Soyağacı uygulaması nasıl en iyi hale getirilir?

Şubat 10, 2018

Edevlet (turkiye.gov.tr) sitesi yararlı bir site. Çoğu işimizi bu siteden halledebiliyoruz.

Siteye yeni eklenen soyağacı (alt-üst soy bilgileri) uygulaması yoğun talep gördü ve edevlet sitesi bu taleple başa çıkamadı.

Açıklamalardan anlaşıldığı kadarıyla, birkaç saat içinde 200 bin kadar istek gelince sistem yanıt veremez hale geliyor.

Bu uygulamanın ve benzer uygulamaların performansının arttırılmasının belli başlı iki yolu var:

1) Pahalı yol: Sistem yetersiz geliyor deyip yeni donanım ve yazılım almak. Özellikle de F5 gibi donanım yük dengeleyici markalarını satanlar şimdi ilgili kurumun kapısını aşındırıyordur bile.

2) Ucuz yol: Elimizdeki donanım ve yazılımla yetinip ya da az sayıda yeni donanım ve yazılım satın alıp performansı arttırmak.

Birinci yol çıkmaz yol gibi. Alınacak yeni sistemler performansı arttırabilir ama kendi karmaşıklıklarını da beraberlerinde getirir. Sistem nefes alınmaz hale gelinceye kadar karmaşıklaşır. Alınan pahalı donanım ve yazılımların sürekli olarak güncellenmesi, bakımlarının yapılması gerekir. Bu da hem harcamaları hem de çalışan sayısını arttırmak demektir.

İkinci yolda yapabileceğimiz çok şey var.

Öncelikle var olan sistemi düşünelim: Büyük olasılıkla önde vatandaşların isteklerini karşılayan Web sunucular var. Bu Web sunucular arkadaki veritabanı sunucularına bağlanıp istenilen verileri getiriyordur.

Şu andaki sistemde neyin darboğaz yarattığını saptayarak işe başlamak gerekir. Sıkıntı kullanıcıların isteklerini karşılayan Web sunuculardaysa sisteme yeni Web sunucular çok kolay ve ucuza eklenebilir. Sıkıntı veritabanı sunucusundaysa sisteme yeni veritabanı sunucusu eklemeden önce düşünmek gerekir. Veritabanı sorunu birkaç şekilde aşılabilir:

1) Edevlet kullanıcılarının sayısı sınırlı. Her vatandaş bu siteye girmiyor. Girenlerin de sık girenleri var, seyrek girenleri var. Sık girenlerden başlayarak var olan kullanıcılar için soyağacı bilgisi, onlar henüz istemeden hazırlanıp statik olarak saklanabilir. Kullanıcı soyağacını sorgulamak istediğinde o anda veritabanı sunucusuna gidip bilgileri oluşturmak yerine kendisine ilişkin hazır bilgi sunulur.

2) Veritabanı sorguları incelenip sürekli olarak optimize edilir. Benim gördüğüm şey, yalnızca var olan sorgulamaların yapısının optimize edilmesi yoluyla çok anlamlı performans kazançlarının elde edilebildiği.

Umarım sistem sorumluları kolay ama pahalı olan ve ileride yine sıkıntı yaratabilecek birinci yolu seçmezler.

Benim oluşturduğum benzer bir çözüm için aşağıdaki linki kullanabilirsiniz:

http://muratyildirimoglu.com/makaleler/YalinBilgiislemOrnegiOlarakCHPSecimSistemi.htm

Reklamlar

Trump’a vur ama hakkını yeme

Şubat 9, 2018

ABD dışında yaşayan insanların çoğu Trump’ı sevmiyor. Bu sevgisizlik haklı nedenlere de dayanıyor.

Ama Trump’ın doğru yaptığı işleri de teslim etmek gerekiyor.

Trump’ın vaatlerinden birisi şirketlerin vergi oranlarını düşürmek, bu yolla onların ABD dışında tuttuğu paraları ABD’ye getirmekti.

Geçtiğimiz yıl ABD meclisinden geçen vergi yasasıyla şirketlerin vergi oranı %35’ten %20’ye düşürüldü.

Ek olarak, şirketler yurtdışında tuttukları paraları ABD’ye getirirse yüzde 8’e kadar düşen bir vergi ödeyecekler.

Son olarak, yurtdışında tutulmaya devam edilen paralar için normal oranlardan vergi alınacak.

En büyük şirketlerden Microsoft yurtdışında tuttuğu 130 milyar doları ABD’ye getirmeye karar verdi. Bu tutar üzerinden 13.8 milyar dolar vergi ödeyecek. Bu nedenle şirket son bilanço döneminde büyük zarar açıkladı.

Benzer rakamlar IBM, Apple, Google, Oracle gibi firmalar için de söz konusu. Örneğin Apple, yurtdışında tuttuğu 252 milyar dolar için 33 milyar dolarlık vergi ödeyecek!

Ülke dışında tutulan paralar için bu tür vergi indirimleri başka zamanlarda da yapılmış. Örneğin, 2004’te şirketler bir seferliğine yapılan bir indirimle, yüzde 5.25 oranında vergi ödeyerek ABD’ye 312 milyar dolar getirmişler. Trump’ın yaptığıysa bir seferlik değil; büyük çaplı vergi indirimi sayesinde şirketlerin bir daha paralarını yurtdışında tutmayacağı bekleniyor.

Trump bu yolla ülke dışında tutulan ve ABD’ye pek hayrı olmayan yüz milyarlarca doları ülke ekonomisine kazandırıyor.

Şapka çıkarmak gerek.

Spacex firmasının roketlerini Powershell ile izlemek

Şubat 7, 2018

Powershell, Windows’un yeni komut satırı ortamı.

Arama bölümünden “Powershell” yazıp “Windows Powershell” ögesini seçerek Powershell ortamına geçip işlem yapmaya başlayabilirsiniz.

Powershell ortamında vereceğimiz komutlarla bilgisayarımızı ve programlarımızı yönetebiliyoruz.

Örneğin, get-process komutuyla çalışmakta olan programlarımızı görebiliriz.

Stop-process komutuyla da çalışmakta olan bir programı kapatabiliriz.

Powershell’in en önemli özelliklerinden birisi genişletilebilir olması.

“Modül” dediğimiz paketlerle Powershell’e eklentiler yapabiliyoruz ve bu eklentilerin içindeki komutları kullanabiliyoruz.

Francois-Xavier Cat adındaki uzmanın yazdığı Spacex adındaki bir modülle Spacex firmasının bilgilerini alabiliyoruz.

Spacex modlü Microsoft’un Powershell Galerisi’nde yer alıyor ve aşağıdaki komutla bilgisayara yükleniyor:

Install-module spacex

Bu komutu verdiğinizde, galeri Microsoft’a ait olduğu halde yine de güvenilir olmayabileceğine ilişkin bir ileti geliyor ve devam edip etmeyeceğimiz soruluyor.

Soruyu Y ya da A ile yanıtlayıp kurulumu tamamlayabiliriz.

Kurulumu tamamladıktan sonra ilgili komutları vermeye başlayabiliriz.

Komutlar şu şekilde:

Get-sxcompany: Spacex firması hakkında bilgi verir.

Get-sxrocket: Spacex’in roket türleri hakkında bilgi verir.

Tüm roketleri değil de örneğin yalnızca Falcon Heavy roketi hakkında bilgi almak için komutu şu şekilde verebiliriz:

Get-sxrocket –rocket falconheavy

Get-sxcapsule: Kapsüller hakkında bilgi verir.

Get-sxlaunch: Fırlatmalar hakkında bilgi verir.

Son fırlatmaya ilişkin bilgi için komutu şu şekilde vermek gerekir:

Get-sxlaunch –latest

Get-sxlaunchpad: Fırlatma mekanları hakkında bilgi verir.

Get-sxpart: kullanılan parçalara ilişkin bilgi verir. Komutu şu şekilde verebiliriz:

Get-sxpart –type core

Umarım Powershell ve Spacex hoşunuza gider.

Falcon Heavy roketi

Ocak 24, 2018

Elon Musk’ın Falcon Heavy adlı roketi 31 Ocak’ta fırlatılacak.

Roket Mars yörüngesine Musk’ın Tesla arabasını yerleştirecek!

Saçma bir proje olduğunu düşünebilirsiniz ama bu roket Musk’ın Mars’a gidecek roketlerinin bir denemesi sayılabilir.

Bir yük taşıması gerekiyordu, Musk da güzel bir halkla ilişkiler hareketiyle arabasını göndermeye karar verdi.

Arabadan daha önemli olan şey roketin maliyeti.

Bu roket şu anda dünyanın en kuvvetli ve en büyük roketi olduğu halde maliyeti 90 milyon dolar!

Falcon Heavy’yle karşılaştırılabilecek roket, aya adam gönderme projesinde kullanılan Saturn V roketi.

Saturn V’in günümüzde yapılsa 1.16 milyar dolara mal olacağı hesaplanıyor.

Falcon Heavy unutulmaya yüz tutmuş bir mühendislik ilkesini yeniden anımsatıyor bize:

Mühendislik ekonomi işidir.

Ürettiğiniz teknik çözümlerin ucuza mal olması gerekir.

Ne yapıyorsan yap, ucuza yap!

Dağdaki çobanla benim oyum aynı mı olmalı?

Ocak 19, 2018

Okumuş-yazmış insanların önemli bir kısmı başlıktaki soruyu soruyor.

Bu soruda eğitimsiz insanların oy hakkının ellerinden alınması düşüncesi de var.

Bazen de, eğitimsiz insanlar da oy verebilir ama biz 2-3 oy verebilelim deniyor.

Bu düşünce, Platon’dan beri tartışılıyor.

Sokrates ve Platon toplumu bilge kişilerin (bilge kralların) yönetmesi gerektiğini düşünüyor.

Uçağı sen-ben değil de bir pilot uçuyorsa toplumu da sen-ben değil bilge kişiler yönetmeli.

En azından, toplumu yönetecek kişilerin seçiminde eğitim ve bilgelik ön plana çıkarılmalı.

Vatandaşların ancak belli ölçütleri karşıladığında oy vermesi sağlanmalı.

Bu görüş çok sorunlu.

Çünkü en başta bilge kişi kimdir sorusunu yanıtlamamız gerekiyor.

Bilge kişi eğitimli olmalı.

Ama her eğitim de insanı bilge yapmıyor.

Sokrates ve Platon’dan benim anladığım, onların eğitiminden geçen kişinin bilge olduğu şeklinde!

Bu eğitim de aslında sorunlu ve bilge kişileri öne çıkarmada başarısız.

Aristo, Platon’un en önemli öğrencisiydi.

Platon’dan sonra okulun başına kendisinin geçeceğini düşünüyordu.

Bakıldığında da doğrusu buydu.

Ama Platon, yerine yetenekli ve bilge öğrencisini değil bir akrabasını bıraktı.

Platon’un bilgeliği akrabacılığını aşamamıştı!

Demek ki eğitim tek başına bilge yönetici olmak için yeterli değil.

Peki, yönetici olarak kimi seçeceğiz, bilge adamı nasıl bulacağız?

Tarih boyunca bilge kişilerin yönetici-kral olduğu, demokrasi dışı yönetimleri biliyoruz.

Örneğin, Marcus Aurellius bilge bir Roma imparatoru idi.

Yapıtlarını bugün bile zevkle ve bir şeyler öğrenerek okuyabiliriz.

Ama yönetim ondan sonra, tarihte hiç de iyi anılmayan oğlu Commodus’a geçti.

Bilge kral bunu öngöremedi, engelleyemedi.

Bir başka örnek, Caligula.

Roma imparatorlarının en kötülerinden birisiydi.

Ama başa geçtiğinde ilk altı ay tam bir bilge yöneticiye yakın idare etmişti.

Sonradan bozuldu.

Bir başka bilge kişi Rus Çariçesi Katerina.

Katerina tam bir aydınlanma çağı bireyiydi.

Voltaire, Diderot gibi düşünürlerin arkadaşı, koruyucusuydu.

Çok şey yapmak istedi.

Ama uygulamaları mehter marşı gibi gitti; iki ileri bir geri. Bir adım atıyor, sonra pişman olup geriliyordu.

Çok sayıda başka örnek de bulunabilir.

Eğer başa bilge bir adam gelecekse bunu denetlemenin bir yolu olmalı.

Örneğin, bir danışmanlar kurulu bilge yöneticiyi denetlemeli, gerekirse yöneticiyi değiştirmeli.

Ama denetleyici kurul kaç kişiden oluşmalı ve nasıl seçilmeli?

Kurul az kişiden oluşursa onlar da belli nedenlerle hiç de bilgece olmayan işler yapabilir.

Az sayıda insanın toplumun değil de kendilerinin çıkarlarını düşünmelerini engellemek için kurulun üye sayısını arttırmalı.

Ne kadar çok üye olursa hepsinin birden rüşvet alması, kötü karar alması o kadar zorlaşır.

Peki denetleyici kurulun üyeleri nasıl belirlenecek?

Bu kurula nasıl üye alacağız?

Eğitimli olanları mı, çok parası olanları mı, bilim adamlarını mı, çiftçileri mi, işçileri mi, çok gezip görmüşleri mi almalıyız?

Bu saydığımız kesimlerin her birinin getireceği güzel bakış açıları olacaktır.

O zaman, bilge yöneticiyi denetleyip gerektiğinde değiştirebilecek denetim kurulunun üyelerini çok tutmalıyız.

Ne kadar çok?

Eğitimlilerin hangilerini, çok parası olanların hangilerini, çiftçilerin hangilerini, işçilerin, bilim adamlarının hangilerini alalım, hangilerini almayalım kurula?

Tencere üreten bir işçi yerine tabak üreten işçiyi yeğlemek doğru olabilir mi?

Buğday üreten çiftçi yerine mercimek üreteni mi seçmeliyiz?

Bilim adamlarının hangilerini kurula almalıyız? Matematikçileri mi fizikçileri mi?

Kurul üyelerini seçmek için ne ölçüt getirirseniz getirin eksik-gedik kalacaktır.

Peki, çiftçilerin, işçilerin, bilim adamlarının, tüccarların, işsizlerini kısaca herkesin kurulda yer almasını sağlasak seçmekten kurtulmaz mıyız?

İşler daha kolay olmaz mı?

Böyle bir kurulda, tek tek kişilerin zaafları, yetersizlikleri belirleyici olmaktan çıkıp topluluğun genel düşüncesi, kararı ortaya çıkmaz mı?

Kurulda herkesin yer aldığı ve o kurulun yöneticiyi (yöneticileri) belirlediği yönetim en iyisidir.

O da Sokrates-Platon ikilisinin önerdiği sistem değil, Aristo’nun önerdiği sistemdir ve adına Demokrasi denir.

Herkes bilim yapabilir mi?

Ocak 13, 2018

2017’nin son haftasında, 26 Aralık’ta şimdiye kadarki en büyük asal sayı hesaplandı.

Şimdiye kadar dememizin nedeni her zaman daha da büyüğünün saptanıyor olması.

Asal sayılar şifrelemede yaygın olarak kullanılıyor ve asal sayıları saptamak bu nedenle önem taşıyor.

Hesaplanan asal sayı, asal sayıların Mersenne Asalları olarak adlandırılan özel bir kümesinden.

Bu küme (2 üzeri n -1) şeklindeki bir sayıdan oluşuyor.

Yeni sayının kodu M77232917. Yani, sayımız şeklinde.

Asal sayılar genellikle üniversitelerde ve araştırma kuruluşlarında, bu işin uzmanları tarafından pahalı bilgisayarlar kullanılarak hesaplanıyordu.

26 Aralık’taki asal sayıysa bir amatör bilimci tarafından, i5 işlemcili bilgisayarını 6 gün aralıksız çalıştırarak bulundu.

CERN’deki gibi makinelerle, sistemlerle bilim yapmak kolay ve ucuz değil.

Ama bu örnekte de görüldüğü gibi, kolay ve ucuza bilim yapabileceğimiz çok alan var.

Kötü Bilişimci Ne Yapar?

Ocak 12, 2018

Ekteki haberde Adalet Bakanlığı’nın UYAP sistemine ilişkin bilgi var.

Devletin birçok önemli yeri gibi UYAP’ı da zamanında FETÖcüler ele geçirmiş.

Şimdi onların izlerini silmeye ve sistemi düzenlemeye çalışıyorlar.

Böyle bir durumda iyi bir bilgi işlemci elindeki yazılım ve donanımın bir listesini çıkarır, bunların yapılandırmalarını gözden geçirir, güvenlik açığı, yetki aşımı durumlarını ortadan kaldırır, kullanıcı etkinliklerini kayıt altına alır.

Kötü bir bilgi işlemci ise yeni sistemler alır!

Bilgiişlem, hele kamudaki bilgiişlem, satın almak, satın almak, daha da çok satın almak anlamına geliyor.

Elindeki yazılımı, donanımı ve personeli daha iyi kullanmaya çalışmak diye bir şey yok.

Nasıl olsa para bilgişlemcilerin cebinden çıkmıyor, alınacak yeni personelin maaşını da onlar ödemiyor, o zaman alınsın yeni donanımlar, yeni yazılımlar, yeni personel.

Bilgiişlemcilerin şapkayı önlerine koyup düşünmesinin zamanıdır.

Sürekli yeni donanımlar, yazılımlar almak, sürekli yeni personel talep etmek marifet değildir.

Marifet elimizdeki donanım ve yazılımla, personelle doyurucu ve güvenli çözüm üretebilmektir.

Hele kamudaki bilgiişlemcilerin para harcarken on kez düşünmesinde yarar var.

O para vatandaşın parası çünkü.

CHPli Beşiktaş Belediye Başkanı da görevden alınmış.

Ocak 4, 2018

Hükümet kendi şaibeli başkanlarını istifaya zorlarken CHPli başkanları görevden alma yoluna gidiyor.

Hükümetin bu tutumu yanlı.

Öte yandan, görevden alınan başkanlar CHPliler tarafından bile yolsuzluk bakımından eleştirilen başkanlar.

Örneğin, Aykut Erdoğdu Beşiktaş Belediye Başkanı hakkında önceden iddialarda bulunmuştu.

Yolsuzluğu gözleri gören herkes fark ediyor zaten.

CHPli belediyeler en az Ak Partililer kadar yolsuzluğa batmış durumda.

Bu yüzden hem Ataşehir hem de Beşiktaş’ta başkanların görevden alınması doğru.

Keşke bunu örneğin Gökçek için de yapabilselerdi.

Bu fırsattan yararlanarak belediyeler başta olmak üzere, yönetimlerin yolsuzluklardan arındırılması için kafa yormamız lazım.

Kılıçdaroğlu bir mekanizma önermişti:

Eğer CHP iktidara gelirse mecliste bir Kesin Hesap Komisyonu kuracak ve başına da muhalefetten bir milletvekilini getirecekti.

Peki, bunu yerel yönetimlerde de yapamaz mıyız?

Yerel yönetimlerde de bu türlü bir komisyon kurulabilir, başına CHPli olmayan birisi getirilebilir ve bu komisyon tüm akçalı işleri denetler.

Son derece basit ve etkili olabilecek gibi görünen bir yöntem.

İlgezdi ya da Hazinedar gibi adamların peşinden gidip görevden alınmalarını protesto etmek yerine bu tür çözümleri düşünmeli ve önermeliyiz.

CHPli Beşiktaş Belediye Başkanı da görevden alınmış.

Ocak 4, 2018

Hükümet kendi şaibeli başkanlarını istifaya zorlarken CHPli başkanları görevden alma yoluna gidiyor.

Hükümetin bu tutumu yanlı.

Öte yandan, görevden alınan başkanlar CHPliler tarafından bile yolsuzluk bakımından eleştirilen başkanlar.

Örneğin, Aykut Erdoğdu Beşiktaş Belediye Başkanı hakkında önceden iddialarda bulunmuştu.

Yolsuzluğu gözleri gören herkes fark ediyor zaten.

CHPli belediyeler en az Ak Partililer kadar yolsuzluğa batmış durumda.

Bu yüzden hem Ataşehir hem de Beşiktaş’ta başkanların görevden alınması doğru.

Keşke bunu örneğin Gökçek için de yapabilselerdi.

Bu fırsattan yararlanarak belediyeler başta olmak üzere, yönetimlerin yolsuzluklardan arındırılması için kafa yormamız lazım.

Kılıçdaroğlu bir mekanizma önermişti:

Eğer CHP iktidara gelirse mecliste bir Kesin Hesap Komisyonu kuracak ve başına da muhalefetten bir milletvekilini getirecekti.

Peki, bunu yerel yönetimlerde de yapamaz mıyız?

Yerel yönetimlerde de bu türlü bir komisyon kurulabilir, başına CHPli olmayan birisi getirilebilir ve bu komisyon tüm akçalı işleri denetler.

Son derece basit ve etkili olabilecek gibi görünen bir yöntem.

İlgezdi ya da Hazinedar gibi adamların peşinden gidip görevden alınmalarını protesto etmek yerine bu tür çözümleri düşünmeli ve önermeliyiz.

Kendi başımıza kışkıramıyoruz bir türlü

Ocak 3, 2018

Türkiye’de Gezi Eylemleri oluyor.

Açıklama: Bunlar Türkiye’nin düşmanları tarafından kışkırtılıyor.

İran’da yönetim kitle gösterileriyle protesto ediliyor.

Açıklama: Bunlar ABD tarafından kışkırtılıyor.

Gürcistan’da Ukrayna’da kitleler yönetimleri değiştiriyor. Açıklama: Soros bunları kışkırtıyor.

ABD’de birkaç yılda bir ayaklanmalar yaşanıyor.

Açıklama: Ezilen Zenciler haklarını arıyor.

Almanya’da anarşist gruplar her yıl ayaklanma yaşatıyorlar.

Açıklama: Yozlaşmış toplumda olur böyle.

Güney Kore’de üniversite öğrencileri hep ayaklanır. O da olur, oralarda normaldir.

Benim anladığım şu: Başka coğrafyalardaki insanlar kendi başlarına kışkırırken bizim coğrafyanın insanları kendi başına kışkıramıyor.

Bir şey yapıyorlarsa hep arkasında başkaları, hainler, düşmanlar, Soros’lar oluyor.