Din krize çare midir?

Dinci yazarlar son krize ve genel olarak çağımızın bunalımlarına karşı İslam’ın ilkelerinin uygulanmasını öneriyor. Onlara göre İslam’ın ilkeleri uygulandığında dünyada sorun kalmayacak. Cennet benzeri bir hayat yaşayacağız.

Peki, 1500 yıldır İslam dünyası ideal bir yapı mı gösterdi ki şimdi başkalarına örnek olabilsin, dünyanın sorunlarını çözebilsin? Daha
Hz. Muhammed’in sağlığında, hepsi de Müslüman olan kişiler Hz. Muhammed’in
eşi Hz. Ayşe’nin başkası ile ilişkiye girdiğini iddia ettiler. Hz.
Muhammed’in ölümünden hemen sonra dört halifenin üçü yatağında ölmedi. Hz.
Muhammed’in torunlarına onlarca yıl boyunca Cuma hutbelerinde küfredildi.
Sunniler ve Şiiler bugün bile dünyanın dört bir yanında birbirlerine
saldırıyorlar. Ekonomi deseniz bütün dünyada en olumsuz ekonomik yapılar
İslam ülkelerinde bulunuyor. En az kitap okuyanlar, en az kitap yazanlar, en az icat çıkartanlar hep Müslümanlar değil mi?
Birkaç haberi sizinle paylaşmak istiyorum:

1) 3 Ocak 2008 tarihli Hürriyet’te şöyle bir haber var: “İran’da bir
günde 13 idam”. Haberin içinde, bir önceki yıl İran’da toplam 300 kadar
idamın gerçekleştiği bildiriliyor. İdam edilenler uyuşturucu kaçakçısı,
katil ve tecavüzcü insanlar. İran, İslam’ı benimseyişinden 1300 yıl ve İslam Devriminden geçen 30 yıl sonra,
tecavüzü, cinayeti ve kaçakçılığı önleyememiş durumda ve yılda 300 kişiyi
idam ederek düzenini ancak sağlayabiliyor.
2) Vatan gazetesinin Web sitesinde, 10 Ocak 2009 tarihinde şöyle bir
haber var:
“Kafası kesildi! Tecavüzle suçlanan mahkumun aldığı idam cezası, kafası
kesilerek infaz edildi.
Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı, sürücülük yapan İbrahim Bin Abdülaziz
Bin Muhammed El Akil’in silah zoruyla yabancı bir çalışanı resmi aracına
bindirip tecavüz etmek, bu kişinin cep telefonunu ve parasını çalmak
suçlarını işlediğini bildirdi. Açıklamada, El Akil’in cezasının bugün infaz
edildiği kaydedildi. El Akil’in infazıyla bu yıl Suudi Arabistan’da üçüncü
idam infaz edilmiş oldu. Ülkede geçen yıl 102 kişi idam edilmişti.
Suudi Arabistan, aradan geçen 1500 yıldan beri ancak yılda 100-150 kişi idam
ederek düzenini sağlayabiliyor.
3) 20 Temmuz 2008 tarihli Hürriyet’te şöyle bir haber var: “İran’da 17
bin 815 AIDS hastası var.” 28 Haziran 2008 tarihli sayıda ise başka bir
haber: “Tahran parklarında kovalarca şırınga. İran uyuşturucu bağımlılığıyla
mücadele ediyor. Resmi rakamlara göre 1 milyon, daha ileri tahminlere göre
10 milyon kişinin afyon, eroin ya da diğer uyuşturucu türevlerine bağımlı
olduğu İran’da bu sorun okul ve televizyonlarda açıkça
tartışılabiliyor..İran’da binlerce merkez AIDS önlemi olarak bedava şırınga
dağıtıyor. Temizlik görevlileri Tahran’daki parklardan her gün kovalar
dolusu kullanılmış şırınga topluyor.” İslami bir yönetim insanların madde bağımlısı olmasını engelleyemiyor. Türkiye’de bile bu kadar bağımlı yok.

4) Cinayet, tecavüz, uyuşturucu bir kenara bırakılırsa din daha en
temel şeyleri, örneğin temizliği bile sağlayamıyor. 27 Temmuz 2008’de
Hürriyet’te yayınlanan bir röportajda, Uzungöl’de İnci Motel adında bir oteli
çalıştıran, muhafazakar, başı örtülü bir kadın Hatice İnci, bakın yabancı konuları için ne
diyor:” Araplar burada miskinlik yapıyor. İsrailliler sürekli hareket
halinde. Özel cip kiralayıp safari mi ne ondan yapıyorlar. Suudi Araplar
gece yatmaz, gündüz uyur. Odalarını ancak akşam üstüne doğru
temizleyebiliyoruz. Çok pasaklılar, çok. Elleriyle yediklerinden olacak
döküp saçıyorlar.”
5) Dindar insanların daha iyi olmadıklarına bir başka kanıt da Halil
Ürün. Eski Konya Büyükşehir Belediye Başkanı ve eski milletvekili olan Ürün
karısı tarafından kendisini dövdüğü gerekçesiyle mahkemeye verildi. Bayan
Ürün şöyle diyor: Bana hakaret etmeye başladı, yumruk attı ve çantasıyla
alnımın soluna vurdu.” (Hürriyet, 22 Şubat 2008). Bir başka dayak yiyen
dindar kadın da ünlü yazar Şule Yüksel Şenler. 3 Şubat 2008’de Soner Yalçın
Hürriyet gazetesinde bakın ne yazıyor:32 yaşındaki Yüksel Şule Şenler o yıl
evlendi. Eşi, ilahiyat mezunu tiyatrocu Abdullah Kars idi. Şehir şehir
dolayıp İslami tiyatro yapıyordu. Yani aynı zamanda dava arkadaşıydılar.
Evlenmelerine Risale-i Nur talebelerinden Sait Özdemir vesile olmuştu.
Gelinliğin modelini Şule Yüksel Şenler çizdi. Kadın-erkek ayrı ayrı yapılan
düğün, müziksiz ve danssız oldu. Davetiyelere ilk kez ayet ve hadis
konmuştu. Konukların tesettüre uygun giyinmesi istenmişti. Fakat: Bu İslami
düğün mutluluk getirmedi. Eşi, Şule Yüksel’i hep dövdü. Toplantılarda,
“Eziyet gören kadının sabrettiği takdirde Allah katında büyük derecelere
ulaşacağını” söyleyen Şule Yüksel’in dayanacak gücü kalmadı. Beş yıllık
evlilik hüsranla bitti; boşandılar.

Tüm bu olaylar şunu gösteriyor: Din insanları iyi yapmaya yetmez, din
günümüzün sorunlarına çare olamaz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: