasıl çok tıklanır diye düşünülmüş

    Fatih Terim olayına da değinmek isterim;

    Öncelikle ben futbolu çok seven bir GS’liyim. Fatih Terim’i de severim. Ama kendisinin son zamanlarda başarısız bir grafik çizdiği ortada. Her ne kadar Türk futbol tarihinin -teknik adam açısından- en başarılı kişileri arasında olsa da, hatta ve hatta en başarılısı olsa da; son zamanlarda kötüleşti.

    Tüm insanlar, toplumlar vs. bir vakit yükselirler ve düşerler. Ama burada kimi zaman duraklama geçirse de; düşmeyen, aynı doğrultuda başarı gösteren yahut yükselen insanlar veya toplumlar da vardır. Bir zamanlar başarıdan başarıya koşup da düşülüyorsa, o zaman o düşen insan veya topluluk eleştiriye de açıktır. Eh, hiçbir şey kolay değil, herşeyin bir bedeli vardır!!!

    Son olarak da Sayın Fırat Yeşilçay da şöyle demiş:

    ski ve yeni İlhan İrem diye bir şey yoktur. İlhan İrem 1974′ten beri aynı doğrultuda ilerlemektedir.

    Aynı doğrultuda ilerkemekte mi? Şuraya bir bakalım isterseniz: http://www.birzamanlar.net/biyografi/ilhanirem/odul.html

    Anlaşılan İlhan İrem 1995 yılından beri ödül alamamış. Gerçi oraya eklenmeyen ödül var: 2008 yılında aldığı; Bursa Sivil Toplum Derneği’nin “35.Yıl Onur Ödülü” ( http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0lhan_%C4%B0rem#.C3.96d.C3.BClleri )

    Ama bu ödül zaten şarkıları için verilmiş bir ödül değil! Dolayısıyla hayranı olduğunuz şahısta önemli bir düşüş görülmekte. Eskiden iyi olmasına rağmen, çok uzun zamandır kaliteli bir ödül alamıyor.

    Zaten blog sahibi de demiş: “Ben de İlhan İrem’i çok severim (tabii ki eski halini).

    Memed Koz adlı yorumcu şöyle demiş:

    Eğer araştırsaydınız, İlhan İrem’in başarısızlıktan ötürü değil kendi tercihinden ötürü yayın organlarında hiç gözükmediğini farkederdiniz. Eğer araştırsaydınız, 80′lerin başında, o zamana dek sahip olduğu tüm şöhreti kaybetmeyi de göze alarak, -kendi arzusuyla- yeni bir yaşam ve müzik yolculuğuna, değişime geçtiğini farkederdiniz.

    İyi de zaten ne diyor blog sahibi? :

    İrem gençken çok sayıda olağanüstü şarkı üretti. Çünkü o zaman paraya da, başarıya da açtı. O günleri çoktan geride kaldı.

    Bu tarz bir insan belli bir süre sonra neden yeni yaşam yolculuğuna geçer? Şundan: Geçmişte yeteri kadar para ve şöhreti yakaladığından…

    Ama aynı işi yapmaya devam ediyorsa da -her ne kadar tarzını/yolculuğunu değiştirse de- ve bu işte düşüş yaşadıysa; BU KESİNLİKLE ELEŞTİRİLEBİLİR!

    Herkese sevgiler, saygılar & teşekkürler…

  11. shutloop Says:

    “Bu tarz bir insan belli bir süre sonra neden yeni yaşam yolculuğuna geçer?”

    Bunu bazı kişilere anlatmak zordur ama kendimce özetlemeye çalışayım:

    Başarı ölçütünde ödül ve paranın belirleyici olduğu popüler kültür arenasından uzakta gerçek bir sanat boyutuna geçer.
    Yıldız olmayı kendi isteği ile terkeder.
    Böylece vasatların egemen olduğu küresel dünyanın ötesinde, evrensel sanat üreten gerçek bir sanatçı oluşur.
    Genel geçer kurallar içinde yaşayanların hiç alışık olmadıkları bir durumdur bu.
    Vasatlar dünyasında, reytinglere, ekranlara hapsolmuş kişiler bunu hiçbir zaman anlayamazlar.
    Sanatın sonsuz boyutları, insanın kendini aşma duygusu gibi konular verilerilerinde olmayanlar, sanatçının evrensel yükselişini ancak -şöhret ve paraya doydu- sığlığı ile açıklayabilirler.
    Hatta ayrıntılardan oluşan bu yeni boyut, büyük puntolarla düşünmeye alışkın beyinlerini yorduğu için veya kalınlaşma canavarına bilerek teslim olanların vicdanlarını rahatsız ettiği için, akıntıya aykırı giden insanlardan nefret ederler.
    Yüzlerce mesaj yazılsa dahi, onlar yine; “İlhan irem bilmem kaç yılından beri ödül almamış, hımm demek ki başarısız” diyebilirler.
    Oysa niteliklerini ve inceliklerini yitirmiş bir sürüden kendi isteği ile uzaklaşabilmek ve kendi topluluğunu yaratabilmek bir sanatçı için ödüllerin en büyüğüdür.
    İlhan İrem, kirliliğinden uzak durduğu topluma, eserleriyle, yazılarıyla, kitaplarıyla, “Işık ve sevgi” dolu çıkışlar ve önermeler sunuyor.
    Herkesin içtiği suyu içenlerin İlhan İrem’in farkını anlamaları mümkün değildir.

  12. Kanı Says:

    @shutloop: Öncelikle yazının ana temasını anlamanızı, ondan sonra cevap vermenizi rica ediyorum. Çünkü, buraya yorum yapanların hiçbiri -her ne kadar savundukları şeyde haklı veya haksız da olsalar- yazının ana fikrini anlamış değiller.

    Yazının okuyuculara iletmek istediği fikir çok güzel. Ama öyle görünüyor ki, kendilerine ters bazı gerçekler; insanları objektiflikten, eleştiriye açık olmaktan alıkoyma-maya yetmiyor.

    Burada yapılanlar sırf kendi düşüncelerine ters düşüyor diye, bazı gerçekleri yok sayma işidir. Ama en önemlisi; yazının ana temasını anlamadan “patadak” eleştirme işidir. Bu da nezaketsizliktir.

    Öyle veya böyle; burada bazı İlhan İrem hayranları “aynı doğrultuda ilerlemekte” demekte, daha sonra da bir başka hayranlar ise “şu yüzden böyle oldu” demektedirler.

    Yazının ana fikrini, okuyuculara yani bizlere aktarmak istediğini doğru anlayıp, kabul etmeme hakkınız saklı. Bu konuda son derecede özgürsünüz. Ama bu durum pek de böyle değilmiş gibi gözüküyor.

    Naçizane tavsiyem, yazının ana fikrini doğru anlayıp, ona göre cevap yazmanız.

    Duygularınız, mantığınızın önüne geçmesin.Buna izin vermeyin

    Saygılar…

  13. muratyildirimoglu Says:

    Sevgili Kanı, İlhan İrem hayranlarının asıl yanıldığı konu da şu: Müzikle felsefe yapılacağını sanıyorlar. Müzikle dünyanın kurtulacağına inanıyorlar. Müzikle bir dünya görüşü oluşturulabileceğine inanıyorlar. Oysa müzik düşünceden çok duyguya ve coşkuya dayalı olduğu için müzikle felsefe yapılmaz, siyaset yapılmaz, dünya kurtarılmaz, kutuptaki buzların erimesi durmaz, Afrika’daki açlar da doymaz.
    Müzik, diğer sanat dalları gibi, nasıl yorumlarsan öyle olan bir şeydir. Aynı müziği dinleyen, aynı şarkı sözlerini duyan iki kişi aynı şeyi düşünmez. Müziğin güzelliği de buradadır. Müzik iki kere iki dört eder işi değildir.
    Örnek olarak Wagner’in müziğni verebilirim. Wagner, birçoklarına göre Nazilerin öncüsüydü. Ama yaptığı müziğe bakıp onun Nazi olup olmadığına karar vermek mümkün değildir.
    Başka bir örnek, Eagles grubunun Hotel California adındaki şarkısı. Bu şarkının sözlerinin ne anlama geldiğini anlamak için Internet’te bir araştırma yapın. Bir sürü birbirinden farklı öneri göreceksiniz. Herkes kendine göre yorumluyor bu şarkıyı.
    Anlayacağınız, müzikle felsefe olmaaaaazzzzzzz. Felsefe yapılacaksa, siyaset yapılacaksa doğru düzgün yapın. Müziği rahat bırakın.

  14. shutloop Says:

    Sevgili Kanı ve Murat Yıldırımoğlu,
    Eleştirilerimiz yazının amacını aşmış olmasına.
    Yazarın kendince doğru saydığı bir düşünceyi öne sürerken örnek verdiği yanlış bir isim ve devirdiği sayısız bilgisizllik çamlarından bahsediyoruz.
    Özde aynı kalarak nüanstan nüansa geçen bir sanatçı için bilinç boyutu eksik bir yazı kaleme alan sayın Yıldırımoğlu’nu İlhan İrem izleyicileri, çeşitli açılımlarla, kendisinin anlayabileceği biçimde aydınlatmaya çalışıyorlar.
    Ancak bulunduğunuz noktadan yazılanları algılamanız oldukça zor görünüyor.
    “Dünyanın soğuk bir gezegen olduğundan” başlamamız gerekiyor ki, böylesine talihsiz ve anlamsız bir yazının ana temasını(!) anlamamızı, duygularımızla davranmamamızı öğütleyen birileri için beyhude bir çaba içinde olduğumuz aşikar.
    O nedenle en azından ben kendi açımdan konuyu noktalıyorum.

    Keşke yukarıda yazılanların satır aralarını görebilseydiniz.
    Müziğin yalnızca dinlence ve eğlence için varolmadığını…
    Gerçek sanatın kişi benliğindeki sonsuz tesirlerini…
    İlhan İrem müziğinin derinliklerini hissedebilseydiniz.
    Keşke!

    Dünyanız değişirse dünya değişir.

    Konu bu değil biliyoruz. Biz de onu diyoruz zaten.
    İlhan İrem sizin konunuz olamaz.
    İlhan irem’in sizin dünyanızla bağlantısını keseli ise asırlar oluyor!

    Işık ve sevgiyle…

  15. Kanı Says:

    İlhan İrem sizin konunuz olamaz.

    Bu şekil yaklaşımınız, “ifade ve düşünce özgürlüğü” çerçevesinin dışına çıkıyor. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin bir çok maddesini çiğniyor.

    Biz iddialarımıza kaynaklar getirdik. Yorumcular arasındaki çelişki farkını gösterdik. (Yani, hedef aynı ama yorumlar arasında bir çelişki var. Dolayısıyla da burada bir tribüne oynamak var. örn. “burada bazı İlhan İrem hayranları “aynı doğrultuda ilerlemekte” demekte, daha sonra da bir başka hayranlar ise “şu yüzden böyle oldu” demektedirler.”)

    “Dünyanın soğuk bir gezegen olduğundan” başlamamız gerekiyor ki, böylesine talihsiz ve anlamsız bir yazının ana temasını(!) anlamamızı, duygularımızla davranmamamızı öğütleyen birileri için beyhude bir çaba içinde olduğumuz aşikar.

    Bu yazının ana fikri, daha önce de belirttiğim gibi şu:

    Yazının asıl açıklamak isteği şey şu: Bir insan; “başarılı oldum, iyi işler becerdim, doruğa ulaştım, ün yapmak” diye kendisini salmamalı, işine devam ediyorsa performansını daha da yükseltmek için ya da en azından performansının aynı seviyede kalması için elinden geleni yapmalı!

    Burada müzik ve spor dallarına değil de, bilim ve siyaset dallarına ait birileri de olabilirdi.

    Şunları da dedim:

    Yazının ana fikrini, okuyuculara yani bizlere aktarmak istediğini doğru anlayıp, kabul etmeme hakkınız saklı. Bu konuda son derecede özgürsünüz. Ama bu durum pek de böyle değilmiş gibi gözüküyor.

    Naçizane tavsiyem, yazının ana fikrini doğru anlayıp, ona göre cevap yazmanız.”

    Yukarıdaki yorumlardan biri de, “kıvırtma yapılıyor” demiş ama, yazar zaten yazısında belirttiği şeyleri yorum olarak yazmış. Yazarın “kıvırtma yaptığı” iddiasını söyleyip de, yok “şu amaçla, bu amaçla yazılmış” demekle, yazarı daha tam tanımadan onun kişiliği hakkında yorumlarda bulunulmakla; zaten buradaki yorumcuların ne tarz düşüncelere ve kişiliklere sahip olduları belli olmuş.

    Konuyu noktalıyorum,

    Sevgiler & Saygılar…

  16. sevecen Says:

    Birilerini eleştirirken önce onu tanımalı insan…İnsan kendisini tanımıyorsa böyle abuk subuk yorumlar yapar…İlhan İremi nasıl olurda tanımadan eleştirir bilinmez yıldırımoğlu..tek kelimeyle yazıklar olsun…

    • muratyildirimoglu Says:

      Sevgili sevecen, İlhan İrem’i sizi kadar tanımadığım, hatta sevmediğim kesin. Öyle olduğu için de sizden daha gerçekçi değerlendirebilirim belki de, bu olasılığı düşündün mü?

      Bir de senin ve diğerlerinin yorumu hep aynı: Beni İrem’i tanımamakla ve ona haksızlık etmekle suçluyorsunuz. Bir de yazıklar olsun falan diyorsunuz. Niye böyle aynı tepkiler veriliyor? İrem hayranı olmak insanı böyle monoton mu yapıyor? Siz bir fabrikadan çıkmış gibi hep yanı sözlerle aynı tepkileri vermek zorunda mısınız?

  17. PELİN KANDEMİR Says:

    ——–Bizleri hiç eleştirme ve sakın değiştirme———
    ——–Öylece sev seveceksen, standardize etme——

    Niye hiç gerek olmaz gerçek üstü sözler?
    Niye düşer maskeler, olağanüstü yüzler?
    Yüreğin sentetik, sevgin otomatik
    Duygular biraz fizik ve matematik
    Sözlerin fabrikasyon, durum kritik
    Şöyle bir aynaya bak halin çok komik

  18. atk Says:

    “Uzağa değil usta; öteye, hep öteye gitti. Yalnızlığı bundandır”
    Ozdemir Asaf
    “Seni hiiç anlamadan şaşkın seyrettiler”
    İlhan İrem

  19. ilkinpeker Says:

    Başarının değerlendirilmesi ile ilgili olarak yazar bir başka yazısında düşüncelerini şöyle açıklamış;

    Piyasada başarılı insanların liderlik sırlarını anlatan bir çok kitap var: Atilla’nın Liderlik Sırları, Cengiz Han’ın Liderlik Sırları vb. Çağımızın en önemli kişilerinden birisi ve halen dünyanın en zengin insanı olan Bill Gates’in liderlik sırları ise pek bilinmiyor. Bu yazıda onun sıfırdan başlayıp dünyanın en zengin insanı olmasının sırlarını anlatmaya çalışacağım.
    Sır 1: Bir vizyon sahibi olmak.
    Sır 2: Çok çalışmak
    Sır 3: Akıllı elemanlarla çalışmak.
    Sır 4: Elemanlara hisse vermek.
    Sır 5: Elemanlara değer vermek.
    Sır 6: Piyasanın gelişimini takip etmek.
    Sır 7: Piyasanın gelişimini takip etmekle kalmayıp, piyasayı şekillendirmek.
    Sır 8: Odaklanmak.
    Sır 9: Alçakgönüllü bir yaşam sürmek.

    Yazarın bu kriterlerine göre İlhan İREM’i yeniden yargılamasını talep ediyorum.
    Saygılarımla…

  20. ilkinpeker Says:

    Sayın yazar
    Bu yargılamayı yaparken lütfen vereceğim linke tıklayarak çalacak olan eseri dinlemenizi rica ediyorum.
    http://dl2.musicwebtown.com/p/r/o/m/prometeus/playlists/185352/1469161.mp3?no_download

    Saygılarımla…

  21. ilkinpeker Says:

    Sayın Yıldırımoğlu,
    Zekavetinizin ışıltısı olan
    http://www.muratyildirimoglu.com/makaleler/BillGates.htm
    makalenizi ve diğerlerini beğeniyle okudum.Makalenizde sıraladığınız başarı kriterlerine göre İlhan İREM’i yeniden yargılamanızı talep ediyorum.
    Saygılarımla…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: