Bu dönemin kahramanı Ahmet Şık’tır:

Temmuz 26, 2017

Ahmet Şık’ın savunmasının tam metni:

Savunma yapmıyorum, itham ediyorum… Cumhuriyet’te aradığınız çete ülkeyi yönetiyor

Cumhuriyet çalışanlarına yönelik davanın üçüncü duruşmasında savunma yapan Ahmet Şık, "Ben burada savunma yapmıyorum, ifade vermiyorum, aksine itham ediyorum" dedi ve "Cumhuriyet’te aradığınız çete, siyasi parti kılığında ülkeyi yönetiyor" diye ekledi.

Şık, savcının sorgusunda ‘İddianamedeki suçlamalara değinmediniz’ demesi üzerine, "İddianamenin üzerinde pek durmadım.

Bence siz de pek kaale almayın" diye cevap verdi.

15 Temmuz’u doğru değerlendirmek

Temmuz 15, 2017

TV’ler, gazeteler, Internet’teki sosyal ağ siteleri değerlendirmelerle dolup taşıyor.

Bu değerlendirmeler hem Ak Parti karşıtlarını tam tatmin etmiyor.

Değerlendirmeler ağızda buruk bir tat bırakıyor.

Bu durumun en büyük nedeni toplum olarak derinlemesine kamplara ayrılmış olmak.

15 Temmuz’u bulunduğumuz kamptan yorumluyoruz ve bu da gerçeklerin tümünü görmemizi olanaksız duruma getiriyor.

Peki, 15 Temmuz kampların bize yüklediği yüklerden sıyrılarak nasıl yorumlanır?

Önce, 15 Temmuz gecesinden başlayalım.

15 Temmuz gecesinin baş kahramanı Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Erdoğan’ın CNN Türk kanalına çıkıp halkı sokaklara, meydanlara davet etmesiyle birlikte darbeciler yenilmeye başladı.

Darbe baştan zayıf bir hareket olarak görünüyordu, başarıya ulaşma şansı düşük gibiydi.

Ama sonradan anladık ki genel kurmay başkanı başta olmak üzere ordunun ileri gelen komutanlarının çoğu darbeciler tarafından yakalanmış.

Darbeciler TRT, Türk Telekom, Türksat, valilikler, belediye başkanlıkları gibi önemli noktaları ele geçirmeye çalışmış ve büyük ölçüde başarılı da olmuş.

Dolayısıyla Erdoğan’ın çıkışı olmasa darbe büyük olasılıkla başarıya ulaşacaktı.

Erdoğan’ın Yunan adalarına kaçma davetini geri çevirip olayların merkezindeki İstanbul’a gitme isteği ise başka bir cesaret örneği.

Aynı saatlerde Kılıçdaroğlu’nun partili bir belediye başkanının evinde TV seyrederek zaman geçirmesini bununla karşılaştırabiliriz.

15 Temmuz gecesinin ikinci kahramanı, Erdoğan’ın çağrısıyla meydanlarda darbecilerle çatışan, onları engelleyen, dengelerini bozan halktır.

Bu kişiler büyük oranda Ak Parti yandaşıdır ya da sempatizanıdır.

Ak Parti muhalifleri (bu satırların yazarı da dahil olmak üzere), aynen Kılıçdaroğlu gibi olayları TVden izlemeyi tercih etmiştir.

15 Temmuz gecesinin son kahramanı Ömer Halisdemir’dir.

Ömer Halisdemir, Atatürk’ün kurduğu cumhuriyetin, onun ordusunun disiplin simgesidir.

Çocuklarını, eşini, annesini, babasını düşünmeden aldığı emri yerine getirme yolunda canını vermekten çekinmemiştir.

Her şeye moralimiz bozulsa bile Ömer Halisdemir’in ve onun gibilerinin varlığı hepimizi ferahlatmalıdır.

15 Temmuz gecesinde kahramanlaşanları bu şekilde teslim ettikten sonra durup 15 Temmuz’a yol açanları da saptamalıyız.

15 Temmuz’a gelmemizin birinci nedeni, 15 Temmuz’un baş kahramanı Erdoğan’ın ta kendisidir.

Erdoğan, iktidara geldikten sonra, laik kesimden gelen Cemaat’e ilişkin her türlü uyarıyı göz ardı etmişti.

Bu uyarıları şu Facebook sayfasından öğrenebilirsiniz:

https://www.facebook.com/AKPartiBiliyordu-1846772788892759/?fref=ts

Erdoğan, uyarıları önemsemedi, Cemaat’i besleyip büyüttü ve onu laik kesimi yıpratmak için kullandı.

Beslediği, büyüttüğü Cemaat da onu yemeye kalktı.

Erdoğan’ı sevmemek Cemaat’e sempati beslemeye yöneltmemeli bizi.

Cemaat Erdoğan’dan 1000 kez daha kötüdür.

Erdoğan’a karşı iyi-kötü bir muhalefet halen yapılabiliyor.

Cemaat iktidara gelse böyle bir olanağımız kalmazdı.

Yine Erdoğan karşıtı cephe olarak Cemaat’ten yararlanmaya çalıştığımız da kesindir.

Seçimlerde onların oyunu istedik ve aldık.

Birçok yerde onlarla işbirliğine gittik.

Buradaki temel fikrimiz “Bugüne kadar Erdoğan Cemaat’i kullandı, şimdi de biz kullanalım” oldu.

Bu yolda Zekeriya Öz gibi aşağılık bir insanı bile destekledik, Erdoğan’ın yolsuzluklarını ortaya çıkarıyor diye.

Aynı Öz’ün ve arkadaşlarının yüzlerce vatanseveri komplolarla hapse attığını unuttuk.

Ak Parti yandaşlarının kusuruysa Erdoğan’ın Cemaat ile yakın ilişkilerini körlemesine reddetmek oldu.

Bununla yetinmeyip, gerçekleri çarpıtıp Cemaat’i asıl laik kesimin desteklediğini bile iddia edebildiler.

Bu yüzden, aynen 15 Temmuz gecesi gibi, laik kesim bir türlü anma törenlerini, etkinliklerini desteklemiyor, katılmıyor.

Erdoğan bu durumun da sorumlusu.

Bu ayrıymış topluma bakıp düşünmeli.

Ak Parti muhalifleri düşünmenin ötesine geçmeli.

Hep bizim Ak Parti yandaşlarından daha akıllı, mantıklı, bilgili olduğumuzu savunuyoruz.

Bunun doğru olma olasılığı yüksek.

Ama akıllı, mantıklı, bilgili olmak bize büyük sorumluluklar da yüklüyor.

Öncelikle yaşadığımız ayrışmayı, kamplaşmayı bizim daha da büyütmememiz gerekiyor.

Ayrışma bize değil Erdoğan’a yarıyor çünkü.

Biz Geziciyiz.

Ak Partililerse 15 Temmuz’cu.

Biz daha çok 15 Temmuzcu olmalıyız.

15 Temmuzcular da daha fazla Gezici.

Böyle yapmazsak ne olur?

Erdoğan bizi kapar.

15 yıldır yaptığı gibi.

Mennan usta ve çıtayı düşük tutmak

Temmuz 13, 2017

Mennan usta Türkiye çapında bilinen bir kişidir.

Gaziantep’li Mennan usta eğitimsiz ama yetenekli birisi.

Yetenekli olduğu alan taklitçilik.

Mennan usta gördüğü bir makineyi birebir taklit edebiliyor, ucuza da mal ediyordu.

Bu yüzden de çok sayıda kişinin idolü olmuş durumda.

Çocuklara, gençlere örnek gösteriliyor, daha fazla Mennan ustaya gerek var deniyor.

Ama Mennan usta’nın aslında örnek gösterilecek bir yanı yok.

Tüm yaşamı boyunca, orijinal hiçbir şey üretmeden, başkalarının tasarlayıp ürettiği şeyleri kopyalamak nasıl örnek gösterilebilir?

Kopyalama ve taklitçilik geçici olabilir; kopyalama ve taklitle başlayıp orijinal üretime geçen çok sayıda firma ya da ülke var.

Tayvan ve Çin ilk başta böyleydiler; yalnızca kopyalıyorlardı, taklit ediyorlardı.

Ama şimdi durum bu değil.

Örneğin Çin’in tarihi 30 yılı bulmayan firması Huawei şu anda dünyada altmıştan fazla ülkede faaliyet gösteriyor, çok sayıda orijinal ürün üretiyor.

Tayvan ise bilgisayar parçaları dediğimiz zaman aklımıza gelen bir ülke.

Mennan usta ise yaşamı boyunca hep kopya yaptı.

Bir tane bile orijinal ürünü yok.

Türkler olarak çocuklarımıza bu kişiyi mi örnek göstermeliyiz?

Örnek gösterilebilecek başka kimseler var mı?

Var.

Resimdeki kişi George Hotz.

17 yaşındayken, bir yaz tatili boyunca uğraşıp Iphone telefonu kırdı, her operatörle çalışabilecek duruma getirdi.

Bunu yaparken büyük paralar harcamadı. Yalnızca zaman ve akıl kullandı.

Hotz son olarak da 80 dolarlık bir cihaz üretti.

Bu cihazla bilgisayarlı arabaların (şu anda tüm arabalar böyle neredeyse) parametrelerinin izlenmesi ve değiştirilmesi mümkün olacak.

Çocuklarımıza örnek gösterebileceğimiz kişi Hotz ve benzerleri olabilir, Mennan usta değil.

Ayşe Aral ölmüş

Haziran 21, 2017

Çok genç ölmüş.

Birkaç kez yazılarını okumaya çalışıp yarıda bırakmıştım.

Yazıları olağanüstü kötüydü çünkü.

Eş-baba kontenjanından yazar-ünlü olan kişilerden birisiydi.

Keşke ölmeden bu tür kişilerin sayısı azalsaydı.

Herkes için daha iyi olurdu.

Yerli yazılım güvenliği sağlayabilir mi?

Haziran 5, 2017

Siber alanda güvenliği sağlamak için kaynak koduna sahip olduğumuz yerli yazılımların kullanılması gerektiğini herkes söyleyip duruyor.

En saçma iddialardan birisi bu!

Bunun böyle olduğunu görmek için ABD’ye ve İsrail’e karşı yapılan siber saldırıları anımsamak yeterli.

Rus hacker’ların saldırısının ABD başkanlık seçimini bile etkilediği iddia ediliyor!

Hamas’ın hacker’larıysa İsrail askerlerinin telefonlarını ele geçiriyor, İsrail TVlerinin yayınına müdahale edip propaganda yapabiliyor!

Güvenlik konusundaki yazılımların hemen hepsi ya ABD ya da İsrail firmaları tarafından üretiliyor.

Yani bu ülkeler için “yerli” yazılımlar bunlar.

Kaynak kodu da kendilerinde!

Ama bu durum saldırıları etkilemiyor, engellemiyor.

Güvenlik konusu yerlilikten öte bir şeydir.

Güvenlik konusunda yerli yazılım diye diretmek yalnızca birtakım insanlara ve firmalara para saçmayla sonuçlanacaktır.

Cem Seymen saçmalamaya devam ediyor

Haziran 4, 2017

Cem Seymen İzmir Belediye başkanı Aziz Kocaoğlu ile röportaj yapıyor.

Büyük kartellerin hastalıkları besleyip sonra da milyarlarca dolarlık ilaç sattığını iddia ediyor.

Cem Seymen bu sığlığıyla, palavracılığıyla üniversiteler de dahil olmak üzere çok sayıda okula davet edilip konuşturuluyor.

Yazık!

Türkiye bu kadar sığ bir adama mahkum değil.

Muhalefetin sığlığının en iyi göstergelerinden birisi: Zeytin yasasına karşı tepki

Mayıs 31, 2017

Hükümet zeytinliklerle ilgili bir yasa çıkarmaya çalışıyor.

CHP başta olmak üzere muhalefetin tüm unsurları bu yasaya karşı.

Bu yasanın zeytinliklerin sonunu getireceğini iddia ediyorlar.

Yasa çıkarsa zeytin ağaçları kesilecek, yerlerine villa ve fabrika yapılacakmış.

Sığ, gerçeklerden uzak, aptalca bir iddia!

Hali vakti yerinde çok sayıda insanın zeytinlik satın aldığını ya da sıfırdan kurduğunu biliyorum ya da medyadan izliyorum.

Zeytin gözde bir meyve. Zeytin yağı da sağlıklı beslenmenin ögelerinden birisi oldu.

Zeytinlikler iyi para getiriyor.

Böyle bir ortamda insanlar neden zeytinliklerini bozsunlar, zeytin ağaçlarını kessinler?

Kesmek isteyenlere de neden engel olunsun?

Çiftçiler para kazanamayınca ellerindeki ağacı kesip başka ürüne yöneliyorlar ve bu sağlıklı bir işlem.

Zeytinin ne ayrıcalığı var?

Üstelik yeni yasa bile yeterince cesur değil.

Yasaya göre “Özellikle alternatif alan bulunamaması ve Zeytinlik Sahaları Koruma Kurulu’nun uygun görmesi şartıyla, bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış yatırımlar yapılmasına izin verilebilecek.”

Zeytinlik Sahaları Koruma Kurulu nedir yahu?

İnsanların para kazandıkları için gözü gibi baktıkları, durmadan sayıları artan zeytinlikleri korumak için neden bir kurul var?

Muhalefetin artık bir bardak suda fırtına koparmaktan vazgeçip anlamlı düşünceler üretmesi, projeler geliştirmesi gerek.

Fidye saldırılarına karşı

Mayıs 22, 2017

Dosyaları şifreleyip fidye isteyen kötü yazılımların saldırısına uğradıysanız bilgisayarınızı yeniden başlatmayın ve aşağıdaki linkten ilgili kurtarma aracını indirip çalıştırın.

Her duruma çare değil, çalışmayacağı bazı kombinasyonlar var ama denemek bedava sonuçta:

https://github.com/gentilkiwi/wanakiwi/releases

Erdoğan, İbni Haldun Üniversitesi’nde konuşuyor

Mayıs 20, 2017

Ak Parti öncesi dönemi eleştiriyor, yerin dibine batırıyor.

Üniversiteye getirdiği eleştirilerin belli bir doğruluk payı da var.

Ama bu eleştirilen üniversite, aynı zamanda İslam dünyasında halen en çok bilimsel üretim yapan üniversite.

Öte yandan, her gün televizyonlarda programlara çıkan Ak PArti akademisyenlerine bakıyorum.

15 yıldır besleniyorlar, destekleniyorlar, terfi ediyorlar.

Peki bu akademisyenler bu süre içinde ne ürettiler, ne geliştirdiler, ne yayınladılar?

Microsoft sınavlarının anlamsızlığı üzerine

Mayıs 17, 2017

Bu yakınlarda bir öğrencim Sharepoint 2013 Core Technologies sınavına (70-331) girdi.

Sınavda hangi soruların çıktığını konuşurken yedekleme ve yedekten geri dönüşe ilişkin soru çıkıp çıkmadığını sordum.

Yedekleme konusunda tek bir soru bile çıkmamış!

Halbuki yalnızca Sharepoint için değil her ürün için yedekleme ve yedekten dönüş en önemli konudur.

Bir ürünün uzmanı olan kişinin o ürünü nasıl yedekleyeceğini ve yedekten nasıl döneceğini bilmesi gerekir.

Ben Sharepoint kurslarında Sharepoint içinden, SQL Server içinden ve Windows’un kendi yedekleme programından nasıl yedekleneceğini ayrıntısıyla anlatıp gösteriyorum.

Sınavın da bu konuyu sorgulaması gerekir.

Peki, sınavda bu yaşamsal konu yok da ne var?

Her türlü ince ayrıntı var!

Sharepoint’in yönetim arabiriminde yüzlerce parametre vardır ve soru üretilmesi istenirse bu parametrelerden yüzlerce soru üretilebilir.

Sınavda da böyle yapılmış ve deneyimli Sharepoint uzmanlarının bile bilmeyeceği, normalde önemi düşük olan konulardan çok sayıda soru sorulmuş.

Bu durum yalnızca Sharepoint’e özgü de değil: Microsoft’un hemen her sınavı böyle.

Yaşamsal kavramların öğrenilip öğrenilmediği sorgulanmıyor bu sınavlarda.

Bu halleriyle de sınavlar bir şeye yaramıyor.

Herkes bu durumun çok iyi farkında olduğu için çıkmış olan sorular İnternetten aranıp buluyor, bu sorular ezberleniyor, sınavlar da bu şekilde geçiliyor.

Her biri 100 dolar olan bu sınavların varlığını sorgulamanın zamanı geldi de geçiyor.