Apple, İrlanda’ya 15 Milyar Dolar Ödeyecek. Ama İrlanda bunu istemiyor!

Mayıs 20, 2018

Yabancıların işine akıl-sır ermiyor.

Avrupa Birliği’nin Rekabet Komisyonu Apple’ın İrlanda’ya 15 milyar dolar ödemesine karar verdi.

Apple bunu kabul etti ve parayı parça parça ödeyeceğini açıkladı.

Ama İrlanda hükümeti bu kararı temyize hazırlanıyor; yani, havadan gelecek bir parayı reddediyor.

Bu dava İrlanda hükümetlerinin ülkelerine yabancı şirketleri çekmeye çalışmasının sonucu.

İrlanda yabancı şirketlerin hem İrlanda içindeki hem de dünya çapındaki faaliyetlerinden dolayı düşük vergi vermesine ortam hazırladı.

Apple, Microsoft, Google gibi firmalar da Avrupa ve dünya çapındaki işlemlerini İrlanda’daki merkezlerinden yürütmeye başladı.

Bu firmalar her ülkede faaliyet gösteriyor ama karlarını İrlanda’da gösteriyorlar, İrlanda yasalarından yararlanarak son derece düşük vergi ödüyorlar.

Bunun İrlanda’ya yararı ise firmaların İrlanda’da çalıştırdıkları insanlar oluyor.

İrlanda vatandaşları bu firmalarda yüksek ücretlerle çalışıyor.

Bu nedenle de İrlanda firmaların ürkmesini, işleyişin bozulmasını istemiyor.

Sonuçta da havadan gelecek 15 milyar doları iptal ettirmeye çalışıyor.

Avrupa Birliği bu duruma karşı.

Çünkü verginin mantığı, kazancın elde edildiği ülkede vergi verilmesi şeklinde.

Firmalar, İngiltere’de, Almanya’da, Türkiye’de kazanıp bu ülkelere hiç yararları olmadan İrlanda’da vergi vermemeli.

Avrupa Birliği’nin kazanacağı kesin. Artık firmalar bu türlü alavere-dalavere yapamayacak, bir ülkeden para elde ediyorsa o paranın vergisini de o ülkeye ödeyecek.

Aynı zamanda, Avrupa Birliği’nin bunu yapma şekli de göz alıcı.

Avrupa Birliği yasak koymuyor, rest çekmiyor, erişimi engellemiyor.

Yalnızca yasal yolları kullanarak ve firmaların da bu yasalara uymasını sağlayarak sonuca gidiyor.

Uygarlık biraz da bu demek.

Reklamlar

Gazeteci, haberci ne yapar?

Mayıs 17, 2018

İngiltere’de bir haber programında Gazze ve İsrail tartışılıyor.

Sunucunun birisi Filistin, diğeri İsrail görüşlerini savunan iki konuğu var.

İsrail temsilcisi “Öldürülenler Hamas’ın çağrısı üzerine sınır geçip masum Yahudileri öldürmeyi amaçlayan teröristlerdi” iddiasında.

Deneyimli sunucu “Öldürülenler arasında kadınlar, çocuklar, yaşlılar, sakatlar var, bunların hepsi nasıl terörist olabilir? Bu kadar insanı öldürmeden bir çözüm bulamaz mıydı İsrail?” diyor.

Sunucu sonra Filistinliye dönüyor. O da “Bu bir sivil protestoydu, barışçıydı” diyor. Sunucu “Nasıl oldu da bir anda bu kadar insan sınırda toplandı? Hamas’ın rolünü inkar mı ediyorsunuz? Protestocuların bazılarında ateşli silahlar, kesici silahlar, Molotof kokteylleri bulunmasına ne diyorsunuz?” diye soruyor.

Haber programlarının yapısı hemen her zaman bu şekilde. Tartışılacak konunun tarafları hazır bulunuyor, program bir monolog şeklinde sürmüyor.

Haberci-sunucu-gazeteci tarafları dinliyor ama hep onların çelişkilerini bulmaya çalışıyor, karşı tarafın da haklı olabileceği yerleri göstermeye çalışıyor.

Bizde haberci-sunucu-gazeteci dediğimiz zaman gerçekleri ortaya dökmekten çok kendi safının borazanlığını yapan adamlar görüyoruz.

Gazetecilerde, habercilerden beklentimiz gerçekleri ortaya koymaları, tarafların görüşlerini sergilemeye çalışmaları olmalı.

Bir gazeteciyi ya da haberciyi alkışladığınız zaman düşünün: Bunda yanlış bir şey var, bunda eksik bir şeyler var, bunda palyaçoluk var.

Palyaçolara değil gazetecilere, habercilere gereksinimimiz var.

Eleştirel Düşüncenin Önemi

Mayıs 15, 2018

31 yıl boyunca Yehova Şahitleri adlı dinsel organizasyonun üyesi olan Mark Jones adında bir kişi kendi deneyiminden yola çıkarak insanların nasıl dinsel cemaatlere, dogmatik örgütlere katıldığını açıklıyor.

Açıklaması kabaca şöyle:

Yalnızca kişisel yaraları olanlar değil normal gördüğümüz insanlar da bu tür cemaatlere katılabilir.

Cemaatin düşünceleri tek bir seferde değil, yavaş yavaş adaylara ve üyelere aktarılır.

Yavaş yavaş aktarılan düşünceler üyelerin önceden bildikleri her şeyi sorgulamalarına neden olur. Dünyayı başka bir gözle, cemaatin gözüyle görmeye başlarlar.

Dünya ve içinde yaşanılan toplumun olumsuz özellikleri abartılır, olumlu yanları görmezden gelinir.

Dünyanın olumsuzluğunun yalnızca cemaat üyeleri sayesinde iyiye döndürülebileceği söylenir.

Cemaat üyeleri iyidir, seçkindir. Diğer insanlar kötüdür, aptaldır ya da gerçekleri göremeyecek kadar kördür.

Yalnızca cemaat üyeleri doğruyu bilen insanlardır.

Cemaate girip sonradan çıkmış olanlara inanılmaması öğütlenir. Onlar haindir.

Toplantılara katılmak ve cemaat üyeleriyle sosyalleşmek önemlidir.

Cemaatin başı Tanrı katında bir insandır. Hikmetinden sual olunmaz. O ne yapıyorsa doğrudur. Yanlış varsa onda değil onu izleyenlerin yetersizliğindedir.

Yukarıda anlatılanların Türkiye’deki FETÖ’ye oldukça uyduğu dikkatinizi çekmiştir.

Ama bu özellikler dinsel cemaatlere özgü değildir.

Terörist sol örgütler de (DHKC, TKPML vb.) üyelerini benzer bir zihniyetle yönetir.

Etnik örgütlerde (PKK gibi) de benzer bir yapıyı görürüz.

Peki, bu tur örgütlerin panzehiri nedir?

Ne yaparsak, çocuklarımızı nasıl yetiştirirsek bu örgütlerin üye kazanmasının önüne geçebiliriz?

Bunun birinci yolu, çocuklardan başlayarak herkeste eleştirel düşünceyi geliştirmektir.

Eleştirel düşünce, gerçekleri olduğu gibi kavramaya yöneliktir.

Bizim gibi düşünenlerin yanlışı olabilir, bizim gibi düşünmeyenlerin doğrusu olabilir demektir.

Karşıtımızı suçlamadan önce, insanları bizden olanlar ve kötü-hain olanlar diye ayırmadan önce, kendimizi onların yerine koyup onları anlamaya çalışmak demektir.

Düşüncelerimizi yalan-yanlış iddialara, bilgilere değil nesnel gerçeklere dayandırmaya çalışmak demektir.

Dünyada çok sayıda kötü şeyin olabileceğini kabul ederken onlardan daha fazla olan iyi şeyleri de görmeye çalışmak demektir.

Eleştirel düşünceyi geliştirmezsek ne olur?

Fethullah gider, insanlar Methullah’a inanmaya başlar.

Bir terörist örgüt yok olur, başka bir terörist örgüt çıkar.

Kısır CHP, fırsatçı gazeteciler

Mayıs 11, 2018

CHP’nin ana sorunlarından birisi sürekli para dağıtmaya çalışması:

Aile Sigortası, köylülere 1 TLden mazot sözü, emeklilere ikramiye, yüksek asgari ücret vb.

CHP bu konuda çok üretken.

CHP’nin kısır olduğu alansa Türkiye’yi ileri götürecek plan ve projeler.

Geçen seçimde Merkez Türkiye projesi dışında bir proje vaadi yoktu.

Bu seçimde o da yok.

CHP’nin kötü yanlarından birisi de gazeteci milletvekilleri.

ABD’de Washington Post’un ünlü ve değerli gazetecileri, fikirleri etkilenmesin diye seçimlerde oy bile vermeyeceklerini açıklarken bizdekiler kamuoyundaki görünürlüklerini fırsata çeviriyor, kapağı meclise atmaya çalışıyor.

Barış Yarkadaş da bu tür fırsatçı gazetecilerden birisi.

Aşağıdaki resimde de Yarkadaş’ın bir önerisi görülüyor.

Para nasılsa cebimden çıkmıyor deyip anlamsız bir öneri getirmiş.

Söyleyecek sözü olmadığı için CHP’nin hastalıklı özelliğine uygun davranmış.

CHP ve diğer partiler bu tür fırsatçı gazetecilere meydan vermemeli.

Para dağıtmak dışında da öneri üretmeli.

PowerShell kitabım piyasaya çıktı

Nisan 27, 2018

Yararlı olması dileğiyle:

http://www.kitapyurdu.com/kitap/powershell/459531.html&manufacturer_id=5084

Kime Oy Verelim?

Nisan 20, 2018

Yine bir seçim geliyor. Yine bir seçim muhalefet tarafından ölüm-kalım seçimi ilan ediliyor.

Bundan önceki seçimler, hiçbir seçimin ölüm-kalım seçimi olmadığını gösterdi.

Bu seçim de böyle değil.

Oy verirken daha rahat olalım bu nedenle.

Ben CHP üyesi olduğum halde CHP’ye oy vermeyeceğim.

Çünkü CHP 17 yıllık Ak Parti iktidarı dönemini iyi değerlendiremedi, kendini yenileyemedi.

Deniz Baykal zamanında da böyleydi, Kılıçdaroğlu zamanında da.

CHP’den akıl dışı iddialar, komplo teorileri dışında bir şey çıkmıyor.

Eğer seçime girmeyi başarabilirse Meral Akşener’e oy vermeyi düşünüyorum.

Akşener de yeni projeler, fikirler bakımından çok farklı değil.

Ama yepyeni olması bile yeterli.

Yanında da Durmuş Yılmaz benzeri işinin uzmanı adamlar var.

Bu da, şu anda olmasa bile, iktidarda çok fazla hata yapmayabileceğini gösteriyor.

Akşener umut vaad ediyor.

Tabii ki bu umudumuz da boşa çıkabilir, aynen Kılıçdaroğlu’nun başkan oluşuyla umutlandığımız gibi.

Ama denemeye değer.

Eğer Akşener bir şekilde aday olamazsa seçimlerde boş oy vermeyi düşünüyorum.

Bu şekilde, kendini yenileyemeyen CHP’yi cezalandırmış oluruz.

CHP seçmenlerin cezalandırmasını hak ediyor.

Daha yeni her zaman ve her konuda daha iyi midir?

Nisan 18, 2018

Alan Turing ve Enigma makinesinin öyküsünü çoğu kişi bilir.

Almanya’nın 2. Dünya Savaşı’nda verileri şifrelemek için kullandığı Enigma makinesinin ve şifrelerin yapısı Alan Turing tarafından çözüldü.

Turing’in çalıştığı yer İngiltere’deki Bletchley Park’tı.

10 yıl önce Bletchley Park’ta bir Ulusal Bilişim Müzesi kuruldu.

Bu müze 10. Yıl anısına bir yarışma düzenledi.

Yarışmada amaç 15 saniye içinde en çok sayıda Fibonacci sayısı bulmaktı.

Yarışmaya 1940 yılından bir Facit hesap makinesi, 1951 yılından Harwell Dekatron/WITCH bilgisayarı, 1965 yılından bir PDP-8 bilgisayarı, 1977 yılından bir Apple II bilgisayarı, 1981 yılından bir BBC Micro bilgisayarı, 1998 yılından bir Windows 98 bilgisayarı ve günümüzden de IPhone 6S bilgisayarı katıldı.

Birinci gelen, en çok sayıda Fibonacci sayısı üreten bilgisayar BBC Micro oldu!

BBC Micro’nun basit yapısı birinciliği kazanmasındaki ögelerden birisi.

Bugünlerde benzer bir deneme daha yapıldı.

Microsoft ve Google’da çalışan Dan Luu adındaki bilgisayar mühendisi, eski ve yeni bilgisayarların etkileşim hızını ölçmek istedi. Etkileşim hızı, klavyeden bir tuşa basılması ve buna karşılık ekranda bir yanıtın gelmesiyle ölçüldü. Luu saniyede 1000 kare çeken fotoğraf makinelerini kullanarak ölçümler yaptı.

Bulduğu sonuç şu: 34 yıllık Apple II makinesinin tepki verme süresi 30 milisaniye iken 7. Kuşak i7 işlemcisi kullanan yeni bir bilgisayarda bu süre 200 milisaniye çıktı!

Tabii şu söylenebilir: Bir Windows 98 makinesi bir BBC makinesinin yapamadığı çok şeyi yapabilir. Yeni bir Macintosh bilgisayarı Apple II bilgisayarının yapmayı düşünemeyeceği şeyleri yapabilir.

Yine de, yapılabilecek şeyler artarken basitlik ve performans da korunsa iyi olur diye düşünüyor insan.

Babalar ve oğullar

Nisan 16, 2018

TV dizilerinde bazen çok akıllıca mesajlar çıkıyor.

Big Bang Theory dizisinin yan dizisi olan “Genç Sheldon”ın bir bölümünde babası Sheldon’ı Uzay Mekiği’nin fırlatılışına götürüyor.

Önlerinde uzun bir yol var; saatlerce araba kullanıyorlar. Yol boyunca sohbet etme olanakları oluyor.

Yol uzun olduğu için de bir motelde konaklıyorlar. Sheldon geceyi babasıyla aynı yatakta geçiriyor.

Ertesi gün de hava kötü olduğu için Mekik’in fırlatılışı erteleniyor, onlar da dönmek zorunda kalıyor.

Sheldon yıllar sonra bu geziyi babasıyla geçirdiği en zevkli gezi olarak anıyor. Bunu babası ölmeden ona da söylemiş olmayı diliyor.

Babaların yapabileceği en güzel şeylerden birisi oğullarıyla baş başa zaman geçirmek.

Böyle bir şeyin yerini başka hiçbir şey tutamaz herhalde. Hem babalar hem de oğullar için.

İngiltere’deki Sağlık Sİstemi

Nisan 15, 2018

İngiltere’de Türkiye’dekine benzer bir sağlık sistemi var: NHS (National Health Service).

Bu sistemin kendine göre sorunları var ama genelde işe yaradığı ve herkes tarafından beğenildiği söylenebilir.

NHS’in temeli 1942 tarihli bir rapora dayanıyor. William Beveridge’in hazırladığı rapor şimdikine benzer bir sistem öneriyor.

Raporun tarihi önemli: 1942. Rapor İkinci Dünya Savaşı tüm şiddetiyle sürerken ve Almanya’nın yenileceği belli değilken hazırlanmış.

Savaş sonrası başa geçen İşçi Partisi de bu raporun öngördüğü sistemi 1948 yılında hayata geçirmiş.

NHS’in yaratılışı Türkiye’de muhalefet partilerine ve muhaliflere örnek olmalı.

Şu anki koşullar ne kadar ağır olursa olsun, Türkiye’nin büyük sorunları için büyük projeleri üretmek gerekli.

İktidara geldiklerinde ne yapacakları belli olmalı.

Yalnızca partiler değil kişiler de sorunlar ve çözümler üzerine kafa yormalı.

Kötü Bir Yenileme Çalışması: HSBC

Nisan 11, 2018

HSBC’den şöyle bir mail geldi:

Dünya çapındaki bir banka 2 gün süreyle hizmet veremez hale geliyor!

Gördüğüm en kötü sistem yenileme çalışması bu olabilir.

Hiçbir yenileme çalışması bir bankanın ya da herhangi bir başka kurumun 2 gün süreyle çalışmamasına yol açmamalıydı.