1 Mayıs 1977

Kanal 24’de “Keşke Olmasaydı” programını yapan arkadaşım Yaşar Taşkın Koç, yaptığı 1 Mayıs 1977 konulu programla geçen yıl Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin ödülünü aldı. Bu ilginç oldu çünkü Çağdaş Gazeteciler Derneği sol görüşlü kişilerden oluşurken Kanal 24 İslami ağırlıklı kişilerden oluşuyor. Peki niye ÇGD ödülü o programa verildi?

Nedeni Yaşar’ın yıllardan beri temcit pilavı gibi tekrarlanan bir görüşü tekrar ortaya koyması olmuştu: 1 Mayıs 1977’de birileri (solcu olmayan ve komplo peşindeki birileri, derin güçler) insanların üzerine ateş açarak onları paniğe sevketti. Şimdiki adı The Marmara olan otelden, Sular İdaresi’ndne falan hep ateş açıldı.

İlgiyle izlenen “Hatırla Sevgili” dizisinde de olay böyle anlatılıyordu: Derin devletin bir temsilcisi yurt dışından gelen birilerini otele yerleştiriyor, onlar da halkın üzerine ateş açıyordu.

Genel olarak sol, yukarıdaki açıklamayı kabul etmiş görünüyor.

Bakın Hürriyet gazetesi yazarı Cüneyt Ülsever 3 Mayıs 2009’da ne yazıyor:”O gün çok net görmüştüm ki, Marx’ın görünmeyen eli değil ama devletin görünmeyen eli, kendi vatandaşlarını katletmekten zerre kadar utanmıyordu.”

Mizah dergisi Leman bile 1 Mayıs özel bölümünde o gün 2000’den fazla mermi yakılarak insanların üzerine ateş edildiğini yazdı.

Halbuki benim bile tanık olduğum gerçekler böyle değil. 1 Mayıs 1977’nin akşamında televizyondaki haberlerde yerde yatan cesetleri ve karşı tarafa taş ve sopa atan birilerini gördüm. Olay sonrasında Moskova yanlısı solculardan olayların Taksim Meydanına girmeyi zorlayan Pekin yanlısı solcularla yaşanan arbededen kaynaklandığını duydum. Olaydan uzun bir süre sonra bile bunlar konuşulurken, tartışılırken açıklama sonradan tüm solcuları tatmin edecek ve sorumluluğu onlardan uzaklaştıracak bir şekle büründü ve yukarıdaki saçma açıklama kabul gördü.

1977’de ölenlerin 30’u ezilme ve yalnızca 5’i kurşunlanma sonucu öldü. Bu rakamlar bile olayın bir arbede sonucu gerçekleştiğini gösteriyor. İddia edilen yerlerden profesyonel kişilerin ateş açması durumunda bu kadar az sayıda insan kurşunla ölmezdi.

İkincisi, her zaman pahalı bir otel olan o otele yerleşilmesi, yerleşen kişilerin de yabancı tetikçiler olması hiç akla uygun değil. O meydanda çok sayıda bina varken otel mantıklı değil.

Üçüncüsü de şu: 12 Eylül sonrasında işkence yapan kişiler de dahil olmak üzere çok sayıda kişi yaptıklarını itiraf etti. Çünkü gerçekler acıdır ve saklanması zordur. 1977’den bu yana ise 32 yıl geçti ve olayı tetikleyen insanlara ilişkin hiçbir bulgu elde edilemedi. Bu da şu anlama gelir: Öyle insanlar hiç olmadı.

Birkaç küçük istisna dışında Türkiye devleti korsan, vatandaşlarına karşı tuzak kuran, onları çeşitli komplolarda öldüren bir devlet değildir. Bu devlet 1943 yılında, tek parti hükümeti sırasında 33 vatandaşın ölümüne neden olan Mustafa Muğlalı paşayı yargılayıp mahkum edebilen bir devlettir. Yine tek parti hükümeti sırasında en kudretli insanlardan Nevzat Tandoğan, yargıyı etkilemeye çalışmaktan, delilleri saklamaya çalışmaktan yargılanmış bir insandır (dava sürerken intihar etti). Bu devlet yolsuzluk yapan emekli Deniz Kuvvetleri Komutanını yargılayıp, hapse atıp onu er rütbesine indirebilmiş bir devlettir.

Gerçekleri kabul etmek zordur, kendinde sorumluluk bulmak çok daha zordur. Kendimiz dışındakileri suçlamaksa çok kolaydır. Halen insanlar bu kolaylığı tercih ediyorlar.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: