Bir Türlü Anlaşılmayan Ekonomi Yasaları

Nisan 13, 2021

1700’lerin sonunda (demek ki 300 yıl falan geçmiş) Adam Smith ekonominin yasalarını ortaya koyduğu kitabını yayınladı.

Bu kitapta neler vardır? Birincisi Arz-Talep yasası: Bir ürünün arzı vardır (üretimi), bir de arza ürüne yönelik talep.

Ürünün arzı çok olursa ama talep aynı devam ederse fiyatı düşer, arzı az olur da talep aynı devam ederse fiyatı yükselir.

İkincisi çeşitli saptamaları vardı. Örneğin, sanayi ürünlerinin tersine, tarım ürünlerinin üretimi kararlı değildir.

Çeşitli nedenlerle yıldan yıla değişebilir, bu da Arz-Talep yasası uyarınca arzı etkiler, dolayısıyla tarım ürünlerinin fiyatını etkiler.

Aradan üç koca yüzyıl geçmiş ama Türkiye’de bu basit yasalar ve saptamalar hiç bilinmiyor gibi.

Örneğin, ara ara patates-soğan fiyatı artıyor, niye, çünkü o yıl bir şeyler (kuraklık, hastalık vb) oldu, bu ürünler az üretildi.

Bu durum hemen bazı insanların kötü oluşuna bağlanıyor; kötü insanlar stok yapıyor, fiyatı yapay şekilde yükseltiyor.

Sevgililer gününde çiçek fiyatları artıyor, niye, çünkü insanların çiçeğe talebi artıyor, bu da Arz-Talep yasası uyarınca fiyatı arttırıyor.

Ama yorumlayanlar kötü insanların bu güzel günü sömürdüğünü düşünüyor.

Ramazan gelince (istisnasız her ramazanda) gıda fiyatları artıyor çünkü geleneksel olarak bu ayda çok daha fazla ve çeşitli gıda tüketiliyor, bu da Arz-Talep yasasına göre fiyatı yükseltiyor.

Ama bu durum da kötü adamlara, aracılara, spekülatörlere bağlanıyor.

En büyük sorunumuz ekonomi; enflasyon yüksek, işsizlik büyük oranlarda.

Bu yüzden sığ yaklaşımlardan, suçlamalardan kaçınıp ekonomiyi daha iyi anlamaya çalışmamız gerekli.

Su tarıma mı gitmeli, sanayiye mi?

Nisan 10, 2021

Dünya çapında 10nm altı elektronik devre üretiminin yüzden doksandan fazlası Tayvan’da gerçekleştiriliyor.

Tayvan’da büyük bir kuraklık söz konusu.

Hükümet kısıtlı suyu pirinç üreten çiftçilere değil devre üreten firmalara yönlendiriyor.

Doğru yapıyor.

Elektronik devrelerin katma değeri tarım ürünlerinden fazla.

Şu yazıyı da okumakta yarar var:

Tarım ve hayvancılığın orantısız yeri | Muratyildirimoglu’s Blog (wordpress.com)

Amiraller hata mı yaptı, gündemin değişmesini sağlayıp iktidarın değirmenine su mu taşıd ı?

Nisan 7, 2021

Hukukla ilgili bir metin okumuştum. Orada güçler ayrılığı kavramı anlatılıyordu.

O metne kadar güçler ayrılığını güçlerin birbirini etkilememesi olarak görüyordum.

Metinde güçler ayrılığı için verilen bilgilerse değişikti.

Şöyle bir örnek veriliyordu:

Bir hakim olduğunuzu düşünün. Önünüzdeki davada vereceğiniz karar ülke açısından çok olumsuz ekonomik sonuçlar doğurabilir. Ama bu ekonomik sonuçlar sizin işiniz değildir. Siz hukuk olarak doğrusuna karar verin. Ekonomik sonuç yargının değil yürütmenin konusudur, sizi ilgilendirmez.

Amirallerin bildirisinde de benzer bir şey var.

Muhalefetteki birçok kişi bu bildirinin Ak Parti’ye yaradığını, gündemi değiştirdiğini söylüyor, bu yüzden olumsuz buluyor.

Gündemi belirleme kaygısı bir işin uzmanlarının konusu değildir, olmamalıdır.

Uzmanlar kendi alanlarında bir yanlış görüyorsa gündem şöyle olacakmış, böyle olacakmış demeden doğru bildiklerini belirtmelidir.

Amiraller denizcilik konusunda en yetkin insanlar arasında yer alır ve sarıklı bir amiral gördüklerinde, Montrö tartışma konusu olduğunda seslerini çıkararak doğru yapmışlardır.

Darısı tüm diğer uzmanların başına.

Ekonomi Hesap-Kitaptır

Nisan 1, 2021

Ekonomi tüm insanları etkileyen ama insanlar arasında en az anlaşılan konulardan birisidir.

Bunun bir nedeni ekonominin kanılara, inançlara, düşüncelere değil matematiğe dayanmasıdır, matematik de insanların en az bildiği şeylerden birisidir.

Gregory Mankiw’in “Makroekonomi” kitabı ekonomiyi öğrenmek için iyi bir kaynak olabilir.

Kitabın 10. bölümünde Mankiw, büyük ekonomist Keynes’in ekonomik büyüme hesaplarını ele alır.

Keynes’e göre ekonomiyi büyütmede iki temel araç vardır: Devletin harcamalarını arttırması ve vergilerin düşürülmesi.

Bu sonuca ulaşmasını sağlayan şeyler matematiksel hesaplardır, formüllerdir.

Trump zamanında vergiler düşürüldü. Bu da işe yaramış görünüyor: Pandemi öncesinde Amerikan ekonomisi büyümede, istihdam oranında rekorlar kırıyordu.

Biden ise aşağıda görüldüğü gibi diğer aracı kullanmayı seçiyor gibi görünüyor: Devlet harcamalarını arttırmak.

Biden’ın yaklaşımının sonuçlarını da göreceğiz ve bu iki yaklaşımı karşılaştırma olanağı bulabileceğiz.

Yerel yönetimler ve istihdam

Mart 30, 2021

Aşağıdaki haber neleri gösteriyor?

Birinci olarak, büyük, çok büyük bir işsizlik sorunumuzun olduğunu gösteriyor.

İkincisi, yerel yönetimlerin doğrudan istihdam yaratmasının son derece kısıtlı olduğunu gösteriyor.

İşsizlik ülke çapında bir sorun ve çözümü de ülke çapında olmalı.

Bu durum yerel yönetimlerin işsizlik konusunda bir şeyler yapamayacağı anlamına gelmiyor.

Yerel yönetimler asli işlerini iyi yaparlarsa (temizlik, ulaşım vb), asli işlerinin yanında bölgelerini güzelleştirebilirlerse o bölgede iş yapmayı kolaylaştırır ve istihdamı dolaylı olarak etkileyebilirler.

Bu durumun iki güzel örneği var: Birincisi, Ankara’nın Beypazarı ilçesi, ikincisi Eskişehir.

Mansur Yavaş belediye başkanıyken Beypazarı’nı bir turizm cennetine çevirdi, her yıl yüzbinlerce kişinin ilçeyi ziyaret etmesini sağladı. Bu da ilçe ekonomisini geliştirdi.

Yılmaz Büyükerşen de Eskişehir’i küçük, gelişmemiş bir şehir olarak alıp çekici bir şehir durumuna getirdi.

Her iki bölgede de istihdam arttı, dışarı göç durduğu gibi tersine göç başladı.

Aytuğ Akdoğan Üzerine

Mart 27, 2021

Aşağıdaki videoda Aytuğ Akdoğan’ın bir videosunu izleyebilirsiniz.

Aytuğ Akdoğan’ın saçları havalı, bir kolunu geriye atarak delikanlı, dobra konuşmalar yapıyor. Ya da yalnızca yaptığını düşünüyor.

Sorun ne?

Sorun, konuştuğu şeyleri hiç anlamamış olması.

Verdiği yanlış bilgiler inanılır gibi değil.

Galileo’nun ne dediğini ve neyle suçlandığını hiç anlamamış.

Galileo dünya yuvarlaktır ve döner dediği için dünyanın düz olduğuna inananlar tarafından yargılanmadı.

Kilise dünyanın düz olduğunu hiç söylemedi. Dünyanın düz olmadığı, küre benzeri yuvarlak olduğu yüzyıllardır biliniyordu ve kabul ediliyordu.

Yargıya konu olan şey evrenin yapısıydı.

Kilise evrenin merkezinde dünyanın olduğunu söylüyordu. Güneş ve diğer tüm gök cisimleri onun çevresinde dönüyordu.

Galileleo ise Kopernik’in ortaya attığı güneş merkezli sistemi kabul edip savunuyordu.

Yargılamadaki baş konu buydu. Aytuğ büyük olasılıkla ne Kopernik’in dediğinin farkında ne de Galilelo’nun.

İkinci büyük yanlışı Nietzsche’nin hristiyanlık ve kilise eleştirisine yönelik. Aytuğ burada da yanlış bilgi veriyor ve Nietzsche’nin kiliseyi çürümüşlükle, yolsuzlukla suçladığını söylüyor. İlgisi yok.

Kilise çürümüş ve yolsuzluğa boğulmuş diyen Luther’dir, Nietzsche değil.

Peki Nietzsche ne diyor hristiyanlık ve kilise için?

Hristiyanlığın insanın doğasına aykırı şeyleri güçlendirdiğini söylüyor.

Örneğin, cinsellik insan doğasının ayrılmaz bir parçasıyken cinselliği bastırdığını, bekar kalmayı önerdiğini, Hz Meryem’in bakireliğine fazlasıyla vurgu yaptığını düşünüyor.

Aynı zamanda, insanı her türlü maddi manevi zorluğa karşı koyacak şekilde donatmaya çalışmak yerine zayıflığı koruduğunu ve yücelttiğini düşünüyor.

İnsanların bilim tarihi-felsefesinden ve genel olarak felsefeden hiç anlamamaları olur şey değil.

Bir de cesurlar bu tür insanlar, video üzerine video çekiyorlar.

Nietzsche’nin Kırbacı – Yazar Burada Ne Demek İstemiş? – Aytuğ Akdoğan B06 – YouTube

Bir Tahmin: Ayasofya baş imamı görevden alınacak

Mart 22, 2021

Erdoğan bir ileri, bir geri adım atmayı alışkanlık haline getirmiş birisi.

Ayasofya’yı camiye dönüştürdüğünde diğer dinler için de kutsallığını koruyacağını söylemişti.

Baş imam olarak da en okumuş yazmış imamlardan birisini atadı.

Ama karşımıza en ötekileştirici, dışlayıcı adamlardan birisi çıktı ve gündemi belirlemeye başladı.

Erdoğan bu kadarını sevmez.

Bu yüzden onu görevden alır diye düşünüyorum.

Süre: en çok 1 ay.

HDP’yi Ne Yapmalı?

Mart 18, 2021

Aşağıdaki ifadeye bir bakalım:

“Türkiye tek ülkedir, tek millettir, tek halktır.

Bizim için ülkemizin tüm vatandaşları, nüfus cüzdanında Türkiye yazan her erkek ve her kadın Türk’tür.

Türk halkının şu ya da bu bölümünün saf Türk olmadığını iddia etmek milli bilincimize saldırıdır.

Böyle bir saldırıyı kimse kabul edemez, partimiz hiç kabul edemez.”

Bu ifade Türkiye’de MHP’li birisine, Ak Parti’li birisine, sıkı Kemalist birisine aitmiş gibi görünebilir.

Liberal Kemalistler, solun her türlüsü böyle bir ifadeyi kabullenmez, ırkçı bulur.

Şimdi yukarıdaki ifadede Türkiye yerine Fransa, Türk yerine de Fransız sözcüklerini koyalım.

Bu sözleri sarf eden kişi Fransız Komünist Partisi’nin 22 yıl boyunca başkanlığını yapmış Georges Marchais’dir.

HDP söz konusu olduğunda Kürt olmayan kişiler çoğunlukla iki yanlış tavırdan birine yöneliyor:

Birincisi, Kürt hareketindeki şiddet ögelerini göz ardı ederek “Kürtler ne diyorsa doğrudur, ne istiyorlarsa haklıdır, bunun tersini düşününler Türk ırkçısıdır. Bu nedenle HDP ne yapıyorsa doğrudur.” şeklindeki anlayış.

İkincisi, “Kürtler vardır ama bazı Kürtler ayrılıkçılık peşindedir, ülkemizi parçalamak istemektedirler, HDP de bunun simgesidir” şeklindeki anlayış.

Hemen her zaman olduğu gibi gerçekler de, doğru tavır da arada bir yerde.

Tüm rakamlar Kürtlerin çoğunlukta olduğu doğu şehirlerinin ekonomik ve sosyal gelişmişlik olarak çok geriden geldiğini gösteriyor.

Kürtlerin en doğal hakları, istekleri suç olarak görülüyor.

Öte yandan, uzun zamandır her hükümet Kürtlerin durumunu daha fazla iyileştirmek için de çabalıyor.

PKK başta olmak üzere silahlı Kürt hareketi hem Türklerin hem de kendileri gibi düşünmeyen Kürtlerin canını yakıyor.

Aynı zamanda, silahlı gruplar Türkiye’yi karıştırmak isteyen Rusya gibi devletlerin de oyuncağı haline geliyor.

Şunu kabullenmek gerek: Silahlı Kürt hareketi kolay kolay bitmez. İki nedenden bitmez:

Birincisi, dış devletler onları kullanarak Türkiye’ye rahat yüzü göstermek istemez.

İkincisi, Ömer Faruk Gergerlioğlu gibi en barışçıl bir Kürtü bile mahkum eden Türk devletine karşı Kürtlerin bir bölümü bu örgütleri arkalarında bir güç olarak görmek isteyeceklerdir.

Bu yüzden silahlı hareketlerin mucizevi bir şekilde hemen sonlanacağını düşünmeden çözümler geliştirmemiz gerekiyor.

Silahlı mücadeleye karşı iki şeyi kullanmak gerekiyor: Havuç ve sopa

Kürt hareketinin kabul edilebilecek her isteğini kabul etmemiz lazım.

Ölçütümüz Yunanistan ve Bulgaristan’da yaşayan Türkler olmalı.

Onlar için ne istiyorsak Kürtlerin de Türkiye’de o haklara sahip olmasını desteklemeliyiz.

Silahlı harekete ise müsamaha göstermemeliyiz. Eline silah alan kişi başına gelecekleri tahmin edebilmeli.

Türklerin Türklüğü savunmada, Türk vatandaşlığını savunmada utangaç davranmaması da gerekir.

Bu ülke Türklerin çoğunlukta olduğu bir ülke.

Türk olmayanların varlığına, haklarına hukuklarına saygı göstereceğiz ama bu kendimizi inkara gitmemeli.

Partisi Enternasyonel’e yani, “Uluslar arası”, “Uluslar Üstü” örgüte üye olan Georges Marchais’den daha ileride enternasyonel olmaya kalkışmak doğru değil.

Parayı İzle

Mart 17, 2021

Çoğu insan parayı önemsemediğini iddia eder.

Çoğu insan kültürün, eğitimin, sağlığın ver benzeri şeylerin paraya dönüşmesinden hoşlanmadığını söyler.

Çoğu zaman da iki yüzlü bir tavırdır bu; aynı insanları beş kuruş için başkasının gözünü oyarken görmemiz çok olasıdır.

Para önemlidir, parayla olgun bir ilişki kurabilmek, parayı doğru yorumlayabilmek önemlidir.

Ak Parti iktidarı adalet kurumuna egemen; istediğini hapse attırıyor istediğini hapisten kurtarıyor.

Ak Parti sağlık alanına egemen, Ak Parti askeriyeye egemen, milli eğitime egemen.

Her şeye egemen, para hariç.

Ak Parti paraya egemen olamadığı için, parayı yönetemediği için paranın durumu Ak Parti’nin hangi kararının, uygulamasının doğru, hangisinin yanlış olduğunu iyi gösteriyor.

Damat görevde saçmalıyor, döviz yükseliyor. Damat görevden ayrılıyor, döviz düşüyor. Demek ki damadın görevde olması yanlış.

HDP kapatılmaya çalışılıyor, döviz yükseliyor. Gergerlioğlu’nun milletvekilliği düşürülüyor, döviz yükseliyor. Demek ki HDP’nin kapatılması yanlış, Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesi yanlış.

Kafanız karışık olduğunda, bir uygulamanın iyi mi kötü mü olduğunu bilemediğinizde dövizin durumuna bakın.

Dövizin durumu neyin yanlış neyin doğru olduğunu çok iyi gösterecektir.

Atanamayan Öğretmenler Sorunu

Mart 12, 2021

Ak Parti’nin başından beri çözmediği bir sorun bu: Eğitim sisteminde her an 60 bin civarında öğretmen açığı var, buna karşın yüzbinlerce atama isteyen öğretmen adayı var.

Baktığımız zaman Ak Parti için öğretmen açığını kapatmak sorun değil: 60 bin öğretmeni alır, açığı kapatır.

Peki bunu neden yapmıyor?

Bunun nedeni gereksinimden fazla öğretmen adayının mezun edilmesi.

Yüzbinlerce öğretmen adayı mezun oluyor ve hepsine iş bulmak, görev vermek mümkün değil.

O zaman ne yapıyor Ak Parti? Her dönemde 20-30 bin öğretmen ataması yapılıyor, böylece geride kalanların umudu korunuyor.

Açık olan öğretmen kadrolarının hepsi bir anda doldurulsa o andan itibaren yıllarca yeni atama yapılamaz.

Bu sorun büyük bir sorun ve CHP başa geçse de önünde bu sorunu bulacak.

Orta ve uzun vadede çözümü öğretmen okullarının daha az öğrenci alması.